hayranlık

listen to the pronunciation of hayranlık
Türkisch - Englisch
{i} admiration

She became an object of universal admiration. - O evrensel hayranlıkla ilgili bir nesne oldu.

I feel admiration for his talent. - Ben onun yeteneği için hayranlık hissediyorum.

adoration
wondering admiration
love
wonder
reverence
compliment
enthusiasm
infatuation with
worship

Hero worship is a dangerous thing. - Taparcasına hayranlık duymak tehlikeli bir şey.

entrancement
craze
predilection
hayran
{i} admirer

I heard that you've got a secret admirer. - Gizli bir hayranın olduğunu duydum.

Mary received a note from a secret admirer. - Mary gizli bir hayranından bir not aldı.

hayran
fan

I'm not a fan of Kim Kardashian. - Kim Kardashian'ın bir hayranı değilim.

I'm a fan of Tatoeba. - Tatoeba'nın bir hayranıyım.

hayranlık belirten
complimentary
hayranlık duymak
think the world of
hayranlık duymak
to feel admiration (for)
hayranlık ifade eden
admiring
hayranlık ifadesi
tribute of admiration
hayranlık uyandıran
admirable

Tom has done an admirable job. - Tom hayranlık uyandıran bir iş yaptı.

hayranlık uyandıran şey
admiration
hayranlık uyandırmak
to evoke admiration
hayran
{i} enthusiast

Thanks to Facebook, stalking is no longer the bastion of a few devoted enthusiasts, but a highly automated task convenient enough even for the busy housewife. - Facebook sayesinde, sinsice izlemek artık birkaç özverili hayranın kalesi değildir ama yoğun ev kadını için bile oldukça uygun bir yüksek otomasyonlu görevdir.

Tom is a member of a motor enthusiasts' club. - Tom motor hayranları kulübünün bir üyesidir.

hayran
hanger on
hayran
admiring

We cannot help admiring his talent. - Bizim onun yeteneğine hayran olmamamız elimizde değil.

I couldn't help admiring him. - Ona hayran olmak elimde değildi.

hayran
booster
hayran
wonder-struck
hayran
enamoured
hayran
potty about
hayran
nut

Tom is nuts about squirrels. - Tom sincaplara hayran.

hayran
ecstatic
hayran
idolater
hayran
follower
hayran
filled with admiration
hayran
admirer, fan, lover, devotee; filled with admiration, potty about sb/sth
hayran
admirer; fan
hayran
lover
hayran
devotee
hayran
potty
hayran
wonderstruck
kendine hayranlık
egomania
kendine hayranlık
egotism
kendine hayranlık
narcissism
kendine hayranlık
self love
saygı ve hayranlık göstermek
do smb. the compliment
yaşanılan yere hayranlık
civic pride
Türkisch - Türkisch
Tutku, aşırı istek: "Gençliğin, hiç olmazsa gençliğin ruhundan bu mal, bu süs, bu lüks hayranlığını sökelim."- P. Safa
Tutku, aşırı istek
Hayran olma durumu
(Osmanlı Dönemi) ARES
(Osmanlı Dönemi) ARAS
HAYRAN
(Osmanlı Dönemi) Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmi
hayran
Birini beğenen, hayranlık duyan kimse
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse): "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı."- C. Uçuk
hayranlık
Favoriten