Ben biraz Japonca konuşuyorum.
- I speak a little Japanese.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?
- Could you please speak a little bit more slowly?
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.
- Don't be afraid to break the rules a little.
Kanepede azıcık kestir.
- Take a little nap on the sofa.
Pastadan bir parça al.
- Have a little of this cake.
O pastadan bir parça alabilir miyim?
- Could I get a little piece of that cake?
Tom hakkında çok az endişeliyim.
- I'm slightly worried about Tom.
Tom çok az kıskanç görünüyordu.
- Tom sounded slightly jealous.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.
- My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's.
Tom, bugün biraz keyfsiz.
- Tom is slightly under the weather today.
Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.
- She stood silently, her head tilted slightly to one side.
Kule sola doğru hafifçe eğildi.
- The tower leaned slightly to the left.