düzenlenmek

listen to the pronunciation of düzenlenmek
Türkçe - İngilizce
mus. to be arranged
to be arranged; to be prepared
go together
form
düzenle
{f} order

She put her room in order. - O, odasını düzenledi.

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

düzenle
{f} sort out
düzenle
timetable
düzenlenme
organization
düzenle
(Bilgisayar) compact
düzenle
(Bilgisayar) edit in
düzenle
(Bilgisayar) edit ratings
düzenle
(Bilgisayar) edit

How often do you edit your profile? - Ne sıklıkta profil düzenlersin?

Click here to edit the sentence. - Cümleyi düzenlemek için buraya tıklayın.

düzenlenme
(Bilgisayar) edited
düzenle
{f} tidy

I am not going out because I have to tidy my room. - Odamı düzenlemek zorunda olduğum için dışarı çıkmayacağım.

düzenle
{f} coordinating
düzenle
{f} organizing

She spends more time organizing than I. - O, düzenlemede benden daha fazla zaman harcar.

düzenle
{f} scheduling
düzenle
regularize
düzenle
{f} regulating

The President needs to sign a law regulating public spending. - Başkanın kamu harcamalarını düzenleyen bir yasayı imzalanması gerekiyor.

düzenle
organize

Who organized that meeting? - O toplantıyı kim düzenledi?

He organized a summer rock festival. - O, bir yaz rock festivali düzenledi.

düzenle
arrange

Yuriko arranges flowers in her spare time. - Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.

Emily is very interested in tea ceremony and flower arrangement. - Emily, çay töreni ve çiçek düzenlemesi ile çok ilgileniyor.

düzenle
{f} landscaping
düzenle
regulate

Traffic lights are used to regulate traffic. - Trafik ışıkları trafiği düzenlemek için kullanılır.

Many countries try to regulate the birth rate. - Birçok ülke doğum oranını düzenlemeye çalışıyor.

düzenle
tidy up
düzenle
{f} organized

We organized a project team. - Biz bir proje ekibi düzenledik.

Who organized that meeting? - O toplantıyı kim düzenledi?

düzenle
clear up
düzenle
{f} coordinate
düzenle
{f} submitted
düzenle
{f} regularized
düzenle
coordinated
düzenle
clear#up
düzenle
space out
düzenle
{f} schedule

I have to organize my schedule before the end of the month. - Ayın sonundan önce programımı düzenlemek zorundayım.

Tom scheduled a last-minute meeting. - Tom bir son dakika toplantısı düzenledi.

düzenle
rhythm
düzenle
arranged

We arranged the books according to size. - Kitapları büyüklüklerine göre düzenledik.

The two stamp collectors arranged a trade. - İki pul koleksiyoncusu bir takas düzenledi.

düzenle
redd
düzenle
spaceout
kiremit gibi düzenlenmek
imbricate
Türkçe - Türkçe
Yapılmak, tertip edilmek
Düzenli, düzgün duruma getirilmek
Düzenli, düzgün duruma getirilmek: "Yayın ve propaganda işleri bu yeni hayata göre düzenlenecektir."- Y. Z. Ortaç
düzenlenme
Düzenlenmek işi
düzenlenmek