ayrılmamak

listen to the pronunciation of ayrılmamak
Türkisch - Englisch
(neg. form of ayrılmak ) not to stick to
hug
hold together
hang together
stick together
stand to
stick to
stick around

Tom wanted to stick around. - Tom ayrılmamak istedi.

{f} stick

Tom wanted to stick around. - Tom ayrılmamak istedi.

ayır
break into
Ayır
allocate

Allocate a room for research purposes. - Araştırma amaçları için bir oda ayırın.

ayır
{f} discriminating
ayır
{f} abstract
ayır
{f} spaced
ayır
{f} reserve

I'd like to reserve a table for four at six. - Saat altıda dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.

It's faster to reserve a taxi. - Bir taksi ayırtmak daha hızlıdır.

ayır
discriminate

Subtle differences in tone discriminate the original from the copy. - Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.

ayır
set apart
ayır
sever from
ayır
demarcate
ayır
{f} disconnected

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

ayır
{f} allocated
ayır
{f} separated

The mother separated the fighting children. - Anne dövüşen çocukları ayırdı.

The policeman separated the two men who were fighting. - Polis kavga eden iki adamı ayırdı.

ayır
{f} parted
ayır
separate into
ayır
{f} spare

Since there wasn't much time to spare, she took a taxi. - Ayıracak çok zamanı olmadığı için, taksiye bindi.

Do you have much time to spare? - Ayıracak çok zamanın var mı?

ayır
disjoin
ayır
{f} separating

English is one language separating two nations. - İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.

Why is politics separating us, when we ourselves know who is good and who isn't? - Kimin iyi olduğunu ve kimin olmadığını biz kendimiz bildiğimizde politika neden bizi ayırıyor?

ayır
{f} detached
ayır
segregate
ayır
break down into
ayır
{f} earmark

They earmarked enough money for research work. - Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.

ayır
{f} parting
ayır
allocate to
ayır
split into

Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK? - Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.

ayır
isolate
ayır
make disconnected
ayır
make disjoint
ayır
{f} resolving
ayır
{f} segregated
ayır
differentiate

We must be able to differentiate between objects and situations. - Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.

ayır
{f} separate

Our teacher separated us into two groups. - Öğretmen bizi iki gruba ayırdı.

We must separate politics from religion. - Siyaseti dinden ayırmalıyız.

ayır
{f} disconnecting

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

ayır
{f} part

After ten years as business partners, they decided to part ways. - İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.

These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

ayır
detach

I didn't detach them. - Ben onları ayırmadım.

ayır
spaced at
ayır
{f} reserved

We should have phoned ahead and reserved a table. - Önceden telefon etmeliydik ve bir masa ayırtmalıydık.

We have reserved a lot of food for emergencies. - Acil durumlar için bir sürü yiyecek ayırdık.

ayır
{f} isolated
ayır
cut into
ayır
{f} sparing

Would you mind sparing me thirty minutes of the day? - Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?

ayır
sever

I removed her number after severing our friendship. - Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.

ayır
disconnect

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

ayır
{f} abstracted
ayır
zoning
ayır
distinguished

These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

These machines are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu makineler, özellikle yüksek kaliteli işçilik ile ayırt edilir.

ayır
separateinto
ayır
disjoined
ayır
disengaged
ayır
unstuck
ayır
allocateto
ayır
sunder
ayır
unstick
ayır
differentiated
ayır
disarticulate
ayır
disengage
ayır
seclude
ayır
secluded
ayır
unsphere
ayır
setapart
ayır
uncouple
ayır
(Biyoloji) dissect

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

ayır
splitinto
birbirinden ayrılmamak
stick together
dizinin dibinden ayrılmamak
heel
doğrudan ayrılmamak
not to swerve from honesty
fıçı dibinden ayrılmamak
colloq . to drink habitually and heavily, be a tippler
konudan ayrılmamak
stick to the point
ayrılmamak
Favoriten