very much

listen to the pronunciation of very much
English - Turkish
pek çok

Biz pek çok konuşmadık. - We didn't talk very much.

çok fazla

Tom konserden çok fazla hoşlanmadı. - Tom didn't enjoy the concert very much.

Tom çok fazla değişmedi. - Tom hasn't changed very much.

kıyamet gibi
gayet

Tehlikenin gayet farkındayım. - I'm very much aware of the danger.

çok çok

Geçen gece beni akşam yemeğine götürdüğün için çok çok teşekkürler. - Thanks very much for having me to dinner the other night.

çok

Sirk bizi çok eğlendirdi. - The circus entertained us very much.

Klavsenin sesini çok severim. - I like the sound of harpsichord very much.

yerden göğe kadar
far
{s} uzak

Bir şey alamayacak kadar çok uzak. - To take something too far.

Onun çalışması kabul edilebilir, ama mükemmel olmaktan uzak. - His work was acceptable, but far from excellent.

miss someone very much
çok özlemek
thank you very much
çok teşekürler
far
{s} öbür
far
pek çok
far
daha uzaktaki
far
bir hayli
far
ötedeki
far
uzağa

Tom ne kadar uzağa gittiğini görmek için kilometre sayacını kontrol etti. - Tom checked his odometer to see how far he'd driven.

Arabayı yarışa sokma.Biz mümkün olduğu kadar onu uzağa götürteceğiz. - Don't race the car. We want to make it go as far as possible.

far
çok

Bir şey alamayacak kadar çok uzak. - To take something too far.

Jon, Tom'dan çok daha çekicidir. - Jon is far more attractive than Tom.

far
alıs
far
öte

Onlar üç mil öteye yürüdü. - They walked three miles farther.

Son zamanlarda, bilgisayar kullanımında artan çeşitlilik, ofis alanlarının çok ötesine uzandı. - Recently, the increasing diversity of computer use has extended far beyond the realms of the office.

far
{s} mesafe katetmiş
far
Allah esirgesin
far
(sıfat) uzak, ırak, öbür, öteki, mesafe katetmiş
far
ilerlemiş
far
Far East Uzak Doğu
far
{s} ırak

Gözden ırak olan, gönülden ırak olur. - Far from eye far from heart.

far
uzakta

O, otelden çok uzakta değildir. - It is not far away from the hotel.

İstasyona ne kadar uzakta? - How far is it to the station?

far
-den uzak; uzağa; uzakta: He's never journeyed far from Istanbul. İstanbul'dan uzağa hiç seyahat etmedi. They didn't go far. Uzağa
i like you very much
senden çok hoşlandım
i'm very much obliged to you
size çok minnettarım
like very much
çok sevmek
love very much
çok sevmek
thank you very much
çok teşekkür ederim
thank you very much
çok teşekkürler
thank you very much indeed
çok teşekkürler
thank you very much indeed
gerçekten çok teşekkürler
English - English
to a very great degree or extent; "we enjoyed ourselves very much"; "she was very much interested"; "this would help a great deal"
extremely; immensely, a lot
(deyim) in the worst way

After a day in the hot sun, he needed a shower in the worst way.

to bits
so
tons
very much alive
extremely active
Very much.
far

He was far richer than we'd thought.

spank you very much
thank you very much

He giggled with that obnoxious hyena laugh he has. Spank you very much. I know you missed me, Cindy..

thank you very much
Said to express greater gratitude than would be conveyed by thank you
thank you very much
Obviously ''(principally UK; implying offence that anyone could have doubted the statement)
very much.
strongly

His reply was strongly suggestive of a forthcoming challenge to the governor.

I want you very much to
I would like you to
thank you very much
many thanks to you, i thank you
very much

    Hyphenation

    ve·ry much

    Turkish pronunciation

    veri mʌç

    Pronunciation

    /ˈverē ˈməʧ/ /ˈvɛriː ˈmʌʧ/

    Etymology

    [ 'ver-E ] (adjective.) 13th century. Middle English verray, verry, from Old French verai, from Vulgar Latin veracus, alteration of Latin verac-, verax truthful, from verus true; akin to Old English w[AE]r true, Old High German wAra trust, care, Greek Era favor.

    Videos

    ... at human psychology we don't like extreme efficiency very much ...
    ... Phones don't weigh very much, right? ...

    Word of the day

    cacography
Favorites