very much

listen to the pronunciation of very much
English - Turkish
pek çok

Biz pek çok konuşmadık. - We didn't talk very much.

çok fazla

Mike hayvanları çok fazla severdi. - Mike liked animals very much.

Tom konserden çok fazla hoşlanmadı. - Tom didn't enjoy the concert very much.

kıyamet gibi
gayet

Tehlikenin gayet farkındayım. - I'm very much aware of the danger.

çok çok

Geçen gece beni akşam yemeğine götürdüğün için çok çok teşekkürler. - Thanks very much for having me to dinner the other night.

çok

Onu bildiğim için çok rahatladım. - I am very much relieved to know that.

Hediyen için çok teşekkürler. - Thank you very much for your present.

yerden göğe kadar
far
{s} uzak

Havaalanı ne kadar uzak? - How far away is the airport?

O mükemmel olmaktan uzaktır. - He is far from perfect.

miss someone very much
çok özlemek
thank you very much
çok teşekürler
far
{s} öbür
far
pek çok
far
daha uzaktaki
far
bir hayli
far
ötedeki
far
uzağa

Biz dinlenmeden daha uzağa gidemeyiz. - We cannot go any farther without a rest.

Uzağa gitsen bile, telefon üzerinden birbirimizle temas kurmaya devam edelim. - Even if you go far away, let's keep in touch with each other over the phone.

far
çok

Son zamanlarda, bilgisayar kullanımında artan çeşitlilik, ofis alanlarının çok ötesine uzandı. - Recently, the increasing diversity of computer use has extended far beyond the realms of the office.

Jane'in veda konuşması bizi çok üzdü. - Jane's farewell speech made us very sad.

far
alıs
far
öte

Söz konusu sorular ekonominin çok ötesine geçiyor. - The questions involved go far beyond economics.

Kapıdan daha öteye gitmedi. - He went no farther than the gate.

far
{s} mesafe katetmiş
far
Allah esirgesin
far
ilerlemiş
far
Far East Uzak Doğu
far
{s} ırak

Gözden ırak olan, gönülden ırak olur. - Far from eye far from heart.

far
uzakta

Tom bizden uzakta olmayan kirasız küçük bir evde yaşıyordu. - Tom was living rent-free in a small house not too far from us.

O, otelden çok uzakta değildir. - It is not far away from the hotel.

far
-den uzak; uzağa; uzakta: He's never journeyed far from Istanbul. İstanbul'dan uzağa hiç seyahat etmedi. They didn't go far. Uzağa
far
(sıfat) uzak, ırak, öbür, öteki, mesafe katetmiş
i like you very much
senden çok hoşlandım
i'm very much obliged to you
size çok minnettarım
like very much
çok sevmek
love very much
çok sevmek
thank you very much
çok teşekkürler
thank you very much
çok teşekkür ederim
thank you very much indeed
çok teşekkürler
thank you very much indeed
gerçekten çok teşekkürler
English - English
to a very great degree or extent; "we enjoyed ourselves very much"; "she was very much interested"; "this would help a great deal"
extremely; immensely, a lot
(deyim) in the worst way

After a day in the hot sun, he needed a shower in the worst way.

to bits
so
tons
very much alive
extremely active
Very much.
far

He was far richer than we'd thought.

spank you very much
thank you very much

He giggled with that obnoxious hyena laugh he has. Spank you very much. I know you missed me, Cindy..

thank you very much
Said to express greater gratitude than would be conveyed by thank you
thank you very much
Obviously ''(principally UK; implying offence that anyone could have doubted the statement)
very much.
strongly

His reply was strongly suggestive of a forthcoming challenge to the governor.

I want you very much to
I would like you to
thank you very much
many thanks to you, i thank you
very much

    Hyphenation

    ve·ry much

    Turkish pronunciation

    veri mʌç

    Pronunciation

    /ˈverē ˈməʧ/ /ˈvɛriː ˈmʌʧ/

    Etymology

    [ 'ver-E ] (adjective.) 13th century. Middle English verray, verry, from Old French verai, from Vulgar Latin veracus, alteration of Latin verac-, verax truthful, from verus true; akin to Old English w[AE]r true, Old High German wAra trust, care, Greek Era favor.

    Videos

    ... Not very much, except it's mobile apps as opposed to ...
    ... really not going to extend your life very much, and the ...

    Word of the day

    tegument
Favorites