Ben biraz İngilizce öğreniyorum.
- I am learning a little English.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?
- Could you please speak a little bit more slowly?
Kanepede azıcık kestir.
- Take a little nap on the sofa.
Bir seferde azıcık iş yapacağım.
- We'll do a little at a time.
O pastadan bir parça alabilir miyim?
- Could I get a little piece of that cake?
Pastadan bir parça al.
- Have a little of this cake.
Tom hakkında çok az endişeliyim.
- I'm slightly worried about Tom.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.
- You may be right, but we have a slightly different opinion.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.
- My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's.
Tom bir saatten biraz fazla bir süredir bekliyor.
- Tom has been waiting for slightly over an hour.
Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.
- She stood silently, her head tilted slightly to one side.
Kule sola doğru hafifçe eğildi.
- The tower leaned slightly to the left.