seçmeler

listen to the pronunciation of seçmeler
Türkçe - İngilizce
analects
anthology
selection
selections, selected articles
omnibus
qualifying round
chooses
try outs
{i} potpourri
colleetanea
seçme
selection
seç
choose

You may choose what you like. - İstediğinizi seçebilirsiniz.

You may choose any of them. - Onlardan herhangi birini seçebilirsin.

seçme
choose

I never thought it'd be this hard to choose a color to paint the kitchen. - Mutfağı boyamak için bir renk seçmenin bu kadar zor olduğunu asla düşünmemiştim.

She had to choose her words carefully. - O, sözlerini dikkatle seçmek zorunda kaldı.

seç
chose

He was chosen to be a member of the team. - O, takımın bir üyesi olarak seçildi.

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

seç
{f} chosen

You or I will be chosen. - Siz ya da ben seçileceğim.

I realized that what I had chosen didn't really interest me. - Seçtiğim şeyin beni ilgilendirmediğini anladım.

seç
choosing

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

You cannot be too careful in choosing your friends. - Arkadaşlarınızı seçerken çok dikkatli olamazsınız.

seç
{f} elect

In 1860, Lincoln was elected President of the United States. - 1860'ta Lincoln, ABD başkanlığına seçildi.

Yuri Andropov was elected Chairman of the Presidium of the Supreme Soviet on June 16, 1983. - Yuri Andropov 16 Haziran 1983 te Yüce Rusya'nın Başbakanlık Heyetinin başkanı seçilmişti.

seçme
{s} eclectic
seçme
choosing

You must be careful in choosing your friends. - Arkadaşlarını seçmede dikkatli olmalısın.

Tom often has trouble choosing what clothes to wear. - Tom'un çoğunlukla hangi elbiseleri giyeceğini seçmede sorunu var.

seçme
{i} pick

She married to the kind of man you would expect her to pick. - O, onun seçmesini umduğun bir adamla evlendi.

Please help me pick out a sweater which matches my new dress. - Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.

seç
{f} elected

In 1860, Lincoln was elected President of the United States. - 1860'ta Lincoln, ABD başkanlığına seçildi.

Yuri Andropov was elected Chairman of the Presidium of the Supreme Soviet on June 16, 1983. - Yuri Andropov 16 Haziran 1983 te Yüce Rusya'nın Başbakanlık Heyetinin başkanı seçilmişti.

seç
(Bilgisayar) select from
seç
(Bilgisayar) choose columns
seçme
best of breed
seçme
(Gıda) sorting
seçme
(Ticaret) screening
seçme
opting
seçme
(Ticaret) assignment
seçme
(Biyokimya) elimination
seç
single out

I don't think it's fair to single out Tom. - Tom'u seçmenin adil olduğunu sanmıyorum.

seç
{f} selecting

Tom did a pretty good job of selecting music for the dance. - Tom, dans için müzik seçimi konusunda iyi bir iş çıkardı.

seç
select

The old selection process for judges was very unfair. - Hakimler için eski seçim süreci çok haksızdı.

The president shall be selected by majority vote. - Başkan çoğunluğun oyu ile seçilecek.

seç
pick on

Pick one of the items on this list. - Bu listedeki öğelerden birini seçin.

I have to pick one of them. - Onlardan birini seçmek zorundayım.

seç
pick out

Please help me pick out a sweater which matches my new dress. - Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.

Pick out the shirt that you like best. - En çok sevdiğin gömleği seç.

seç
{f} selected

She selected a hat to match her new dress. - O, yeni elbisesi ile uyması için yeni bir şapka seçti.

He selected a Christmas gift for her. - Onun için bir noel hediyesi seçti.

seçme
selecting
seçme
extract
seçme
analectic
seçme
olition
seç
choose, select
Seçme
(Tıp) election

Will the Social Democrats succeed in mobilizing enough voters on Election Day? - Sosyal Demokratlar seçim günü yeterince seçmeni harekete geçirmeyi başaracak mı?

On election day, voters chose Nixon. - Seçim günü, seçmenler Nixon'u seçti.

Seçme
pointing
seç
singleout
seçme
spotting
seçme
select

You have only three options to select. - Seçmek için sadece üç seçeneğin var.

At the moment, you are entering your sentences in the wrong place. You should select Contribute at the top of the page and then Add sentences. - Şu anda, cümlelerini yanlış yere giriyorsun. Sayfanın tepesinde katkıda bulun ve sonra cümleler ilave edin'i seçmelisin.

seçme
choosing, selecting; select, choice, outstanding
seçme
co optation
seçme
{s} recherche
seçme
picked

The judges haven't yet picked the best book. - Uzmanlar henüz en iyi kitabı seçmediler.

seçme
digest
seçme
sampling
seçme
miscellanea
seçme
select, choice; distinguished, outstanding, superior
seçme
{i} choice

He had no other choice but to choose the names randomly. - İsimleri rastgele seçmekten başka seçeneği yoktu.

Everyone has the right to work, to free choice of employment, to just and favourable conditions of work and to protection against unemployment. - Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.

seçme
co-optation
seçme
{i} option

You have only three options to select. - Seçmek için sadece üç seçeneğin var.

seçme
choosing, selecting
seçmeler