arzulu

listen to the pronunciation of arzulu
Türkçe - İngilizce
avid

He's an avid art collector. - O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.

Libraries are real treasures for avid readers. - Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.

solicitous
ambitious
desirous, wishing, longing, eager
wishful
agog
desirous, wishing, longing
athirst for
desirous
yearning
longing
prurient
yearnful
lustful
inclinable
fain
{s} wistful
greed
aspirant
eager
arzu
wish

He wished to marry her. - Onunla evlenmeyi arzu etti.

He became a singer against his parents wishes. - Anne babasının arzusunun aksine şarkıcı oldu.

Arzu
(isim) Desire

The desire to survive and the fear of death are artistic sentiments. - Hayatta kalma arzusu ve ölüm korkusu artistik duygulardır.

She managed to get what she desired easily. - Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.

arzulu bakış
leer
arzulu olmak
lust
arzu
{i} will

There are some things in this world that will never come true, no matter how much you wish for them. - Bu dünyada, ne kadar arzu ederseniz edin asla gerçekleşmeyecek şeyler vardır.

arzu
{i} want

What do you want to drink? - Ne içmeyi arzu edersiniz?

I want you to bring her. - Onu getirmeni arzu ediyorum.

arzu
{i} Passion
arzu
rage
arzu
intentness
arzu
request
arzu
{i} appetite
arzu
{i} urge

Tom felt an urge to kiss Mary. - Tom Mary'yi öpmek için bir arzu hissetti.

Tom felt the urge to run away. - Tom kaçma arzusu hissetti.

arzu
wish, desire, longing, craving, ambition; appetite
arzu
affect
arzu
lust

I'm lusting after her. - Onu şehvetle arzuluyorum.

Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder. - Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.

arzu
self centered
arzu
crave
arzu
itch
arzu
bid
arzu
mind

There is no fear for one whose mind is not filled with desires. - Zihni arzularla dolu olmayanl biri için korku yoktur.

Don't let desire control your mind! - Arzunun aklını kontrol etmesine izin verme!

arzu
yen
arzu
dream
arzu
craving
arzu
vision
arzu
fancy
arzu
eager
arzu
{i} prurience
arzu
{i} hunger
arzu
{i} aspiration
arzu
leaning
arzu
{i} pruriency
arzu
eagerness
arzu
{i} conation
arzu
avid

Libraries are real treasures for avid readers. - Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.

He's an avid art collector. - O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.

arzu
{i} yearning
arzu
{i} appetency
arzu
appetence
arzu
hankering
arzu
{i} longing

She never told anyone about her secret longings. - O asla gizli arzularından kimseye bahsetmedi.

arzu
maggot
arzu
{i} thirst
arzu
appetency; appetite
arzu
solicitude
arzu
hanker
arzulu