sinirler

listen to the pronunciation of sinirler
Türkçe - İngilizce
thews
sinir
{i} nerve

I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves. - Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.

Tom's way of speaking gets on my nerves. - Tom'un konuşma şekli benim sinirlerimi bozuyor.

sinir
anger

He was red with anger. - Sinirden kıpkırmızı olmuştu.

They anger us with their behavior. - Onlar bizi davranışlarıyla sinirlendiriyor.

sinir
{i} temper

She is apt to lose her temper. - Sinirlenmeye eğilimlidir.

He sometimes loses his temper for nothing. - Bazen sebepsiz yere sinirleniyor.

sinir
{s} nervous

The central nervous system consists of four organs. - Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.

A nervous person will not be fit for this job. - Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.

sinir
{i} fury
sinir
{i} pet
periferik sinirler
(Tıp) peripheral nerves
sinir
tendon
sinir
irksome
sinir
irritating

Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument. - Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.

Tom's an irritating person to work with because he'll never admit it when he's made a mistake. - Bir hata yaptığında onu asla kabul etmeyeceği için Tom birlikte çalışmak için sinir bozucu bir kişi.

sinir
string
sinir
annoying

Why are you annoying your sister? - Kız kardeşini niçin sinirlendiriyorsun?

That's really annoying. - O gerçekten sinir bozucu.

sinir
equanimity
sinir
fibre
sinir
(Havacılık) boundary
sinir
crabby
sinir
bugger
sinir
arse
sinir
{i} border
sinir
border line
sinir
{i} limit
sinir
neuronic
sinir
(Anatomi) nerve
sinir
{i} sinew
sinir
bordering
sinir
tantrum

You never know when he's going to throw another tantrum. - Onun ne zaman sinir krizi geçireceğini hiçbir zaman önceden kestiremezsin.

sinir
choler
sinir
{s} neural

Google uses a neural network to translate sentences. - Google, cümleleri çevirmek için bir sinir ağı kullanır.

sinir
quirk, peculiar trait, peculiarity of behavior
sinir
nerve; sinew, fibre; anger, irritation; emotional balance, equanimity; crabby, irritating, irksome, annoying
sinir
thing about which one is fastidious
sinir
irritating, exasperating (person, thing)
sinir
equanimity, emotional balance: Bende sinir kalmadı. My nerves are shot./I'm very upset
sinir
(Konuşma Dili) sinew, tendon; muscle fiber
sinir
anger; irritation
yıpranmış sinirler
frayed nerves
Türkçe - Türkçe
asap
Sinir
(Osmanlı Dönemi) HIŞAŞ
Sinir
(Osmanlı Dönemi) KETİTE
sinir
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet: "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu."- R. N. Güntekin
sinir
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği: "Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer."- R. N. Güntekin
sinir
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
sinir
Hoşa gitmeyen, can sıkan
sinir
Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik
sinir
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhî niteliği
sinir
Kas kirişi ve zarı
sinirler