uzatmalar

listen to the pronunciation of uzatmalar
Türkçe - İngilizce
(Spor) extra time
(Spor) overtime
uzatma
{i} extension

This extension cord is too short. - Bu uzatma kablosu çok kısa.

Layla went to a hair salon to get extensions in her hair. - Leyla saçlarını uzatmak için bir kuaföre gitti.

uzatma
{i} stretch

I wouldn't mind stretching my legs a little. - Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.

I want to stretch my legs. - Ben bacaklarımı uzatmak istiyorum.

uzatma
stretching

I wouldn't mind stretching my legs a little. - Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.

uzatma
(Askeri) extend

Tom hopes to extend his stay in Boston. - Tom Bostonda kalışını uzatmayı umuyor.

They are planning to extend the railroad to the next town. - Onlar demiryolunu sonraki şehre uzatmayı planlıyor.

uzatma
(Ticaret) prorogation
uzatma
extension device
uzatma
(Spor) overtime
uzatma
seine net
uzatma
(Bilgisayar) circumflex
uzatma
longdrawn
uzatma
extra time
uza
draw out
uza
get longer
uza
drag on
uzatma
prolongation
Uzatma
extention

Where is the extansion cable?.

uza
scat
uza
reach

He reached out for the book. - O, kitabı almak için uzandı.

He reached across the table and shook my hand. - Masanın üzerinden uzandı ve elimi sıktı.

uzatma
lengthening, protraction; extension, prolongation; extra time; seine net
uzatma
extending

Gooseberries are fruits that are effective at extending life. - Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.

Tom wanted to check the applicant's character reference before extending an offer. - Tom teklifi uzatmadan önce başvuranın karakter referansını kontrol etmek istedi.

uzatma
lengthening
uzatma
{i} elongation
uzatma
tiebreak
uzatma
{i} protraction
uzatma
continuation
uzatma
{i} continuance
uzatma
extratime
uzatma
{i} spread
uzatma
{i} renewal
uzatma
fishnet one end of which is secured to the shore while it is in use
uzatmalar