ulaşılabilir

listen to the pronunciation of ulaşılabilir
Türkçe - İngilizce
accessible

This airport is easily accessible by bus. - Bu havaalanına otobüsle kolayca ulaşılabilir.

New York is accessible by train from Washington. - Trenle Washington'dan New York'a ulaşılabilir.

come at able
pervious
approachable
reachable
attainable

Do you think that's attainable? - Onun ulaşılabilir olduğunu düşünüyor musun?

getatable
accessable
ulaş
{f} reach

We will reach London before dark. - Hava kararmadan önce Londra'ya ulaşacağız.

You can reach the village by bus. - Otobüsle köye ulaşabilirsin.

ulaş
got through

What you said really got through to Tom. - Söylediğin gerçekten Tom'a ulaştı.

ulaş
{f} arriving

The storm prevented her from arriving on time. - Fırtına onun zamanında ulaşmasını engelledi.

The storm prevented us from arriving on time. - Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.

ulaş
attain

In hopes of attaining superhuman powers, Christopher Columbus once stared at the sun for five minutes straight. It didn't work. - İnsanüstü güçlere ulaşmak umuduyla, Kristof Kolomb bir zamanlar beş dakika güneşe doğruca dik dik baktı.İşe yaramadı.

She attained her success through hard work. - Başarısına çok çalışarak ulaştı.

ulaş
arrive in

Your letters arrive in two days. - Mektuplarınız iki gün içinde ulaşır.

I believe she'll arrive in a short time. - Ben onun kısa sürede ulaşacağına inanıyorum.

ulaş
run into
ulaş
get at

He is too short to get at the book on the shelf. - Raftaki kitaba ulaşamayacak kadar çok kısa.

He was too short to get at the grapes. - Üzümlere ulaşamayacak kadar kısaydı.

ulaş
{f} totaled
ulaş
arrive

Truman arrived at the White House within minutes. - Truman, Beyaz Saray'a dakikalar içinde ulaştı.

We arrived at Viracopos at one o'clock in the morning. - Viracopos'a sabah saat birde ulaştık.

ulaş
got at
ulaş
gotten through
ulaş
{f} total

The total bill for drinks came up to 7000 dollars. - İçecekler için toplam fatura 7000 dolara ulaştı.

The total amounted to 100 dollars. - Toplam 100 dolara ulaştı.

ulaş
{f} reaching

I know what you are planning to do and I'll do everything I can in order to prevent you reaching your goal. - Ne yapmayı planladığını biliyorum ve amacına ulaşmanı engellemek elimden gelen her şeyi yapacağım.

I succeeded in reaching the top of the mountain. - Dağın tepesine ulaşmayı başardım.

ulaş
get through

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through. - Telefonda sana ulaşmaya çalıştım,ancak bu mümkün olmadı.

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through - Ben sana telefonla ulaşmaya çalıştım ama başaramadım.

İngilizce - Türkçe
Within reach
ulaşılabilir olmak
Be (with)in reach
ulaşılabilir