Shouldn't we slow down?
- Yavaşlamamız gerekmiyor mu?
Tom told me to slow down.
- Tom yavaşlamamı söyledi.
Business has really slowed down.
- İş gerçekten yavaşladı.
Tom slowed down at the stop sign, but didn't stop.
- Tom dur işaretinde yavaşladı, ancak durmadı.
Could you speak more slowly, please?
- Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?
Speak slower, please.
- Lütfen daha yavaş konuşun.
You may want to slow down.
- Yavaşlamak isteyebilirsin.
Tom has no plans to slow down.
- Tom'un yavaşlamak için hiçbir planı yok.
We have to slow down.
- Yavaşlamak zorundayız.
You may want to slow down.
- Yavaşlamak isteyebilirsin.
Could you speak more slowly, please?
- Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?
Can you speak more slowly?
- Daha yavaş konuşabilir misiniz?
You should eat slower.
- Daha yavaş yemelisin.
Speak slower, please.
- Lütfen daha yavaş konuşun.
The sky has gradually clouded over.
- Gökyüzü yavaşça bulutlandı.
The balloon descended gradually as the air came out.
- Hava boşalırken balon yavaşça indi.
I just felt slow and sluggish.
- Ben sadece yavaş ve halsiz hissettim.
Tom gave Mary a gentle push.
- Tom, Mary'yi yavaşça itti.
He may be the slowest one in our class.
- O sınıfımızdaki en yavaş kişi olabilir.
Tatoeba is the slowest site.
- Tatoeba en yavaş sitedir.
The Phantom slowly, gravely, silently, approached.
- Hayalet yavaş yavaş, ciddi, sessizce yaklaştı.
We have to slow down.
- Yavaşlamak zorundayız.
You may want to slow down.
- Yavaşlamak isteyebilirsin.