Tom is Mary's current boyfriend.
- Tom Mary'nin şimdiki erkek arkadaşıdır.
I got to know my current girlfriend at the gym.
- Şimdiki kız arkadaşımı cimnastik salonunda tanıdım.
We are groping for a way out of the present situation.
- Şimdiki durumdan bir çıkış yolu arıyoruz.
His present assistant is Miss Nokami.
- Onun şimdiki yardımcısı Bayan Nokami'dir.
You must live in the present, not in the past.
- Geçmişte değil, şimdiki zamanda yaşamalısın.
People mistakenly think that the past was better than the present.
- İnsanlar hatalı olarak, geçmişin şimdikinden daha iyi olduğunu düşünürler.
My immediate boss is tough to please.
- Şimdiki patronumu memnun etmek zordur.
There's no time like the present.
- Şimdiki zaman gibi zaman yok.
All of us are connected with the past and the future as well as the present.
- Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.
She is writing a letter now.
- O şimdi bir mektup yazıyor.
I'm at the airport now.
- Şimdi havaalanındayım.
This sentence is in the present tense.
- Bu cümle şimdiki zamandadır.
As yet, I have not completed the sweater.
- Şimdiye kadar hiçbir kazağı bitirmedim.
As yet, everything has been going well.
- Şimdilik her şey yolunda gidiyor.
I have to go now. Did you see where I put my things?
- Şimdi gitmek zorundayım. Eşyalarımı nereye koyduğumu gördün mü?
How many do you see now?
- Şimdi kaç tane görüyorsun?
I can't answer you here and now.
- Sana şimdi yanıt veremem.
I want you focus on the here and now.
- Burada ve şimdi odaklanmanı istiyorum.
I see now that we've made a mistake.
- Bir hata yaptığımızı şimdi anlıyorum.
I see now that I was mistaken.
- Hatalı olduğumu şimdi anlıyorum.
The boarders are now away on vacation.
- Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.
We have to do this right away.
- Bunu şimdi yapmak zorundayız.
He came home just now. Didn't you know that?
- O şimdi eve geldi. Bunu bilmiyor muydunuz?
The small house had come to look shabby, though it was just as good as ever underneath.
- Küçük ev, şimdiye kadar tıpkı altındaki kadar iyi olmasına rağmen,eski püskü görünmeye başladı.
Where are you sitting at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
Where do you live at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
Even now, I occasionally think I'd like to see you. Not the you that you are today, but the you I remember from the past.
- Şimdi bile, ara sıra seni görmek istediğimi düşünüyorum. Fakat bugünkü seni değil geçmişten hatırladığım seni.
But for the safety belt, I wouldn't be alive today.
- Emniyet kemeri olmasaydı şimdi hayatta olmazdım.
I want you to take back what you said just now.
- Ben söylediklerini şimdi geri almanı istiyorum.
I can't think of his name just now.
- Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils.
- Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.
Nowadays, almost every home has one or two televisions.
- Şimdilerde neredeyse her evde bir ya da iki televizyon var.