başlangıçta

listen to the pronunciation of başlangıçta
Türkisch - Englisch
(Hukuk) initially

Inflation this year is going to be worse than we initially thought. - Enflasyon bu yıl başlangıçta düşündüğümüzden daha kötü olacak.

Mauve was initially called Tyrian purple. - Eflatun rengine başlangıçta Tyrian moru denirdi.

at first

At first, I thought he was your brother. - Başlangıçta, onun senin erkek kardeşin olduğunu sandım.

At first, I didn't like him. - Başlangıçta, ondan hoşlanmadım.

at first, initially, to start with
(Konuşma Dili) begin with

He soon grows tired of a thing regardless of how much he liked it to begin with. - O, başlangıçta bir şeyi ne kadar severse sevsin bir süre sonra ondan sıkılacaktır.

to start with
originally

I was hired originally to do another job. - Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.

Originally, Abraham Lincoln wanted all slaves to be deported to Africa or the Caribbean. - Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi.

at the begining
ınıtıally
başlangıç
beginning

The beginning is the most important part of the work. - Başlangıç işin en önemli kısmıdır.

All beginnings are difficult. - Bütün başlangıçlar zordur.

başlangıç
start

Tom wishes he could make a fresh start. - Tom yeni bir başlangıç yapabilmeyi diliyor.

The drivers are at the starting line and raring to go! - Sürücüler başlangıç çizgisindeler ve gitmek için çok istekliler.

başlangıçta olmayan
unoriginal
başlangıçta var olan
primordial
başlangıçta yaşanan zorluklar
teething troubles
başlangıç
{i} inception
başlangıç
preliminary
başlangıç
{i} approach
başlangıç
elementary
başlangıç
origin

I was hired originally to do another job. - Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.

Originally, Abraham Lincoln wanted all slaves to be deported to Africa or the Caribbean. - Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi.

başlangıç
introduction
başlangıç
commencement

Commencement is typically the first or second Saturday in April. - Başlangıç genellikle nisan ayının birinci ya da ikinci cumartesisidir.

başlangıç
{i} prime
başlangıç
beginning, start, origin, commencement, inception; preface, foreword; elementary, preliminary
başlangıç
(Bilgisayar) from

Tom was right from the beginning. - Tom başlangıçtan beri haklıydı.

She knew it from the start. - O bunu başlangıçtan beri biliyordu.

başlangıç
{i} onset
başlangıç
outset
başlangıç
morning

Tom got a late start this morning. - Tom bu sabah geç bir başlangıç yaptı.

başlangıç
{i} prologue
başlangıç
commencing
başlangıç
nascent
başlangıç
embryo
başlangıç
elements
başlangıç
(Bilgisayar) only from
başlangıç
incipient
başlangıç
(Reklam) heading
başlangıç
(Bilgisayar) initialize
başlangıç
entrance
başlangıç
original

I was hired originally to do another job. - Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.

Originally, Abraham Lincoln wanted all slaves to be deported to Africa or the Caribbean. - Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi.

başlangıç
begin

The beginning is the most important part of the work. - Başlangıç işin en önemli kısmıdır.

A good beginning makes a good ending. - İyi bir başlangıç iyi bir bitiş yapar.

başlangıç
(Bilgisayar) home
başlangıç
(Bilgisayar) leading
başlangıç
prelude
başlangıç
germ
başlangıç
spring
başlangıç
lead off
başlangıç
{i} start up
başlangıç
initiative
başlangıç
threshold
başlangıç
exordium
başlangıç
starting

That is the regular starting time. - O normal başlangıç ​​zamanı.

This is the starting point. - Bu başlangıç ​​noktası.

başlangıç
birth
başlangıç
attack
'anfangs başlangıçta, ilkin
'Anfangs at the beginning, the first
başlangıç
{i} preamble
başlangıç
{s} early

Tom went to bed early because he had an early start the next day. - Tom ertesi gün erken bir başlangıç ​​yapması nedeniyle erken yatmaya gitti.

We got an early start. - Biz erken bir başlangıç yaptık.

başlangıç
{i} incipiency
başlangıç
{i} doorway
başlangıç
toe hold
başlangıç
{i} off

We got off on the wrong foot. - Kötü bir başlangıç yaptık.

I don't want to get off on the wrong foot with the new boss. - Yeni patronla kötü bir başlangıç yapmak istemiyorum.

başlangıç
{i} cradle
başlangıç
{s} opening
başlangıç
{i} incipience
başlangıç
preface
başlangıç
toehold
başlangıç
{i} proem
başlangıç
geneses
başlangıç
{i} departure
başlangıç
{i} conception
başlangıç
preface, foreword
başlangıç
{i} first

I was worried about my mistakes at first. - Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim.

At first, I thought he was your brother. - Başlangıçta, onun senin erkek kardeşin olduğunu sandım.

başlangıç
initial , origin
başlangıç
big bang
başlangıç
infancy
başlangıç
dawn
başlangıç
go off
başlangıç
{i} setout
başlangıç
incunabula
başlangıç
initial

Inflation this year is going to be worse than we initially thought. - Enflasyon bu yıl başlangıçta düşündüğümüzden daha kötü olacak.

She didn't like horsemeat, initially. - Başlangıçta at etini beğenmedi.

başlangıç
{i} Prolog
başlangıç
{i} genesis
başlangıç
{i} debut
başlangıç
aipha
başlangıç
beginning, start, commencement
hemen başlangıçta
right from the start
Türkisch - Türkisch

Definition von başlangıçta im Türkisch Türkisch wörterbuch

başlangıç
Bir işin, bir dönemin, bir hayatın vb.nin ilk bölümü: "Hayatın başlangıcı gibi sonu da bir ninni, masal ve uyku ihtiyacını duyuyor."- A. Ş. Hisar. Ön söz veya giriş, mukaddime
Başlangıç
(Osmanlı Dönemi) BEDİHE
Başlangıç
(Hukuk) MEBDE
Başlangıç
(Osmanlı Dönemi) RE'S
Başlangıç
iptida
Başlangıç
(Osmanlı Dönemi) BED'ET
Başlangıç
ilk adım
Başlangıç
baş

Başlangıçta varsıllık içinde yaşıyorlardı. - Başlangıçta lüks ve sefa içinde yaşıyorlardı.

Başlangıçta lüks ve sefa içinde yaşıyorlardı. - Başlangıçta varsıllık içinde yaşıyorlardı.

başlangıç
Bir işin, bir dönemin, bir hayatın vb.nin ilk bölümü
başlangıç
Ön söz veya giriş, mukaddime
Englisch - Türkisch

Definition von başlangıçta im Englisch Türkisch wörterbuch

BAŞLANGIÇ
THEPİCTİONART
başlangıçta
Favoriten