o kadar

listen to the pronunciation of o kadar
Türkçe - İngilizce
so
{s} such

I was in such a hurry that I left my bag behind. - O kadar acele ettim ki çantamı geride bıraktım.

John was in such a hurry that he had no time for talking. - John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.

so much

Don't worry about money so much. - Para için o kadar çok kaygılanma.

You had better not smoke so much. - O kadar çok sigara içmesen iyi olur.

as
no less
insomuch
that

The tropical rainforests, located in a narrow region near the equator, are disappearing so fast that by the year 2000 eighty percent of them may be gone. - Ekvatora yakın dar bir bölgede bulunan, tropik yağmur ormanları o kadar hızlı yok oluyorlar ki 2000 yılına kadar onların % 80 yok olabilir.

This song is so moving that it brings tears to my eyes. - Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.

not so

If that guitar were not so expensive, I could buy it. - O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.

Oh please, not so fast. - Oh lütfen! o kadar hızlı değil.

it so
a) so, so much b) such c) that's all
1. so much; so. 2. That's all
tanto
o kadar ki
so that
o kadar ki
so much so
o kadar ki
so much so that
o kadar ki
insomuch that, so much so
o kadar ki
insomuch as
o kadar ki
insomuch that
o kadar ki
insomuch
Türkçe - Türkçe
o denli
o kadar