değiş

listen to the pronunciation of değiş
Türkisch - Englisch
barter

He was bartering information. - Bilgi değiş tokuş ediyordu.

exchange; trade
swap

Tom wishes he could swap places with Mary. - Tom yerleri Mary ile karşılıklı değiştirebilmeyi diliyor.

Would you like to swap jobs? - İşleri değiştirmek ister misin?

{f} changing

He's always changing his mind. - O her zaman fikrini değiştiriyor.

If you request a further discount, we suggest changing the terms of payment. - Daha fazla bir indirim talep ederseniz, ödeme koşullarını değiştirmeyi öneririz.

{f} alternating
{f} change

That'll change nothing. - O hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

That won't change anything. - O hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

{f} range

Prices range from one to five dollars. - Fiyatlar bir dolarla beş dolar arasında değişir.

In the summer, the temperature ranges from thirty to forty degrees Celsius. - Yazın, sıcaklık otuzla kırk santigrat arasında değişkenlik gösterir.

{f} altering

I'm tired of altering my plans every time you change your mind. - Senin her fikrini değiştirdiğin zaman planlarımı değiştirmekten usandım.

He's proposing a suggestion for altering the research method. - O araştırma yöntemini değiştirmek için bir öneri teklif ediyor.

{f} ranging

In Colombia, the population is classified into social strata ranging from one to six, one being the poorest and six being the richest. - Kolombiya'da nüfus birden altıya kadar değişen sosyal katmanlara göre sınıflandırılır. Bir en fakir olma ve altı en zengin olma.

Many boys and girls ranging from 12 to 18 entered the contest. - 12 ila 18 arasında değişiklik gösteren birçok erkek ve kız yarışmaya katıldı.

vary

Opinions vary from person to person. - koşullardan insandan insana değişir.

Social customs vary from country to country. - Sosyal gelenekler ülkeden ülkeye değişir.

{f} varying

There are varying explanations. - Değişik açıklamalar var.

{f} alternate
contact

If the address changes, please contact us. - Eğer adres değişirse, lütfen bizimle bağlantı kurun.

değiş tokuş
exchange

Tom and Mary exchanged numbers. - Tom ve Mary numaraları değiş tokuş etti.

They decided to exchange prisoners. - Onlar mahkumları değiş tokuş etme kararı aldılar.

değiş tokuş etmek
exchange
değiş tokuş
swap
değiş tokuş etmek
interchange
değiş tokuş
barter

He was bartering information. - Bilgi değiş tokuş ediyordu.

değiş tokuş edilebilir
interchangeable
değiş tokuş etmek
barter
değiş tokuş etmek
change
değiş tokuş etmek
swap
değiş etmek
to exchange (one thing) for (another)
değiş etmek
to exchange
değiş me / tadil
(Hukuk) (tir) amendment
değiş tokuş
exchange, barter
değiş tokuş
dicker
değiş tokuş
swop
değiş tokuş
permutation
değiş tokuş
truck
değiş tokuş
exchange, barter, swap, interchange
değiş tokuş dükkânı
trading post
değiş tokuş etmek
to barter, exchange; to exchange (one thing) for (another)
değiş tokuş etmek
commute
değiş tokuş etmek
swop
değiş tokuş etmek
traffic
değiş tokuş etmek
to barter, to exchange, to interchange, to trade, to swap
değiş tokuş etmek
truck
değiş tokuş etmek
bargain
değiş tokuş
(Ticaret) tradeoff
değiş tokuş
interchange
değiş tokuş
trading
değiş tokuş
swapping
değiş tokuş
swap,swop
elektron değiş tokuşu
electron exchange
iyon değiş tokuşu
ion exchange
değiş
Favoriten