katmamak

listen to the pronunciation of katmamak
Türkçe - İngilizce
(neg. form of katmak ) not to add
count out
not to add
{f} bar
put out of
kat
{i} storey

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

I live on the top floor of a six storey apartment block. - Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.

kat
{i} fold

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

Tom folded the paper before handing it to Mary. - Tom kağıdı Mary'ye vermeden önce katladı.

kat
{i} floor

A fire broke out on the fifth floor. - Beşinci katta bir yangın patlak verdi.

The office has been transferred up to the sixth floor. - Ofis altıncı kata taşındı.

kat
story

Kate was surprised by Brian's story. - Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

kat
ply
kat
stair

Tom's knee hurts when he walks up or down stairs. - Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

kat
{i} fall

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

kat
times

He earns three times as much as I do. - O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.

She knows ten times as many English words as I do. - O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.

kat
(Bilgisayar) embed
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
(Bilgisayar) cube
kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Jeoloji) horizon
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

kat
(Tekstil) fabric
kat
slab
kat
convolution
kat
layer

The cerebral cortex is the brain's outer layer. - Serebral korteks beynin dış katmanıdır.

The upper ocean has warmed up much more than deeper layers. - Üst okyanus derin katmanlardan çok daha fazla ısındı.

kat
stratum
kat
coating
kat
crease
kat
coat

The house looked wonderful with its fresh coat of paint. - Ev taze boya katıyla harika görünüyordu.

Tom left his coat downstairs. - Tom ceketini alt katta bıraktı.

kat
admix
kat
multiple
kat
covering
kat
pucker
kat
tier
kat
multitude
kat
flat

My flat is located on the first floor. - Dairem birinci katta bulunmaktadır.

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

kat
by the times
hesaba katmamak
take no account of
hesaba katmamak
not to consider
hesaba katmamak
leave out of account
hesaba katmamak
to reckon without, to exclude
hesaba katmamak
reckon without
hesapa almamak/katmamak
not to take (something) into consideration, to ignore (a possibility)
kat
{i} lap
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
time(s)
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
layer, stratum; fold
kat
story, floor, Brit. storey
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
(dokuma) pile
kat
thicknesses
kat
superinduce
kat
double

Your book is double the size of mine. - Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.

They need to eat double that amount. - O miktarın iki katını yemeliler.

kat
set (of clothes)
İngilizce - İngilizce

katmamak teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkçe - Türkçe

katmamak teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Kat
nezt
Kat
misil
kat
Ön, yan
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Takım
kat
Kesme
kat
Makam, mevki
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Huzur
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Daire
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Kesme, kesilme
kat
Kez, defa, misil
katmamak