o kadar

listen to the pronunciation of o kadar
Türkisch - Englisch
so
{s} such

His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep. - Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.

John spoke in such a loud voice that I could hear him upstairs. - John o kadar yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabildim.

as
so much

How come you know so much about Japanese history? - Nasıl oluyor da Japon tarihi hakkında o kadar çok şey biliyorsun?

Don't worry about money so much. - Para için o kadar çok kaygılanma.

no less
insomuch
that

This song is so moving that it brings tears to my eyes. - Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.

John was in such a hurry that he had no time for talking. - John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.

not so

If that guitar were not so expensive, I could buy it. - O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.

Oh please, not so fast. - Oh lütfen! o kadar hızlı değil.

it so
a) so, so much b) such c) that's all
tanto
1. so much; so. 2. That's all
o kadar ki
so that
o kadar ki
so much so
o kadar ki
insomuch that, so much so
o kadar ki
so much so that
o kadar ki
insomuch as
o kadar ki
insomuch that
o kadar ki
insomuch
Türkisch - Türkisch
o denli
o kadar
Favoriten