be out of

listen to the pronunciation of be out of
İngilizce - Türkçe
{k} bozulmuş olmak
dışında bulunmak
kalmamak
tükenmiş olmak
dışında olmak
1. (bir şey) tükenmiş olmak, kalmamak: We´re out of gas. Benzinimiz bitti. By the time he reached the top of the hill he was out of breath. Yokuşun başına vardığında nefesi kesilmişti
out of
dışında

Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar. - Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.

Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var. - He has unsightly hairs growing out of his ears.

out of
haricinde
out of
den dolayı
out of
-den dışarı
out of
siz

Sanırım sizin bedeniniz bitti. - I think we're out of your size.

Siz arkadaşlara odamın dışında kalmanızı kaç kez söyledim. - How many times have I told you guys to stay out of my room?

out of
hakkında

Şimdi birkaç aydır yeni gelişmeler hakkında bilgim yok. - I've been out of touch with things for several months now.

Yataktan çıkmadan önce günün geriye kalanında ne yapacağım hakkında düşünerek biraz zaman harcarım. - Before I get out of bed, I spend a little time thinking about what I'll be doing the rest of the day.

out of
-siz
out of
1. -den (Yeri değişen birinin/bir nesnenin çıkış yerini bildirir.): Take your hands out of your pockets! Ellerini ceplerinden çıkar! 2
out of
dolayı

Tom John'un evliliğinden dolayı Mary ile konuşamadı. - Tom was unable to talk Mary out of marrying John.

Karısı zorunluluktan dolayı işe başlamıştır. - His wife has started to work out of necessity.

out of
yoksun

Tom onu bir adalet duygusundan yoksun olarak yaptı. - Tom did it out of a sense of justice.

out of
den dışarı
out of
den

Ben buranın dışına çıkmayı deniyorum. - I'm trying to get out of here.

Bu makine bozuk. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz. - This machine is out of order. Please try again later.

be of
olmak
be out
söz konusu olmamak
be out
bitmek
be out
yanmak
out of
-den
out of
arasından

Tavan arasından dışarı çıkma. - Don't come out of the attic.

out of
-dan
out of
-den uzak
out of
-den yapılmış
out of
-den çıkma
out of
-sız
out of
için

Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar. - Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.

Adam beni istasyona götürmek için zahmet etti. - The man went out of his way to take me to the station.

out of
-den dolayı
out of
-in dışında
out of
dışına

Tom bu ayın sonunda kasabanın dışına taşınıyor. - Tom is moving out of town at the end of this month.

Enflasyon kontrolün dışına çıkıyor. - Inflation is getting out of control.

be of
ol
be out
çıkmış olmak
be out
grev yapmak
out of
çıkman
be out
grevde olmak
be out
dışarıda olmak

Herkes dışarıda olmak istiyor. - Everybody wants to be outside.

Tom gece geç saatte dışarıda olmaktan hoşlanmaz. - Tom doesn't like to be out late at night.

be out
(belirli bir miktar para) gitmek; (para) açığı olmak: I had to buy them
be out
(Fiili Deyim ) evde olmak
be out
dışarıda olmak: He's out at the moment. Şu an burada değil
İngilizce - İngilizce

be out of teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

out of
Not in a customary or desired state

This train will be going out of service at the next station.

out of
Having emerged from

The cat is out of the bag.

out of
From the inside to the outside of

The audience came out of the theater.

out of
In a group of

Out of the entire class, only Cynthia completed the work.

out of
With the motivation of

I give money to charity out of pity.

out of
Beyond the range or limits of

He forgot to put the food out of reach of the dog.

out of
Without; no longer in possession of; not having more; divested of

Once out of the farm the approach of poverty would be sure.

out of
Not part of

This is out of my area of expertise.

out of
see out 4
out of
outside of; from the inside of; as a result of, because of; from; without
out of
Refers to the horse's maternal parentage For example: Discovery is out of Ariadne
Out of
ex
Out of
extra
out of
The "Out of" phase occurs if the person becomes attached Then grounding in peace and love occurs for lesser and lesser duration Right and wrong return as well Compassion decreases Energy is blocked as angst appears The person returns to being "normal"
out of
Signifies rising from, as "out of a ducal coronet an eagle "
out of
(99/10/30) He is temporarily out of work (job) The child is out of danger The poor man is always out of money (luck) Let me ask you a question out of curiosity She lent me a considerable amount of money out of kindness Keep the medicine out of reach of children and pets My wife tends to spend out of our proportion (income) That's out of the question You must be out of your mind Out of sight, out of mind out of the blue out of breath out of space out of your way (reference: 99, Nikkei)
to be out of
be on the outside of, be excepted from; be without, lack
be out of

    Türkçe nasıl söylenir

    bi aut ıv

    Telaffuz

    /bē ˈout əv/ /biː ˈaʊt əv/

    Etimoloji

    [ 'bE ] (verb.) before 12th century. Middle English, from Old English bEon; akin to Old High German bim am, Latin fui I have been, futurus about to be, fieri to become, be done, Greek phynai to be born, be by nature, phyein to produce.

    Videolar

    ... the laws we've already got, make sure that we're keeping guns out of the hands of criminals, ...
    ... six years out of attaining their PhD. ...

    Günün kelimesi

    mojo