sür

listen to the pronunciation of sür
Türkçe - İngilizce
{f} exile

Most of the exiles were killed or captured. - Sürgünlerin çoğu öldürüldü veya esir alındı ​​.

He was exiled from his country. - O, ülkesinden sürgün edildi.

{f} smeared
{f} tilled
{f} last

The rain lasted a week. - Yağmur bir hafta sürdü.

The rain lasted five days. - Yağmur beş gün sürdü.

impel
{f} drive

I had my driver's license renewed last month. - Sürücü belgemi geçen ay yenilettim.

Do you know how to drive? - Nasıl araba süreceğini biliyor musun?

{f} drove

He drove the truck to Dallas. - O, kamyonu Dallas'a sürdü.

Tom got into the driver's seat and drove off. - Tom sürücünün yerine oturdu ve uzaklaştı.

{f} lasting

The war lasting for years impoverished the country. - Yıllar süren savaş ülkeyi fakirleştirdi.

driven

You'd better not have driven my car. - Keşke arabamı sürmeseydin.

Tom shouldn't have driven Mary's car. - Tom Mary'nin arabasını sürmemeliydi.

deport

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

banish

The ruler was overthrown and banished from the country. - Yönetici devrildi ve ülkeden sürüldü.

We banished him from the country. - Biz onu ülkeden sürdük.

deported

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

{f} smear
expatriate
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) missed your chance, it's too late to do anything now
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) it is too late to do anything about that, so let's think about doing something else
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) too little too late
sür