gömülmek

listen to the pronunciation of gömülmek
Türkçe - İngilizce
to be buried; to sink (into)
be swamped with
to sink into
sink into
be buried

Tom wanted to be buried beside his dogs. - Tom köpeklerinin yanına gömülmek istiyordu.

When I die, I want to be buried here. - Ben öldüğüm zaman buraya gömülmek istiyorum.

to bury oneself in, sink into
dive
to be buried in, be covered over by
sink
(for a dead body) to be buried, be interred
(Konuşma Dili) plumb the depths
buried

When I die, I want to be buried next to her. - Öldüğümde onun yanına gömülmek istiyorum.

When I die, I want to be buried here. - Ben öldüğüm zaman buraya gömülmek istiyorum.

nestle
embed
lapse
plunge into
dibine kadar gömülmek
(deyim) entangle with
gömülme
(Mekanik) embedding
göm
inter

Her ashes are interred here. - Onun külleri burada gömülüdür.

göm
{f} graven
göm
{f} graved
göm
{f} grave

They buried him in his grave. - Onlar onu mezarına gömdüler.

Fadil was buried in an unmarked grave. - Fadıl, işaretsiz bir mezara gömüldü.

göm
bury

At long last, the two chiefs of the Indian tribes have decided to bury the hatchet and smoke the peace pipe. - Nihayet, iki Kızılderili kabilenin şefleri savaş baltalarını gömmeye karar verdiler ve barış çubuğu tüttürdüler.

They're fighting fiercely now but I assure you they'll bury the hatchet before long. - Onlar şimdi şiddetle mücadele ediyorlar fakat çok uzun zaman geçmeden önce savaş baltasını gömeceklerine sizi temin ederim.

göm
{f} embedded
göm
embed

How can I embed the debt clock on my Web site? - Borç saatini web siteme nasıl gömebilirim?

göm
burying

The dog was busy burying his bone in the garden. - Köpek, kemiğini bahçeye gömmekle meşguldü.

She's burying her money in the sand. - Parasını kuma gömüyor.

göm
buried

She has buried her only son. - O, biricik oğlunu gömdü.

They buried him in his grave. - Onlar onu mezarına gömdüler.

bataklığa gömülmek
bog
bataklığa gömülmek
bog down
ete gömülmek
(for a toenail) to become ingrown
göm
entomb
karanlığa gömülmek
to be plunged into darkness
koltuğa gömülmek
sink into a chair
mezara gömülmek
sink into the grave
sandâlyeye gömülmek
sink into a chair
çamura gömülmek
to bog down
Türkçe - Türkçe
Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak
Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak: "Eğer meselede bir sır varsa, o sır Nina ile denize gömülmüştü."- R. H. Karay
Bir şeyin derinliğine inmek: "Hepsi kendi hayatlarının matemine gömülmüş bir hâlde dalgın ve mahzun idiler."- H. C. Yalçın
Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek
Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek: "Abdi Beye kalsa, koltuğuna gömülüp gazetelerini okuyacak."- A. İlhan
Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak
Bir şeyin derinliğine inmek
Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak: "Çok muhteşem bir cenaze töreniyle gömüldü."- Ç. Altan
defnedilmek
defnolunmak
gömülme
Gömülmek işi
gömülmek