sinirler

listen to the pronunciation of sinirler
Türkisch - Englisch
thews
sinir
{i} nerve

The sciatic nerve is the longest nerve in the human body. - Siyatik sinir insan vücudundaki en uzun sinirdir.

Tom's way of speaking got on my nerves. - Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokundu.

sinir
anger

His face turned red with anger. - Yüzü sinirden kızardı.

I'm boiling with anger. - Sinirden köpürüyorum.

sinir
{i} temper

It doesn't pay to lose your temper. - Sinirlenmeniz işe yaramaz.

He sometimes loses his temper for nothing. - Bazen sebepsiz yere sinirleniyor.

sinir
{s} nervous

Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord. - Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur.

The central nervous system consists of four organs. - Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.

sinir
{i} fury
sinir
{i} pet
periferik sinirler
(Tıp) peripheral nerves
sinir
tendon
sinir
irksome
sinir
irritating

Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument. - Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.

Tom's an irritating person to work with because he'll never admit it when he's made a mistake. - Bir hata yaptığında onu asla kabul etmeyeceği için Tom birlikte çalışmak için sinir bozucu bir kişi.

sinir
string
sinir
annoying

Why are you annoying your sister? - Kız kardeşini niçin sinirlendiriyorsun?

So annoying... Now I get a headache whenever I use the computer! - Çok sinir bozucu... Ne zaman bilgisayarı kullansam başıma ağrılar giriyor.

sinir
equanimity
sinir
fibre
sinir
(Havacılık) boundary
sinir
crabby
sinir
bugger
sinir
arse
sinir
{i} border
sinir
border line
sinir
{i} limit
sinir
neuronic
sinir
(Anatomi) nerve
sinir
{i} sinew
sinir
bordering
sinir
tantrum

You never know when he's going to throw another tantrum. - Onun ne zaman sinir krizi geçireceğini hiçbir zaman önceden kestiremezsin.

sinir
choler
sinir
{s} neural

Google uses a neural network to translate sentences. - Google, cümleleri çevirmek için bir sinir ağı kullanır.

sinir
quirk, peculiar trait, peculiarity of behavior
sinir
nerve; sinew, fibre; anger, irritation; emotional balance, equanimity; crabby, irritating, irksome, annoying
sinir
thing about which one is fastidious
sinir
irritating, exasperating (person, thing)
sinir
equanimity, emotional balance: Bende sinir kalmadı. My nerves are shot./I'm very upset
sinir
(Konuşma Dili) sinew, tendon; muscle fiber
sinir
anger; irritation
yıpranmış sinirler
frayed nerves
Türkisch - Türkisch
asap
Sinir
(Osmanlı Dönemi) HIŞAŞ
Sinir
(Osmanlı Dönemi) KETİTE
sinir
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet: "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu."- R. N. Güntekin
sinir
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği: "Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer."- R. N. Güntekin
sinir
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
sinir
Hoşa gitmeyen, can sıkan
sinir
Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik
sinir
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhî niteliği
sinir
Kas kirişi ve zarı
sinirler
Favoriten