ötedeki

listen to the pronunciation of ötedeki
Turkish - English
farther
further
yon
yonder
ulterior
far
öte
beyond

Some things in life are beyond our ability to control. - Hayatta bazı şeyler kontrol etme yeteneğimizin ötesindedir.

This work is beyond my grasp. - Bu iş benim kavramamın ötesindedir.

öte
{e} above

You must, above all, be faithful to your friends. - Her şeyin ötesinde arkadaşlarına sadık olmalısın.

We live about three miles above this bridge. - Bu köprünün yaklaşık üç mil ötesinde yaşıyoruz.

öte
meta
öte
the further side, the other side; the rest, the other; farther, further, beyond
öte
past

The post office is just past the bank. - Postane tam bankanın ötesinde.

öte
far

They walked three miles farther. - Onlar üç mil öteye yürüdü.

Its modernization was far beyond my expectations. - Onun modernizasyonu beklentilerimin çok ötesindeydi.

daha ötedeki
farther
en ötedeki
farthermost
en ötedeki
farthest
öte
further
öte
the other side

Sami was on the other side. - Sami öteki taraftaydı.

öte
the further side of, the other side of
öte
over
öte
trans
öte
other, yonder, far (side)
Turkish - Turkish

Definition of ötedeki in Turkish Turkish dictionary

Öte
mavera
öte
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera: "Köşklerin biraz ötesinde köy kulübelerine benzer derme çatma evler görülürdü."- R. E. Ünaydın
öte
Bulunulan yere göre karşı yanda olan
öte
Daha fazla, çok
öte
Bir şeyin arkadan gelen bölümü
öte
Bulunulan yere göre karşı yanda olan: "Evimizin bir yanı bahçe, öte yanı sokaktı."- M. Ş. Esendal
öte
Daha uzak
öte
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera
öte
Daha fazla, çok: "Güzel olduğu pek iddia edilmezdi ama, güzellikten de öte güçlü bir çekiciliği vardı."- H. Taner
ötedeki
Favorites