in spite of

listen to the pronunciation of in spite of
İngilizce - Türkçe
rağmen

Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu. - Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood.

Dört yaşındaki Amerikalı turist, aslında, Sichuan eyaletinin ünlü mayhoş mutfağına rağmen tamamen baharatlı sığır etinden yapılmamış olduğunu farkettiği için hayal kırıklığına uğradı. - A four-year-old American tourist was disappointed to realize that, in fact, the Sichuan province is not entirely made of spicy beef, in spite of its famously piquant cuisine.

-e karşın
-makla beraber
olduğu halde
e rağmen
-e rağmen, -e karşın: " He's carrying on in spite of the difficulties. - Zorluklara rağmen devam ediyor."
e karşı

kara rağmen hakem maçı iptal etmedi.

karşın

Ekonomik durgunluğa karşın, ticari ürün fiyatları hala yüksek. - In spite of the depression, the prices of commodities are still high.

mukabil
-e rağmen, -e karşın: He's carrying on in spite of the difficulties. Zorluklara rağmen devam ediyor
-e rağmen
after
{s} sonraki

Yarından sonraki gün gel. - Come the day after tomorrow.

Nagoya'dan sonraki durak nedir? - What's the stop after Nagoya?

after
arkasından

Biz onun arkasından odaya girdik. - We entered the room after him.

Köpek sahibinin arkasından gitti. - The dog tagged along after his master.

after
conj. dikten sonra
after
sonraları

Ben öğleden sonraları sık sık verandanın üstüne oturup okurum. - I often sit on the porch and read in the afternoon.

O cumartesi öğleden sonraları ne yapıyor? - What does he do on Saturday afternoons?

after
in ardından
after
(Bilgisayar) yandaki süre sonunda
after
-e rağmen
after
tarihinden sonra
after
sonrası

O, öğle yemeğinden önce çok iyiydi, ama sonrasında hasta hissetti. - She was very well before lunch, but felt sick afterward.

Tom dün gece üçten sonrasına kadar uyuyamadı. - Tom couldn't get to sleep till after three last night.

after
(Askeri) gemicilikte kıça yakın
after
yüzünden

O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi. - He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.

O, kötü bir soğuk algınlığı yüzünden yatakta olan kızkardeşine baktı. - She looked after her sister, who was in bed with a bad cold.

after
hakkında

Okuldan sonra onun hakkında konuşalım. - Let's talk about it after school.

Tom, o günkü olaylar hakkında yazdıktan sonra günlüğü kapattı. - Tom closed his diary after writing about that day's events.

after
-ın ardından/arkasından/peşinden
after
den sonra
after
(bağlaç) dikten sonra
after
{e} göre

Japonya'da ebeveynler yaşlandıklarında geleneklere göre çocukları tarafından bakılırlar. - When parents get old in Japan, they are customarily looked after by their children.

Onun görevi çocuklara bakmaktı. - Her duty was to look after the children.

after
{e} için, yüzünden; -den dolayı
after
{s} sonra gelen

Fırtınadan sonra gelen sakinlik. - The calm that comes after the storm.

after
(zarf) sonra, daha sonra, ardından, arkasından
after
(sıfat) sonraki, izleyen, sonra gelen
İngilizce - İngilizce
Despite, irrespective of, notwithstanding

No evening I had passed at Bly had the portentous quality of this one; in spite of which—and in spite also of the deeper depths of consternation that had opened beneath my feet—there was literally, in the ebbing actual, an extraordinarily sweet sadness.

despite
at heart

He seems to be very angry all the time but at heart is is a very gentle person.

despite, notwithstanding
after
in spite of

    Türkçe nasıl söylenir

    în spayt ıv

    Telaffuz

    /ən ˈspīt əv/ /ɪn ˈspaɪt əv/

    Etimoloji

    [ 'in, &n, &n ] (preposition.) before 12th century. From Middle English

    Videolar

    ... production of oil and gas in the U.S. is up. But not due to his policies. In spite of his ...
    ... spite of the fact that the question came into the light, ...

    Günün kelimesi

    taboo