tutarak

listen to the pronunciation of tutarak
Türkçe - İngilizce
fit, seizure; epilepsy sara
epilepsy
fit, seizure, spell
holding

Tom walked into the kitchen holding a small box. - Tom küçük bir kutu tutarak mutfağa doğru yürüdü.

Tom sat with Mary, holding her hand. - Tom elini tutarak Mary ile oturdu.

(Tıp) fit
seizure
seizing
retentively
keeping in
tut
held

She held my arm firmly. - O, kolumu sımsıkı tuttu.

The picture was held on by a pin. - Resim bir iğne ile tutturuldu.

tut
{f} fix

They fixed the sign to the wall. - Onlar tabelayı duvara tutturdular.

tut
cost

I would like to know how much it costs. - Ne kadar tuttuğunu bilmek isterim.

This diamond costs a fortune. - Bu elmas servet tutar.

tut
{f} retained
tut
{f} seizing
tut
held back

The police held back the crowd. - Polisler kalabalığı geride tuttu.

The police held back the protesters. - Polis protestocuları geri tuttu.

tut
held down
tut
hold back

You have to hold back. - Kendini tutmak zorundasın.

Tom couldn't hold back his tears. - Tom gözyaşlarını tutamadı.

tut
withhold
tut
maintain at
tut
{f} holding

To put it bluntly, the reason this team won't win is because you're holding them back. - Açık söylemek gerekirse, bu takımın kazanamayacak olmasının sebebi onları geride tutmanızdır.

He was holding a large box in his arms. - O, kollarında büyük bir kutu tutuyordu.

tut
get hold of

Where can I get hold of a good tax lawyer? - Nerede iyi bir vergi avukatı tutabilirim?

Tom and Mary's new puppy chews up everything he can get hold of, including Tom's new slippers. - Tom ve Mary'nin yeni köpeği, Tom'un yeni terlikleri de dahil olmak üzere, elinde tuttuğu her şeyi çiğnemektedir.

tut
retain

We had to retain a lawyer. - Biz bir avukat tutmak zorunda kaldık.

tut
hold down

Tom can't hold down a job. He's always getting fired. - Tom bir mesleği tutamaz. O her zaman kovuluyor.

tut
restrain

I barely restrained myself from vomiting. - Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.

He could no longer restrain himself. - O artık kendini tutamadı.

tut
{f} withheld
tut
got hold of
tut
{f} withholding
tut
{f} restrained

I barely restrained myself from vomiting. - Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.

tut
choke back
tut
{f} hold

You're holding my hand in the photo. - Fotoğrafta elimi tutuyorsun.

Hold your tongue, or you'll be killed. - Dilini tut, yoksa öldürüleceksin.

tut
{f} sustaining
ayaklarını tutarak dalmak
jackknife
ayaklarını tutarak suya dalma
jackknife
aziz tutarak
cherishingly
bunu akılda tutarak
with this in mind
göz önünde tutarak
(Hukuk) (ilke kararlarında) considering that (in resolutions), having regard to
göz önünde tutarak
in view of
iyon tutarak analiz edici
(Tıp) ion-trap analyzer
kabuk tutarak
encrusting
kendini tutarak
with aplomb
nefesini tutarak
with bated breath
tut
chokeback
tut
helddown
tut
support

Reason promises us its support, but it does not always keep its promise. - Sebep bize destek sözü verir ancak her zaman sözünü tutmaz.

tut
heldback
yerini tutarak
compensatingly
İngilizce - İngilizce

tutarak teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

tut
A tutorial
tut
To make a tut tut sound of disapproval
tut
{e} expressing dislike
tut
See tut tut
tut
Be still; hush; an exclamation used for checking or rebuking
tut
A word used in Lincolnshire for a phantom, as the Spittal Hill Tut Tom Tut will get you is a threat to frighten children Tut-gotten is panic-struck Our tush is derived from the word tut
tut
If you tut, you make a sound with your tongue touching the top of your mouth when you want to indicate disapproval, annoyance, or sympathy. He tutted and shook his head. tut-'tut tutted tutting to express disapproval by making a tut sound
tut
Tut is used in writing to represent the sound that you make with your tongue touching the top of your mouth when you want to indicate disapproval, annoyance, or sympathy
tut
Society Alt Ntul
tut
A hassock
tut
An imperial ensign consisting of a golden globe with a cross on it
Türkçe - Türkçe
Sara
Ruh hastalığı nöbeti
TUT
(Osmanlı Dönemi) f. Dut
tut
Eski Mısır'da kullanılan Kıpti takviminin ilk ayı
İngilizce - Türkçe

tutarak teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

tut
hay aksi!
tut
tüh!
tut
vah!
tut
cik cik
tut
tut! Vah
tut
{ü} Tut, tut! Bir şeyin onaylanmadığını vurgulamak için söylenir: Tut, tut, you shouldn't be reading other people's mail! A, başkalarının
tut
Sus! Adam sen de! Tut
tutarak