müthiş

listen to the pronunciation of müthiş
Türkçe - İngilizce
terrific

I think what Tom is doing is terrific. - Bence Tom'un yaptığı müthiş.

I've got a terrific surprise for you. - Senin için müthiş bir sürprizim var.

splendid

In brief, the party was splendid. - Kısacası, parti müthişti.

A splendid idea occurred to John. - John'un aklına müthiş bir fikir geldi.

wonderful
terrible

Tom was a terrible coach. - Tom müthiş bir antrenördü.

Tom made a terrible discovery. - Tom müthiş bir keşif yaptı.

terrible, horrible, awful, fearful; excessive; wonderful, great, terrific, super; sensational, out of this world, funky
awful

A certain someone is being awfully fragile today. - Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.

I have an awful bike. - Müthiş bir bisikletim var.

terrific, frightful; unbearable
devilish
frightful
terrible, terrifying; dreadful, awful
dire

If she continues to live with a man she doesn't love for his money, the day will come when she will despair and be in dire straits. - O parası için sevmediği bir adamla yaşamaya devam ederse, onun umudunu keseceği ve müthiş sıkıntıda olacağı gün gelecektir.

bang up
deadly
devastating
gee whiz
(Konuşma Dili) terrifically, frightfully, extremely
smashing
amazing, astounding
fabulous
prodigious
beastly
stupendous
direful
ripping
colossal
almighty
fearful
helluva
splendiferous
strikingly beautiful, knockout; (someone) who is a knockout
filthily
stunning
appalling
formidable

Mary is a formidable woman. - Mary müthiş bir kadın.

The leader made formidable declarations. - Lider müthiş açıklamalar yaptı.

{s} swell
enormous
monstrous
{s} wild
desperate
exceedingly
astounding
excessive
rough stuff
filthy

Joe's idea for a new kind of car will make him filthy rich. - Joe'nun yeni tür bir araba fikri onu müthiş zengin yapacak.

wizard
fantastic

Tom is doing a fantastic job. - Tom müthiş bir iş çıkarıyor.

plush
great

It's not all that great. - O kadar müthiş değil.

Time is a great teacher, but unfortunately it kills all its pupils. - Zaman müthiş bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür.

sensational
tragic
funky
catastrophic
eminently
terribly
fabulously
cataclysmal
incredible
out of this world
fearsome
bloody
awfully

His speech got awfully boring. - Onun konuşması müthiş sıkıcıydı.

A certain someone is being awfully fragile today. - Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.

marvellous
unearthly
hairy
unspeakable
damn
tremendously

The public has been tremendously impressed by Tom. - Tom, halkı müthiş etkilemiştir.

It was tremendously exciting to be in Boston at that time. - O anda Boston'da olmak müthiş heyecan vericiydi.

aimighty
{s} tearing
super
müthiş güzel
ravishing
müthiş bir şekilde
awfully
Müthiş savaş
Armageddon
müthiş adam
trump
müthiş biçimde
almighty
müthiş güzel
awfully nice
müthiş kimse
oner
müthiş sıkıntı
dire straits

If she continues to live with a man she doesn't love for his money, the day will come when she will despair and be in dire straits. - O parası için sevmediği bir adamla yaşamaya devam ederse, onun umudunu keseceği ve müthiş sıkıntıda olacağı gün gelecektir.

müthiş sıkıntıda
in straits
müthiş sıkıntıda
in dire straits
müthiş yalan
oner
müthiş yumruk
oner
müthiş şey
smasher
müthiş şey
prang
müthiş şey
wow
Türkçe - Türkçe
"Ne şaşılacak şey" anlamında kullanılır
(Osmanlı Dönemi) dehşet veren, korkutan
Çok rahatsız eden, dayanılmaz
Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli. Çok rahatsız eden, dayanılmaz: "Bu müthiş yokluğa, bu derin acıya tahammül edemiyordum."- Y. K. Beyatlı. Şaşılacak kadar değişik: "Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti."- Ş. Rado. "Ne şaşılacak şey" anlamında kullanılan bir söz
Şaşılacak kadar değişik
Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli
MÜTHİŞ
(Osmanlı Dönemi) Bak: Müdhi
müthiş