basitleştirme

listen to the pronunciation of basitleştirme
Türkisch - Englisch
simplification
facilitation
vulgarization
basit
{s} elementary
basit
simple

He couldn't do even simple arithmetic. - O, basit aritmetiği bile yapamadı.

Tom couldn't even answer the simple questions. - Tom basit sorulara bile cevap veremedi.

basitleştirmek
{f} simplify
basit
easy

This easy chair is quite comfortable. - Bu basit sandalye oldukça rahattır.

This English novel is not easy enough for you to read in a week. - Bu İngilizce roman, bir haftada okunacak kadar basit değil.

basit
crude

Tom said something crude about the way Mary was dressed. - Tom Mary'nin giyinme tarzı hakkında basit bir şey söyledi.

Mike made a crude table out of logs. - Mike kütüklerden basit bir masa yaptı.

basit
homely
basit
dry
basit
easy " kolay; elementary, basic; simple, plain" " sade; ordinary, commonplace; unimportant, small-time
basit
everyday
basit
{s} basic

It's basically quite simple. - Bu aslında oldukça basit.

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

basit
unpretentious
basit
homespun
basit
shallow
basit
surpassing
basit
scurrile
basit
{s} countrified
basit
commonplace
basit
unsophisticated
basit
(Argo) mickey mouse
basit
simpleminded
basit
rudimentary

Digital cameras aren't as good as rudimentary cameras. - Dijital fotoğraf makineleri basit kameralar kadar iyi değildir.

basit
(Argo) bog standard
basit
{s} vulgar
basit
{s} primitive
basit
cheap
basit
uncoloured
basit
chaste
basit
artless
basit
quiet
basit
spartan
basit
plain

He gives plain, simple explanations. - Sade, basit açıklamalar yapar.

Mary wore a plain white dress. - Mary basit bir beyaz elbise giydi.

basit
facile
basit
bluff
basitleştirmek
vulgarize
basit
frugally
basit
simpler

Everything was simpler in those days. - O günlerde her şey daha basitti.

That makes everything simpler. - Bu her şeyi daha basit yapar.

basit
simple, not difficult; easy to do or understand
basit
ordinary, run-of-the-mill, average
basit
small

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

basit
undesigning
basit
frugal
basit
foolproof
basit
{s} humble
basit
{s} simplex
basit
simplificative
basit
jejune
basit
native
basit
untutored
basit
{s} potty
basit
backwoods
basit
{s} undemanding
basit
simple, unadorned
basit
simplistic

Now that was a simplistic answer. - Şimdi bu basit bir cevaptı.

basit
{s} elemental
basit
straightforward

That's a pretty straightforward question. - Bu oldukça basit bir soru.

basit
arcadia
basit
ill-bred, (someone) who's never been taught any manners
basit
lowbrow
basitleştirmek
to make (something) less decorated or showy
basitleştirmek
to cause (someone, something) to descend to the level of the run-of-the-mill
basitleştirmek
{f} chasten
basitleştirmek
to make (something) simple, simplify, make (something) easier to do or understand
Türkisch - Türkisch
Basitleştirmek işi
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Mücerred ve münferid olup, mürekkeb ve müellef olmayan
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz vezinlerinden biri
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Neş'eli. Güleryüzlü. Düz, arızasız, engelsiz
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Yaygın olan
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Geniş
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Kıymetsiz
basit
Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan
basit
Kolay
basit
Karışık olmayan, bayağı: "Derin hislerden uzak, basit zevklere düşkün, bütün manasıyla alafranga bir adamdı."- Y. K. Karaosmanoğlu
basit
Süssüz, gösterişsiz: "Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı."- A. Gündüz
basit
Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz
basit
Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz: "Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi."- R. N. Güntekin
basit
Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan: "Bu basit takılmalar, her seferinde onları güldürdü."- N. Cumalı
basit
Süssüz, gösterişsiz
basit
Karışık olmayan, bayağı
basit
Kolay: "En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi."- H. Taner
basitleştirmek
Gereksiz ayrıntılardan arıtarak sade duruma getirmek
basitleştirme
Favoriten