büyük büyük

listen to the pronunciation of büyük büyük
Türkisch - Englisch

Definition von büyük büyük im Türkisch Englisch wörterbuch

büyük harf
capital

Write your name in capitals. - Adını büyük harflerle yaz.

Write your name in capital letters. - Adınızı büyük harflerle yazın.

büyük ihtimalle
likely

Every sentence that starts with I'm not racist, but is likely to be very racist indeed. - Irkçı değilim, ama ile başlayan her cümle aslında büyük ihtimalle çok ırkçıdır.

You are very likely right. - Sen büyük ihtimalle haklısın.

büyük
large

These dresses are too large. - Bu elbiseler çok büyük.

My brother is as large as I. - Erkek kardeşim, ben kadar büyük.

oldukça büyük
sizeable
büyük
grand

My grandfather died shortly after my birth. - Büyükbabam benim doğumumdan kısa bir süre sonra öldü.

It's been a long time since I visited my grandmother. - Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.

büyük harf
upper case
büyük
major

My house needs major repairs. - Evimin büyük onarımlara ihtiyacı var.

The new law was a major reform. - Yeni yasa büyük bir reformdu.

büyük
great

To our great surprise, he suddenly resigned. - Onun birden istifade etmiş olması, bizim için büyük sürpriz.

An integer is natural if and only if it is greater or equal to 0. - Eğer tamsayı sadece sıfırdan büyük veya eşit ise tamsayı doğaldır.

büyük
big

This is the biggest hotel in this city. - O bu şehirdeki en büyük oteldir.

In Japan, there is no lake bigger than Lake Biwa. - Japonya'da, Biwa gölünden daha büyük bir göl yoktur.

büyük büyükanne
great grandmother
büyük karides
prawn
büyük ihtimalle
most likely

Who do you think is most likely to win the race? - Yarışı büyük ihtimalle kimin kazanacağını düşünüyorsun?

Which team is the most likely to win the championship? - Hangi takım büyük ihtimalle şampiyonluğu kazanacak?

büyük
long

These days, the lion's share usually means the biggest share; but not so long ago, it meant all of it. - Bu günlerde, aslan payı genellikle en büyük pay anlamına gelmektedir; fakat çok geçmeden önce onun hepsi anlamına geliyordu.

My grandfather lived a long life. - Büyük babam uzun bir hayat yaşadı.

büyük bira bardağı
pint

Beer is sold by the pint. - Bira büyük bira bardağı ile satılır.

büyük mağaza
department store
büyük olasılıkla
probably

But probably I'll be the last, which is a pity. - Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.

If you don't eat breakfast, you'll probably be hungry during the morning and won't be as efficient at work as you could be. - Eğer kahvaltı yapmazsanız, büyük olasılıkla sabah acıkırsınız ve işinizde önceki gibi verimli olmazsınız.

büyük sepet
crate
büyük
wide

There is a wide gap in the opinions between the two students. - İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.

büyük ölçüde
pretty much

Tom pretty much forgot about the meeting. - Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.

I've pretty much gotten over it. - Onu büyük ölçüde aştım.

Büyük britanya
Great Britain
Büyük tufan
The Flood
Büyük tufan
the Deluge
büyük
capital

Write only your family name in capitals. - Sadece soyadınızı büyük harflerle yazın.

You must begin a sentence with a capital letter. - Cümleye büyük harfle başlamalısın.

büyük aptes
stool
büyük başarı kazanmak
triumph
büyük kısım
body
büyük makas
shears
büyük saygı duymak
revere
çok büyük sayıda
myriad
büyük
high

How to overcome the high value of the yen is a big problem. - Yüksek yen değerinin nasıl üstesinden gelineceği büyük bir sorundur.

A big title does not necessarily mean a high position. - Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.

büyük başarı
winner
Jüpiter'in en büyük uydusu
Ganymede
bir büyük
a grown up
burnu büyük
conceited
burnu büyük
supercilious
burnu büyük
(deyim) high-hat
burnu büyük
(deyim) stuck-up
burnu büyük
arrogant
burnu büyük
haughty
büyük (servet)
large
büyük kazanç
scoop
büyük söylemek
talk big
büyük söylemek
boast
büyük söz söylemek
talk big
büyük önem
great importance
daha büyük
larger
en büyük öncelik
(Politika, Siyaset) highest priority
epey büyük (bir miktar)
goodly
ikinci büyük
the second biggest
ikinci büyük
the second largest
korkunç derecede büyük
monstrous
büyük vites
high
Kaçan balık büyük olur
(Atasözü) Praising what is lost makes the remembrance dear
borsada büyük oynayarak fiyatları etkileyen kimse
bear
büyük beden
Plus size, XL
büyük bir kısmı
A large part
büyük fare
older mice
büyük havan
large mortar
büyük iskender
Alexander The Great
büyük kardeş
big brother
büyük kötülük
big evil
büyük memeli kadın
women with big tits
büyük piliç
big chicken
büyük sandal
longboat
büyük sözlük
great dictionary
büyük sıçan
big rats
büyük zevkle
With great pleasure
büyük şehir
big city

This magazine is available in any big city in Japan. - Bu dergi Japonya'daki herhangi bir büyük şehirde mevcut.

A big city is full of snatchers. - Büyük şehirler kapkaççılarla doludur.

en büyük ortak bölen
in mathematics, the greatest common divisor (gcd), sometimes known as the greatest common factor (gcf) or highest common factor (hcf), of two non-zero integers, is the largest positive integer that divides both numbers without remainder
en büyük ortak bölen
highest common factor
fenike mitolojisinde en büyük tanrı
Phoenician mythology, god of the largest
has ahırın en büyük yöneticisi
manager has the largest stable
israrla istemek, büyük arzu göstermek
israrla want, to show great desire
kocaman başlı büyük bir karınca türü
a big-headed ant species
türkiye büyük millet meclisi
Turkish Grand National Assembly
büyük lokma ye, büyük söz söyleme
(Atasözü) Eat a big mouthful, but don't make big promises. B
Türkisch - Türkisch
koca koca
Büyük Patlama
Evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik model