Bana karşı bütünüyle dürüst müydün?
- Have you been totally honest with me?
Bütünüyle sipariş edilmiş bir takıma çoğunlukla bir zincir denilir.
- A totally ordered set is often called a chain.
Sorusuna çok şaşırdım.
- I was terribly confused by his question.
Çok üşüyorum. Sanırım nezle olacağım.
- It's terribly cold. I think I'm going to catch a cold.
Bu sabah son derece sıcaktır.
- It is terribly hot this morning.
Bruce kız arkadaşı onu terk ettiğinde son derece üzülmüştü, ama kısa sürede atlattı.
- Bruce was terribly upset when his girlfriend left him, but he soon got over it.
Bundan korkunç bir şekilde utanıyorum.
- I'm terribly ashamed of this.
O korkunç bir şekilde yanlış olurdu.
- That would be terribly wrong.
Tom tamamen yok olmuş görünüyor.
- Tom looks totally wiped out.
Çocuk tamamen ebeveynlerine bağımlıydı.
- The boy is totally dependent on his parents.
Benim yavru köpeğim öldü ve ben berbat bir şekilde üzgünüm.
- My puppy died, and I'm terribly upset.
Tom'a berbat bir şekilde muamele edilmişti.
- Tom was treated terribly.
Aşırı derecede pahalı.
- It's terribly expensive.
Bu hafta her ikimiz için de aşırı yoğundu.
- This week has been terribly busy for both of us.