ulaşılabilir

listen to the pronunciation of ulaşılabilir
Türkisch - Englisch
accessible

The stadium is accessible by bus. - Stadyuma otobüs ile ulaşılabilir.

This airport is easily accessible by bus. - Bu havaalanına otobüsle kolayca ulaşılabilir.

come at able
pervious
approachable
reachable
attainable

Do you think that's attainable? - Onun ulaşılabilir olduğunu düşünüyor musun?

getatable
accessable
ulaş
{f} reach

It was already twelve when he reached home. - Eve ulaştığında saat zaten on ikiydi.

She's too short to reach the top. - O,tepeye ulaşamayacak kadar çok kısadır

ulaş
got through

What you said really got through to Tom. - Söylediğin gerçekten Tom'a ulaştı.

ulaş
{f} arriving

The storm prevented her from arriving on time. - Fırtına onun zamanında ulaşmasını engelledi.

The storm prevented us from arriving on time. - Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.

ulaş
attain

In hopes of attaining superhuman powers, Christopher Columbus once stared at the sun for five minutes straight. It didn't work. - İnsanüstü güçlere ulaşmak umuduyla, Kristof Kolomb bir zamanlar beş dakika güneşe doğruca dik dik baktı.İşe yaramadı.

At last he attained his goal. - Sonunda o, amacına ulaştı.

ulaş
arrive in

I believe she'll arrive in a short time. - Ben onun kısa sürede ulaşacağına inanıyorum.

When did you arrive in Boston? - Boston'a ne zaman ulaştın?

ulaş
run into
ulaş
get at

He wasn't tall enough to get at the ceiling. - O, tavana ulaşmak için yeterince uzun değildi.

He was too short to get at the grapes. - Üzümlere ulaşamayacak kadar kısaydı.

ulaş
{f} totaled
ulaş
arrive

We waited but he failed to arrive. - Biz bekledik ama o ulaşamadı.

You should arrive at school before nine. - Okula saat dokuzdan önce ulaşmalısın.

ulaş
got at
ulaş
gotten through
ulaş
{f} total

The total bill for drinks came up to 7000 dollars. - İçecekler için toplam fatura 7000 dolara ulaştı.

The total amounted to 100 dollars. - Toplam 100 dolara ulaştı.

ulaş
{f} reaching

I succeeded in reaching the top of the mountain. - Dağın tepesine ulaşmayı başardım.

After six hours' climbing, we finally succeeded in reaching the top of the mountain. - Altı saatlik tırmanıştan sonra, nihayet dağın zirvesine ulaşmayı başardık.

ulaş
get through

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through - Ben sana telefonla ulaşmaya çalıştım ama başaramadım.

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through. - Telefonda sana ulaşmaya çalıştım,ancak bu mümkün olmadı.

Englisch - Türkisch
Within reach
ulaşılabilir olmak
Be (with)in reach
ulaşılabilir
Favoriten