baskın

listen to the pronunciation of baskın
Türkisch - Englisch
raid

Why did the FBI raid Tom's house? - Neden FBI Tom'un evine baskın yaptı?

Our army staged a night raid against the enemy. - Bizim ordu düşmana karşı bir gece baskını düzenledi.

dominant

The union has a dominant influence on the conservative party. - Sendikanın muhafazakâr bir parti üzerinde baskın bir etkisi var.

She has a dominant personality. - Onun baskın bir kişiliği var.

heavy

In the wake of the heavy rain, there was a major flood. - Şiddetli yağmurun ardından büyük bir sel baskını oldu.

We had flooding because of last week's heavy rains. - Geçen haftanın sağanak yağışları nedeniyle su baskınımız vardı.

pressed down
overpowering, superior
biol. dominant
descent
heavy, oppressive
overpowering
sudden attack
(Konuşma Dili) unexpected visit
forage
unexpected attack, raid
inroad

The army made inroads into the neighboring country. - Ordu komşu ülkeye baskınlar yaptı.

irruption
preponderant
foray
swoop
predominant
surprise

Our army took the kingdom by surprise. - Ordumuz kırallığa baskın yaptı.

incursion
prepotent
raid, inroad, foray, incursion; (polis baskını) bust; descent (on/upon sb), unexpected visit; dominant, predominant
more powerful (than)
(Askeri) invasion
(Avcılık) entry
descent on
dominant wind
(Askeri) floods

Man fears disasters such as floods and fires. - İnsan su baskınları ve yangınlar gibi felaketlerden korkar.

Dozens of people have died in flash floods triggered by torrential rain. - Onlarca insan şiddetli yağmurun yol açtığı ani su baskınlarında öldü.

(Askeri) blitz
swoop down on
descent upon
overflow
overwhelming
bust

The police have made hundreds of drug busts across the country. - Polis ülke çapında yüzlerce uyuşturucu baskınları yaptı.

irruptive
inroads

The army made inroads into the neighboring country. - Ordu komşu ülkeye baskınlar yaptı.

surpassing
(Askeri) surprise attack
baskın yapmak
raid
baskın çıkmak
extinguish
baskın çıkmak
surpass
baskın (tür)
(Denizbilim) dominant
baskın düzenlemek
raid
baskın tür
(Biyoloji) dominant species
baskın kişilik
dominant personality
baskın olmak
to be dominant
baskın olmayan
non dominant
baskın birlikleri
shock troops
baskın dalga
dominant wave
baskın gelmek
1. to be heavy. 2. to seem irresistible
baskın gelmek
to be heavy
baskın gibi
irruptive
baskın karakter
dominant
baskın mod
dominant mode
baskın olmak
to predominate
baskın vermek
to be raided, be caught red-handed
baskın yapmak
to make a surprise attack (on), swoop down on
baskın yapmak
take by surprise
baskın yapmak
bob up
baskın yapmak
catch
baskın yapmak
descend
baskın yapmak
forage
baskın yapmak
a) to raid, to make a foray b) (polis) to bust, to descend (on/upon sb/sth) c) to descend (on/upon sb/sth), to visit unexpectedly
baskın yapmak
swoop
baskın yapmak
swoop down
baskın yapmak
swoop on
baskın çıkan
surpassing
baskın çıkmak
talk down
baskın çıkmak
to come off best, to prevail, to surpass
baskın çıkmak
to get the upper hand (over), be superior (to)
baskın çıkmak
trump
baskın çıkmak
preponderate over
baskın çıkmak
euchre
baskın çıkmak
preponderate
genetik olarak daha baskın olan
prepotent
sahte baskın
token raid
Türkisch - Türkisch
Kısa süreli, beklenmedik saldırı: "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış."- R. H. Karay
Sertlik, zorluk bakımından üstün: "Belli bir şey ki, bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar."- H. Taner
Sertlik, zorluk bakımından üstün
Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
Kısa süreli, beklenmedik saldırı
dominant
BASKIN
(Osmanlı Dönemi) Ansızın, birdenbire hücum
BASKIN
(Osmanlı Dönemi) Basıp geçen, galip, üstün
BASKIN
(Osmanlı Dönemi) t. Ağır, sakil
baskın yapmak
Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek
baskın yapmak
Düşmana ansızın saldırmak
baskın yapmak
Ansızın konuk gelmek
baskın
Favoriten