o kadar

listen to the pronunciation of o kadar
Türkçe - İngilizce
so
{s} such

John spoke in such a loud voice that I could hear him upstairs. - John o kadar yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabildim.

His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep. - Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.

as
so much

How come you know so much about Japanese history? - Nasıl oluyor da Japon tarihi hakkında o kadar çok şey biliyorsun?

If he did not watch so much television, he would have more time for study. - O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu.

no less
insomuch
that

The tropical rainforests, located in a narrow region near the equator, are disappearing so fast that by the year 2000 eighty percent of them may be gone. - Ekvatora yakın dar bir bölgede bulunan, tropik yağmur ormanları o kadar hızlı yok oluyorlar ki 2000 yılına kadar onların % 80 yok olabilir.

It is lucky that the weather should be so nice. - Havanın o kadar iyi olması tesadüftür.

not so

If that guitar were not so expensive, I could buy it. - O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.

I think that that book is not so interesting. - Sanırım o kitap o kadar ilginç değil.

it so
a) so, so much b) such c) that's all
tanto
1. so much; so. 2. That's all
o kadar ki
so that
o kadar ki
so much so
o kadar ki
insomuch that, so much so
o kadar ki
so much so that
o kadar ki
insomuch as
o kadar ki
insomuch that
o kadar ki
insomuch
Türkçe - Türkçe
o denli
o kadar