dışına

listen to the pronunciation of dışına
Türkçe - İngilizce
outside

Think outside the box. - Alışılmışın dışına çık.

They planted bombs outside our homes. - Onlar evlerimizin dışına bomba yerleştirdiler.

exo
out of

She had hardly opened the door when a white dog rushed out of the house. - Beyaz bir köpek evin dışına fırladığında, o kapıyı henüz açmıştı.

He was seen going out of the house. - O, evin dışına giderken görüldü.

dış
exterior
dış
outer

Between the inner and outer planets is an asteroid belt. - İç ve dış gezegenler arasında bir asteroit kuşağı vardır.

The cerebral cortex is the brain's outer layer. - Serebral korteks beynin dış katmanıdır.

dış
external

Speech is external thought, and thought internal speech. - Konuşma dış düşünce ve düşünce iç konuşmadır.

That politician is well versed in internal and external conditions. - O politikacı iç ve dış koşullarda deneyimlidir.

dışına dönmek
turn out
dışına çıkarmak
take something outside
dışına taşmak
overflow
dışına yazmak
superscribe
dışına çıkmak
digress
dış
extrinsic
toplum dışına itmek
ostracize
dış
outward

Sami's body had no outward sign of visible trauma. - Sami'nin cesedinde hiçbir görünür dış travma işareti yoktu.

A ghost is an outward and visible sign of an inward fear. - Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.

dış
foreign

The Foreign Minister was a puppet. - Dışişleri Bakanı bir kuklaydı.

He is well versed in foreign affairs. - O dışişlerinde iyi deneyimlidir.

konu dışına çıkmak
digress
dış
{s} out

I'm going to go out this afternoon. - Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.

Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection. - Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.

dış
(Biyokimya) peripheral
dış
(Otomotiv) threat

Both we and the Soviets face the common threat of nuclear destruction and there is no likelihood that either capitalism or communism will survive a nuclear war. - Biz ve sovyetler nükleer yıkımın alışılmış tehditiyle yüz yüzeyiz ve hem kapitalizmin hem komunizmin nükleer bir savaşla mücadele etmesi olasılık dışı.

dış
(Askeri) outlying
dış
outdoor

Today, we have to sleep outdoors. - Bugün, dışarıda uyumak zorundayız.

Tom doesn't play outdoors much. - Tom dışarıda çok oynamaz.

dış
off

Be sure to turn off the gas before you go out. - Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.

Don't forget to turn off the gas before going out. - Dışarı çıkmadan önce gazı kapatmayı unutmayın.

dış
{s} salient
dış
appearance

She managed to keep up appearances. - O, dışarıya belli etmedi.

Don't be fooled by appearances. - Dış görünüşlere aldanmayın.

konu dışına çıkmak
wander off
toplum dışına itilmiş
outcast
toplum dışına itme
ostracism
ülke dışına akan
(Ticaret) outflow
dış
exogenous
dış
outside

It is very cold outside. You'll catch a cold without a coat. - Dışarıda hava çok soğuk, ceketsiz üşüteceksin.

Could we have a table outside? - Dışarıda bir masaya oturabilir miyiz?

dış
exteriors
dış
outher
dış
outside, exterior
dış
superficial
dış
external, outer
dış
offshore
dış
outside, exterior; outer; external; foreign
dış
ecto

Despite medical advances, ectopic pregnancy remains a significant cause of maternal mortality worldwide. - Tıbbi gelişmelere karşın dış gebelik, dünya çapındaki anne ölümlerinin önemli bir nedeni olmaya devam etmektedir.

dış
(Geometri) circumscribed
dış
exo

Exoplanets are planets that are outside the solar system. - Ötegezegenler, güneş sistemi dışındaki gezegenlerdir.

How do scientists detect exoplanets? - Bilim adamları dış gezegenleri nasıl tespit ediyor?

dış
without

It is very cold outside. You'll catch a cold without a coat. - Dışarıda hava çok soğuk, ceketsiz üşüteceksin.

She went out without saying good-bye. - Hoşça kal demeden dışarı çıktı.

dış
outer appearance; outer covering
erim dışına çıkmak
get out of range
içi dışına çıkmak
1. to vomit, throw up. 2. to have been so bounced about and jolted that one feels nauseated
içini dışına çevirme
eversion
içini dışına çevirmek
turn out
içini dışına çevirmek
evert
içini dışına çevirmek
evaginate
kontrolü dışına çıkmak
get out of control
konu dışına çıkmak
to digress
konunun dışına
far afield
londra'nın dışına
down
memleket dışına sürme
expatriating
memleket dışına çıkma
expatriating
memleket dışına çıkmış
expatriated
menzil dışına çıkmak
get out of range
meydan dışına iniş
(Havacılık) outside landing
meydan dışına iniş
(Havacılık) off-field landing
politika dışına çıkarmak
depoliticize
yurt dışına
abroad

Traveling abroad is one of my favorite things. - Yurt dışına seyahat etmek benim en sevdiğim şeylerden biridir.

Would you like to travel abroad? - Yurt dışına seyahat etmek ister misiniz?

yurt dışına akış
foreign drain
yurt dışına açılmak
expand abroad
yurt dışına açılmak
expand overseas
yurt dışına borçlar
(Ticaret) payables to foreign countries
yurt dışına giden
outbound
yurt dışına çıkma
voyage out
yurt dışına çıkmak
go abroad
çizginin dışına çıkmak
to step out of line
şehir dışına
uptown
şehir dışına
upstate
şehir dışına
downstate
Türkçe - Türkçe

dışına teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

dış
Görülen, içte bulunmayan yüzey
dış
İki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan
dış
Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim
dış
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı
dış
Bireyin ötesinde bir varlığı olan
dış
Bostanlar, bağlar, sürülmüş tarlalar."- A. Haşim
dış
Yabancı ülkelerle ilgili
dış
Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan
dış
Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları
dış
Bir konunun kapsamına girmeyen şey
dış
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı: "Hafta sonunda şehrin dışına çıkıyoruz. Şehrin artık dışındayız
dışına