gösteri

listen to the pronunciation of gösteri
Türkçe - İngilizce
show

Will you show me on this map, please? - Bana bu haritada gösterirmisiniz, lütfen?

Studies show that once the basic needs of shelter and food are met, additional wealth adds very little to happiness. - Araştırmalar, temel barınma ve gıda ihtiyaçları karşılanır karşılanmaz, ilave zenginliğin mutluluğa çok az şey kattığını gösteriyor.

entertainment
house

The house shows signs of neglect. - Ev bakımsızlık belirtileri gösteriyor.

Tom wants to build an ostentatious and smart house. - Tom gösterişli ve güzel bir ev yapmak istiyor.

performance

The performance was almost over. - Gösteri neredeyse bitmişti.

Tom didn't clap after Mary's performance. - Tom Mary'nin gösterisinden sonra alkışlamadı.

demonstration, display, demo; sin, show, performance; demonstration, protest
showing

Would you mind showing me that? - Onu bana gösterir misin?

He was the kind of kid who was always showing off to his classmates. - Her zaman sınıf arkadaşlarına gösteriş yapan türde bir çocuktu.

exhibition

The exhibition caused a minor scandal. - Gösteri küçük çaplı bir rezalet çıkardı.

parade

I enjoyed watching the circus parade. - Sirk gösterisini izlemekten zevk aldım.

We enjoyed watching a circus parade. - Sirk gösterilerini izlerken eğlendik.

play

Sami's band was playing a show in Cairo. - Sami'nin grubu Kahire'de bir gösteri yapıyordu.

show, display (of skill)
demo

There were demonstrations against the government by Japanese university students in the 1960's. - 1960'larda Japon üniversite öğrencileri tarafından hükümete karşı yapılan gösteriler vardı.

The leader dismissed the demonstrators in the park. - Lider parktaki göstericileri görevden attı.

demonstration (of public feeling)
performing
program

Because of some technical problem, a movie was shown in place of the announced program. - Bir teknik sorun nedeniyle, ilan edilen programın yerine bir film gösterildi.

programme [Brit.]
showing (of a movie); performance (of a play)
shew
(Tiyatro) theater performance
pomp
{i} manifestation
rain check
bout
demonstrate

There's still a lot to demonstrate. - Gösterilecek birçok şey var.

The students demonstrated against the new government. - Öğrenciler, yeni hükümete karşı gösteri düzenlediler.

protest

Violent clashes broke out between the protesters and the police. - Göstericilerle polis arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi.

He probably meant that people only go to demonstrations to show themselves and not to protest. - Muhtemelen insanların gösterilere protesto etmek için değil, sadece kendilerini göstermek için gittiklerini demek istiyor.

spectacle

Bull fighting is a very interesting spectacle. - Boğa güreşi çok ilginç bir gösteridir.

A strange spectacle happened before my eyes. - Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.

demonstration

They promised to stop their demonstrations. - Onlar gösterilerini durdurmaya söz verdi.

Did the union participate in the demonstration? - Sendika gösteriye katıldı mı?

pageant
display

The celebrations culminated in a spectacular fireworks display. - Kutlamalar muhteşem bir havai fişek gösterisi ile sonuçlandı.

Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character. - Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakteri kullanarak gösterilir.

demonstration of
{i} programme
mumming
stunt
rendition
gösteri yapmak
demonstrate
gösteri düzenlemek
protest
gösteri düzenlemek
demonstrate
gösteri alanı
ring
gösteri alayı
pageant
gösteri müsabakası
exhibition contest
gösteri pilotu
stunter
gösteri saat kaçta başlıyor
What time does the show start
gösteri salonu
hippodrome
gösteri salonu
showroom
gösteri sanatı
showmanship
gösteri sporu
spectator sport
gösteri uçuşu
circus
gösteri uçuşu
stunt
gösteri uçuşu
stunt flying
gösteri uçuşu
flyby
gösteri uçuşu
fly past
gösteri yapmak
to demonstrate
gösteri yürüyüşü
protest march
gösteri yürüyüşü
demonstration march
striptizli ve taşlamalı gösteri
burlesque
tantanalı ama önemsiz gösteri
pageant
toplu gösteri
mass meeting
toplu gösteri
(Turizm) serial show
gösteriler
demonstrations

They promised to stop their demonstrations. - Onlar gösterilerini durdurmaya söz verdi.

He probably meant that people go to demonstrations just to show up instead of actually protesting. - O, muhtemelen insanların gerçekten protesto yapmak yerine sadece boy göstermek için gösterilere gittiklerini kastediyordu.

ayıya köpek saldırtılan gösteri yeri
bear garden
danslı gösteri
revue
korsan gösteri
pirate demonstration
olağanüstü gösteri
spectacular
parlak gösteri
pageantry
sahne ve gösteri sanatları
stage and performing arts
sualtı gösteri timi
(Askeri) underwater demolition team
tantanalı ama önemsiz gösteri
pageantry
tek kişilik gösteri
oneman show
ucuz gösteri tiyatrosu
penny gaff
ucuz gösteri tiyatrosu
gaff
yahudi gösteri sanatçıları
jewish entertainers
zenci gösteri sanatçıları
blackface entertainers
çok sanatçılı gösteri
consort
Türkçe - Türkçe
İlgi, dikkat çekmek için, bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun
Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş
Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi
Birinin veya bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat
(Osmanlı Dönemi) İRAE
demonstrasyon
nümayiş
tezahürat
(Osmanlı Dönemi) MÜRAYAT
gösteri adamı
Gösterici
gösteri yapmak
Topluluk önünde bir beceri veya oyunu sergilemek
gösteri yapmak
Düşüncelerini halka veya yetkililere duyurmak için bir araya gelerek eylemde bulunmak
gösteri yürüyüşü
Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılan gösteri
ilk gösteri
Sahneye konulan oyunun ilk temsili, prömiyer
İngilizce - Türkçe

gösteri teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

gösteri merkezi
show room
gösteri