başarılar

listen to the pronunciation of başarılar
Türkçe - İngilizce
good luck
achievements

What are Tom's main achievements? - Tom'un başlıca başarıları nedir?

He is always boasting of his achievements. - O, her zaman başarılarıyla övünüyor.

başarı
success

Manchester United is one of the most successful teams in both the Premier League and England. - Manchester United, hem Premier League'de hem de İngiltere'de en başarılı takımlardan biridir.

Some people identify success with having much money. - Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.

başarı
{i} achievement

They awarded her a gold metal for her achievement. - Başarısı için onu altın madalyayla ödüllendirdiler.

This building is the architect's crowning achievement. - Bu bina mimarın en yüksek başarısıdır.

başarılar dilemek
wish somebody success
başarı
accomplishment

It was an awesome accomplishment. - O harika bir başarıydı.

This is no trivial accomplishment. - Bu önemsiz bir başarı değil.

başarı
prosperity
başarı
feat

The player performed a wonderful feat. - Oyuncu, harika bir başarı gerçekleştirdi.

The international space station is an amazing feat of engineering. - Uluslararası uzay istasyonu inanılmaz bir mühendislik başarısıdır.

başarı
victory
başarı
{i} attainment
başarı
triumph
başarı
success, accomplishment, achievement, prosperity
başarı
{i} win

They celebrated his success by opening a bottle of wine. - Onlar bir şişe şarap açarak onun başarısını kutladılar.

You win some, you lose some. - Her zaman başarılı olamazsın.

başarı
speed
başarı
{i} stroke
başarı
{i} go
başarılar dilemek
wish someone luck
başarılar dilemek
(deyim) congratulate on
başarılar dilemek
(deyim) congratulate upon
başarılar dilerim
i wish you success
başarı
joy

The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful. - Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.

başarı
diplomacy
başarı
{i} achieving
başarı
acquirement
başarı
performance
başarı
in success
başarı
succeeding

We came very close to succeeding. - Biz başarıya yaklaştık.

If you're trying to scare me, you're succeeding. - Beni korkutmaya çalışıyorsan başarıyorsun.

başarı
success of
başarı
{i} hit

The new movie was a big hit. - Yeni film büyük bir başarıydı.

His last play was a big hit. - Onun son oyunu büyük bir başarıydı.

başarı
{i} effort

He failed due to lack of effort. - O, çaba eksikliği nedeniyle başarısız oldu.

He failed in his business in spite of his efforts. - O, çabalarına rağmen işinde başarısız oldu.

başarı
smash
başarı
click
başarı
{i} show

She wanted to show off her cleverness during class, but she failed. - O ders sırasında akıllılığını göstermek istedi ama o başarısız oldu.

The show was a success. - Gösteri bir başarıydı.

başarı
success#
başarı
{i} deed

This deed became one of the most emblematic milestones of the Revolution. - Bu başarı, devrimin en simgesel kilometre taşlarından biri oldu.

başarı
(Hukuk) achievement, triumph
İngilizce - İngilizce

başarılar teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Başarı
(deyim) flying colors
Türkçe - Türkçe

başarılar teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Başarı
sükse
başarı
Başarma işi veya başarılan iş, muvaffakiyet: "Bu başarı, onu garip bir yolda boşluk ve yalnızlık içinde bırakmıştı."- H. E. Adıvar
başarı
Başarma işi veya başarılan iş, muvaffakiyet
başarılar