büyük büyük

listen to the pronunciation of büyük büyük
Türkisch - Englisch

Definition von büyük büyük im Türkisch Englisch wörterbuch

büyük harf
capital

Write your name in capitals. - Adını büyük harflerle yaz.

You must begin a sentence with a capital letter. - Cümleye büyük harfle başlamalısın.

büyük ihtimalle
likely

He's very likely to be late. - O, büyük ihtimalle geç kalacak.

Jane is very likely to come. - Jane büyük ihtimalle gelecek.

büyük
large

The Sahara Desert is almost as large as Europe. - Sahra Çölü, neredeyse Avrupa kadar büyük.

Osaka is the second largest city of Japan. - Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir.

oldukça büyük
sizeable
büyük
grand

It's been a long time since I visited my grandmother. - Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.

When he openly declared he would marry Pablo, he almost gave his grandmother a heart attack and made his aunt's eyes burst out of their sockets; however, his little sister beamed with pride. - O Pablo ile evleneceğini açıkça ilan ettiğinde, neredeyse büyük annesine kalp krizi geçirtecekti , halasının gözlerini yuvasından fırlattıracaktı fakat küçük kız kardeşi gururla baktı.

büyük harf
upper case
büyük
major

I think that it likely that there was a major fault in the lookout. - Gözetlemede muhtemelen büyük bir hata olduğunu zannediyorum.

What are the four major golf tournaments comparable to the ones in tennis? - Tenislerdekilerle karşılaştırılabilen dört büyük golf turnuvası hangileridir.

büyük
great

India was governed by Great Britain for many years. - Hindistan uzun yıllar boyunca Büyük Britanya tarafından yönetildi.

I had great difficulty in finding my ticket at the station. - İstasyonda biletimi bulurken büyük zorluk yaşadım.

büyük
big

Twitter is among the biggest enemies of Islam. - Twitter İslâm'ın en büyük düşmanları arasındadır.

He broke his promise, which was a big mistake. - Büyük bir hataydı ki, o caydı.

büyük büyükanne
great grandmother
büyük karides
prawn
büyük ihtimalle
most likely

I think Tom is the one most likely to win the race. - Tom'un büyük ihtimalle yarışı kazanacak kişi olduğunu düşünüyorum

Who do you think is most likely to win the race? - Yarışı büyük ihtimalle kimin kazanacağını düşünüyorsun?

büyük
long

My grandfather's life was long and happy. - Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.

These days, the lion's share usually means the biggest share; but not so long ago, it meant all of it. - Bu günlerde, aslan payı genellikle en büyük pay anlamına gelmektedir; fakat çok geçmeden önce onun hepsi anlamına geliyordu.

büyük bira bardağı
pint

Beer is sold by the pint. - Bira büyük bira bardağı ile satılır.

büyük mağaza
department store
büyük olasılıkla
probably

Tom was probably right. - Tom büyük olasılıkla haklıydı.

But probably I'll be the last, which is a pity. - Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.

büyük sepet
crate
büyük
wide

There is a wide gap in the opinions between the two students. - İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.

büyük ölçüde
pretty much

I've pretty much gotten over it. - Onu büyük ölçüde aştım.

Tom pretty much forgot about the meeting. - Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.

Büyük britanya
Great Britain
Büyük tufan
the Deluge
Büyük tufan
The Flood
büyük
capital

You must begin a sentence with a capital letter. - Cümleye büyük harfle başlamalısın.

Sentences begin with a capital letter. - Cümleler büyük harfle başlar.

büyük aptes
stool
büyük başarı kazanmak
triumph
büyük kısım
body
büyük makas
shears
büyük saygı duymak
revere
çok büyük sayıda
myriad
büyük
high

What I most noticed about my Japanese high school, however, was the great respect shown by students toward their teachers. - Her nasılsa, Japon lisem hakkında en fazla fark ettiğim şey öğrenciler tarafından öğretmenlerine gösterilen büyük saygıydı.

A big title does not necessarily mean a high position. - Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.

büyük başarı
winner
Jüpiter'in en büyük uydusu
Ganymede
bir büyük
a grown up
burnu büyük
conceited
burnu büyük
haughty
burnu büyük
supercilious
burnu büyük
arrogant
burnu büyük
(deyim) stuck-up
burnu büyük
(deyim) high-hat
büyük (servet)
large
büyük kazanç
scoop
büyük söylemek
boast
büyük söylemek
talk big
büyük söz söylemek
talk big
büyük önem
great importance
daha büyük
larger
en büyük öncelik
(Politika, Siyaset) highest priority
epey büyük (bir miktar)
goodly
ikinci büyük
the second biggest
ikinci büyük
the second largest
korkunç derecede büyük
monstrous
büyük vites
high
Kaçan balık büyük olur
(Atasözü) Praising what is lost makes the remembrance dear
borsada büyük oynayarak fiyatları etkileyen kimse
bear
büyük ada
big island
büyük beden
Plus size, XL
büyük bir bölümü
A large part
büyük fare
older mice
büyük iri
big big
büyük iskender
Alexander The Great
büyük keman
great violin
büyük memeli kadın
women with big tits
büyük peder
great preacher
büyük piliç
big chicken
büyük sandal
longboat
büyük sopa
big stick
büyük sözlük
great dictionary
büyük sıçan
big rats
büyük yalak
large trough
büyük zevkle
With great pleasure
büyük zoka
great bait
büyük şehir
big city

A big city is full of snatchers. - Büyük şehirler kapkaççılarla doludur.

What is the difference between a bookshop in a small town and in a big city? - Küçük şehirdekiyle büyük şehirdeki kitapçı arasındaki fark nedir?

en büyük ortak bölen
greatest common factor
en büyük ortak bölen
highest common factor
en büyük ortak bölen
in mathematics, the greatest common divisor (gcd), sometimes known as the greatest common factor (gcf) or highest common factor (hcf), of two non-zero integers, is the largest positive integer that divides both numbers without remainder
fenike mitolojisinde en büyük tanrı
Phoenician mythology, god of the largest
geniş ağızlı büyük testi ya da çömlek
wide-mouthed jar or large test
kocaman başlı büyük bir karınca türü
a big-headed ant species
tükiye büyük millet meclisi
The Turkish Great Assembly
türkiye büyük millet meclisi
Turkish Grand National Assembly
yaşından büyük göstermek
Seem/look older than one is
büyük lokma ye, büyük söz söyleme
(Atasözü) Eat a big mouthful, but don't make big promises. B
Türkisch - Türkisch
koca koca
Büyük Patlama
Evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik model
büyük mücennep
Klasik türk müziğinde bir sesi sekiz koma kadar değiştiren (incelten yahut pesleştiren) işaret