kuşku

listen to the pronunciation of kuşku
Türkçe - İngilizce
doubt

No one doubts her fitness for the post. - Onun görev için uygunluğundan hiç kimsenin kuşkusu yok.

I doubt if Bob will come on time. - Bob'ın zamanında gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.

suspicion

He wasn't worthy of suspicion. - O kuşkuya layık değildi.

Fadil's death raised suspicions. - Fadıl'ın ölümü kuşku uyandırıyordu.

query
quandary
disbelief

Tom looked at Mary in disbelief. - Tom kuşku içinde Mary'ye baktı.

Tom stared in disbelief. - Tom kuşku içinde baktı.

question

Barbara's success is beyond question. - Barbara'nın başarısı kuşkusuz.

Tom made some questionable choices. - Tom bazı kuşkulu seçimler yaptı.

surmise
suspicion, doubt, misgiving şüphe
uneasiness
impeachment
distrust

I've always distrusted him. - Ondan her zaman kuşkulandım.

misgiving
fears
uncertainty
boggle
pointing
mistrust

The old woman looked at me with surliness and mistrust. - Yaşlı kadın bana öfkeyle ve kuşkuyla baktı.

reservation
inkling

Tom never had an inkling that Mary and John were dating each other. - Tom'un Mary ve John'un birbirleriyle flört ettikleri konusunda hiçbir kuşkusu yok.

qualm
uneasy
incertitude
{i} incredulity
kuşku dolu
suspicious
kuşku duymak
be skeptical of
kuşku duymak
be sceptical about
kuşku duymak
be skeptical about
kuşku duymak
to suspect
kuşku duymak
be sceptical of
kuşku duymak
have doubts about
kuşku duymak
discredit
kuşku duymak
be suspicious about
kuşku duymak
be in doubt about
kuşku duymak
be doubtful of
kuşku duymak
to suspect; to get suspicious about; to doubt, be in doubt about
kuşku duymak
be suspicious of
kuşku götürmez
undoubted
kuşku ile karşılamak
with a grain of salt
kuşku uyandıran
problematical
kuşku uyandıran
problematic
kuşku uyandırmak
to arrouse suspicion
hiç kuşku yok
undoubtedly
hiç kuşku etmemek
have no doubt
hiç kuşku yok
no manner of doubt
hiç kuşku yok beyond
a doubt, undoubtedly
kendinden kuşku duyma
self doubt
Türkçe - Türkçe
Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık, işkil, şüphe: "Bütün bunlar hatırlanınca onun zaten bilinen ve kabul edilen samimiyeti kuşku konusu yapılmazdı."- T. Buğra
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık, işkil, şüphe
şüphe
küşüm
endişe
kuşku