şişmek

listen to the pronunciation of şişmek
Türkisch - Englisch
swell
balloon
become tumid
distend
to get winded, become completely out of breath
to swell; to become swollen; to become inflated; to get/grow fat; to be distended; to expand; to feel ashamed; to be too tired to go on
swell up
to swell, get swollen; to become distended; to billow (in the wind); to become filled with air
expand
belly
bloat
swell out
fill
slang to be embarrassed, feel sheepish (after making a mistake)
bulk
(Konuşma Dili) to act high and mighty, give oneself airs
bulge
bloat out
to feel uncomfortably full, (for one's stomach) to feel too full (owing to overeating)
be puffed up
tumefy
rise
inflate
tumescent
to be too tired to go on
skewer
puff up
bilge
swelling
fill out
too tired to go on
be too tired to go on
puff out
protuberate
şiş
{i} skewer

Could you cook a skewer for me, please? - Bana bir şiş pişirir misin, lütfen?

Yesterday I ate 10 skewers. - Dün 10 tane şiş yedim.

şişme
swelling

You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.

Put some ice on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.

şiş
swelling

He has a swelling on his head. - Onun kafasında bir şiş var.

You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.

şiş
{i} spit

In spite of being fat, she was pretty. - Şişman olmasına rağmen güzeldi.

rüzgarla şişmek (yelken)
swell
şiş
(Tıp) tubercle
şiş
bilge
şiş
excrescence
şiş
puffy

Have you been crying all night? Your eyes are all puffy. - Bütün gece ağlıyor muydun? Gözlerin tamamen şişmiş.

şiş
tumour

Swollen lymph nodes are usually found near the site of an infection, tumour, or inflammation. - Şişmiş lenf düğümleri genellikle enfeksiyon, tümör ya da iltihap barındıran bölgelerin civarında olur.

şiş
tumor
şiş
shish kebab
şiş
(Mekanik) pin

Tom took a bottle of pink pills out of his pocket. - Tom cebinden pembe bir hap şişesi çıkardı.

şiş
cooked on a skewer
şiş
poker
şişme
(Bilgisayar) inflate
şişme
expansion
şiş
turgescence
şiş
bulgy
şiş
blain
şiş
concretion
şiş
bump
şiş
puff up
şiş
bulging

Her pockets were bulging with walnuts. - Onun cepleri cevizlerle şişkindi.

He has bulging biceps. - Onun şişkin pazısı var.

şiş
swollen

My hands and legs are swollen. - Benim ellerim ve ayaklarım şişti.

Your feet are swollen because your shoes are too small. - Ayakkabıların çok küçük olduğu için ayakların şişmiş.

şiş
{f} swelled

Tom twisted his ankle and it swelled up. - Tom bileğini burktu ve o şişti.

şiş
tumescent
şiş
lump
şiş
bulge
şişme
inflation
şişme
turgidity
şişme
distension
şişme
tumefaction
başı şişmek
Have a terrible headache
başı şişmek
Have a lump in the head
içi şişmek
Be bored very much
şiş
shish
Hüt Dağı gibi şişmek
to swell up immensely
balon gibi şişmek
balloon
kafası şişmek
for one's head to be ringing (from noise); to feel fuddled (after a lot of mental effort)
kafası şişmek
to get mixed-up, to get confused
rüzgârla şişmek
billow
rüzgârla şişmek
swell
rüzgârla şişmek
billow out
yüreki şişmek
to feel very weary, bored, or depressed (after having endured something for a long time)
şiş
{i} rising
şiş
broach
şiş
(kebap) spit
şiş
knitting needle

Mary pulled out her knitting needles and started to knit. - Mary örme şişlerini çıkardı ve örmeye başladı.

I pulled out my knitting needles. - Örgü şişlerimi çıkardım.

şiş
swell

You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.

The toothache made his face swell up. - Diş ağrısı onun yüzünü şişirdi.

şiş
(food) cooked on a skewer: şiş kebap shish kebab
şiş
protuberant
şiş
swollen; protuberant; swelling, bulge, bump
şiş
turgid
şiş
wart
şiş
skewer; spit
şiş
blown up
şiş
needle

Mary pulled out her knitting needles and started to knit. - Mary örme şişlerini çıkardı ve örmeye başladı.

I pulled out my knitting needles. - Örgü şişlerimi çıkardım.

şiş
tumefaction
şiş
node

Swollen lymph nodes are usually found near the site of an infection, tumour, or inflammation. - Şişmiş lenf düğümleri genellikle enfeksiyon, tümör ya da iltihap barındıran bölgelerin civarında olur.

şiş
(fırın) roasting jack
şişme
distend
şişme
(Nükleer Bilimler) ballooning
şişme
puffing
şişme
tumescence
şişme
{s} inflated
şişme
{i} intumescence
şişme
{i} swell

You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.

Put some ice on your ankle to keep the swelling down. - Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.

şişme
{i} puff
şişme
inflatable

Tom slept on the inflatable mattress. - Tom şişme yatak üzerinde uyudu.

Tom slept on an inflatable bed. - Tom şişme bir yatakta uyudu.

şişme
swelling, swell, inflation; iflatable
Türkisch - Türkisch
İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek
Gururlanmak, büyüklenmek
Bozulmak, bozum olmak, utanmak
Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek
Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak: "İhtiyar kadın sabahın bu saatinde, ağlamaktan şişmiş gözlerim, sararmış yüzümle beni görünce şaşırdı."- R. N. Güntekin. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak
Utanmak, mahcup olmak
Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak
Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak
İçine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak
(Osmanlı Dönemi) REBT
(Osmanlı Dönemi) NEFHA
içi şişmek
Çok bunalmak, sıkılmak
şiş
Şişmiş, şişkin, kabarık: "Emine Hanımın şiş gözleri daha sakindi."- H. E. Adıvar. Şişmiş olan yer, şişlik
şiş
Bir ucu sivri, ince ve uzun çubuk
şiş
Bir ucu sivri, demir veya ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk. Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk: "... ablası bir an çorap şişlerini bırakıyor, gözleri doluyor."- H. E. Adıvar. Şişe geçirilerek veya şişte pişirilmiş olan (et)
şiş
Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk
şiş
Şişe geçirilerek veya şişte pişirilmiş olan (et)
şiş
Şişmiş, şişkin, kabarık
şiş
ince uzun çubuk
şiş
Bir ucu sivri, demir veya ağaçtan, bazen silâh gibi kullanılabilen ince uzun çubuk
şiş
Metalden yapılmış bir ucu sivri, ince uzun çubuk
şiş
Şişmiş olan yer, şişlik
şişme
Şişmek işi
şişme
(Osmanlı Dönemi) VEREM
şişmek
Favoriten