arzulu

listen to the pronunciation of arzulu
Türkisch - Englisch
avid

He's an avid art collector. - O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.

Libraries are real treasures for avid readers. - Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.

solicitous
desirous, wishing, longing, eager
wishful
agog
desirous, wishing, longing
athirst for
desirous
yearning
longing
prurient
ambitious
yearnful
lustful
inclinable
fain
{s} wistful
greed
aspirant
eager
arzu
wish

I forced him into complying with my wish. - Benim arzuma boyun eğmesi için onu zorladım.

He became a singer against his parents wishes. - Anne babasının arzusunun aksine şarkıcı oldu.

Arzu
(isim) Desire

I desire a lot to see you today. - Bugün seni görmeyi çok arzu ediyorum.

She managed to get what she desired easily. - Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.

arzulu bakış
leer
arzulu olmak
lust
arzu
{i} will

There are some things in this world that will never come true, no matter how much you wish for them. - Bu dünyada, ne kadar arzu ederseniz edin asla gerçekleşmeyecek şeyler vardır.

arzu
{i} want

Tom stopped me from doing what I wanted to do. - Tom, beni arzu ettiğim şeyi yapmaktan alıkoydu.

A man decides he wants to be king; thousands of people die shortly thereafter as a result of this desire. - Bir adam kral olmak istediğine karar verir; çok geçmeden bu arzunun sonucu olarak binlerce insan ölür.

arzu
{i} Passion
arzu
rage
arzu
intentness
arzu
request
arzu
{i} appetite
arzu
{i} urge

Tom felt the urge to run away. - Tom kaçma arzusu hissetti.

Tom felt an urge to kiss Mary. - Tom Mary'yi öpmek için bir arzu hissetti.

arzu
wish, desire, longing, craving, ambition; appetite
arzu
affect
arzu
lust

I'm lusting after her. - Onu şehvetle arzuluyorum.

Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder. - Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.

arzu
self centered
arzu
crave
arzu
itch
arzu
bid
arzu
mind

Don't let desire control your mind! - Arzunun aklını kontrol etmesine izin verme!

There is no fear for one whose mind is not filled with desires. - Zihni arzularla dolu olmayanl biri için korku yoktur.

arzu
yen
arzu
dream
arzu
craving
arzu
vision
arzu
fancy
arzu
eager
arzu
{i} prurience
arzu
{i} hunger
arzu
{i} aspiration
arzu
leaning
arzu
{i} pruriency
arzu
eagerness
arzu
{i} conation
arzu
avid

Libraries are real treasures for avid readers. - Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.

He's an avid art collector. - O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.

arzu
{i} yearning
arzu
{i} appetency
arzu
appetence
arzu
hankering
arzu
{i} longing

She never told anyone about her secret longings. - O asla gizli arzularından kimseye bahsetmedi.

arzu
maggot
arzu
{i} thirst
arzu
appetency; appetite
arzu
solicitude
arzu
hanker
arzulu
Favoriten