çizgili

listen to the pronunciation of çizgili
Türkçe - İngilizce
lined
striped

I liked this striped shirt. - Bu çizgili gömlekten hoşlandım.

I like this striped shirt. - Bu çizgili gömleği seviyorum.

ruled
barred
tabby
striate
lined, wrinkled, furrowed
lined, with lines, ruled
lined; ruled; striped, stripy
fasciated
streaky
liny
striated
banded
brindled
striped: çizgili pijama striped pajamas
stripe

I would like to try the blue striped skirt. - Ben mavi çizgili eteği denemek istiyorum.

I liked this striped shirt. - Bu çizgili gömlekten hoşlandım.

streak
crossed
streaked
ribboned
stripy
pinstriped
ringstreaked
brindle
çizgi
line

The new line of dresses is from Paris. - Elbiselerin yeni çizgisi Paris'ten.

In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future. - Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.

çizgili kumaş
stripe
çizgili sincap
chipmunk
çizgili defter
Lined notebook
çizgili bir kravat gösterin lütfen
Please show me a tie with stripes
çizgili ishakkuşu
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: baykuşgiller) pallid / Bruce's scops-owl
çizgili kas
striated muscle
çizgili kas
anat . striated muscle
çizgili kumaş
tabby
çizgili kâğıt
ruled paper
çizgili levrek
striped bass
çizgili olmayan çek
cash check
çizgili pamuklu kumaş
gingham
çizgili pijama
striped pyjamas
çizgili sincap
chipmuck
çizgili sinek
(Tabiat Doğa) (böcek, haşere, Fam: Culicidae) yellow-fever / dengue mosquito
çizgili sırtlan
(Tabiat Doğa) (hayvan, Fam: sırtlanlar) [syn.: çizgili sırtlan, andık] striped hyena
çizgili yapmak
tabby
çizgili çek
crossed check
çizgili çek
(Ticaret) cross check
çizgili çek Brit
crossed check
çizgili ötleğen
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: ötleğenkuşugiller,çalıbülbülügiller) barred warbler
çizgi
score
çizgi
line; stripe, bar; dash; scratch, mark; (tende) furrow
kenar çizgili
(Bilgisayar) edge
kesik çizgili
(Bilgisayar) dashed
kesik çizgili doğru
dotted line
çizgi
{i} grain
çizgi
dint
çizgi
demarcation
çizgi
ruler
çizgi
hyphen
çizgi
furrow
çizgi
mark

On your marks, get set, go! - Çizgilerinize, hazırlanın, başlayın!

çizgi
streak

This lucky streak won't last forever. - Bu şanslı çizgi sonsuza dek sürmeyecek.

çizgi
stroke
çizgi
stripe

I would like to try the blue striped skirt. - Ben mavi çizgili eteği denemek istiyorum.

I like this striped shirt. - Bu çizgili gömleği seviyorum.

çizgi
dash

Tom made a dash for the front door. - Tom ön kapı için bir çizgi yaptı.

üstü çizgili
Lined through
düz çizgili
rectilineal
düz çizgili
rectilinear
dış çizgili yazıyüzü
outlined font
enine çizgili
cross-striped
enine çizgili
cross striped
geniş çizgili
ribboned
iki çizgili
bilinear
ince çizgili (kumaş/giysi)
pinstriped
ince çizgili desen
hairline
ince çizgili kumaş
hairline
incecik çizgili
pin striped
kabartma çizgili kumaş
twill
kesik çizgili dikey
(Bilgisayar) dashed vertical
koyu çizgili
(Bilgisayar) dashed heavy
kırmızı çizgili
red-lined
on çizgili haşere
(Tabiat Doğa) (böcek, haşere, Fam: Pseudococcidae) [syn.: on çizgili haşere, patates böceği] mealybug, potato bug, potato beetle
umumi çizgili çek
(Ticaret) general crossed cheque
umumi çizgili çek
(Ticaret) general crossed check
çaprazlama çizgili
crisscross
çizgi
scratch
çizgi
wheal
çizgi
line, boundary, limit
çizgi
line (of action or thought)
çizgi
part (in a person's hair)
çizgi
groove
çizgi
dash , line
çizgi
stria
çizgi
drawing

The boy spends hours drawing superhero comics. - Çocuk süper kahraman çizgi romanları çizerek saatler harcıyor.

The girl spends hours drawing superhero comics. - Kız süper kahraman çizgi romanları çizerek saatler harcıyor.

çizgi
{i} bar
çizgi
serif
çizgi
{i} wale
çizgi
flick
çizgi
line, wrinkle, furrow
çizgi
(Diş Hekimliği) linea
çizgi
band
çizgi
scratch, scar; score
çizgi
mark, dash
çizgi
stripe; stria, striation
çizgi
(cetvelle) ruling
üstü çizgili
Strikethrough/ Strikethru
üç çizgili
trilinear
Türkçe - Türkçe
Üzerinde çizgi bulunan: "Benim mi Allahım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar."- C. S. Tarancı
Üzerinde çizgi bulunan
tahrilli
yollu
çizgi
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim
Çizgi
hat
Çizgi
çizi
Çizgi
cızık
Çizgi
tahril
Çizgi
çizik
Çizgi
(Osmanlı Dönemi) CÜDDET
Çizgi
(Osmanlı Dönemi) HABÎKE
çizgi
Temel
çizgi
Yüz ve vücut hatlarının her biri
çizgi
Yüz ve vücut hatlarının her biri: "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu."- O. Rifat
çizgi
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır
çizgi
Temel: "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."- A. İlhan
çizgi
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril: "Bu kâğıda üç çizgi çekti."- Ö. Seyfettin
çizgi
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat
çizgili