Şimdiye kadar, eyleminiz tamamen sebepsiz görünmektedir.
- So far, your action seems completely groundless.
Şimdiye kadar beş kitap yazdı.
- He has written five books so far.
Şu ana kadar okulda iyi gidiyorsun.
- You have been doing well at school so far.
Şu ana kadar her şey iyi.
- Everything is fine so far.
Sadece o kadar uzaklaşabilirsin.
- You can only go so far.
Şimdiye dek harika bir hayat yaşadım.
- I've had a great life so far.
O, bildiğim kadarıyla, güvenilir bir arkadaştır.
- He is, so far as I know, a reliable friend.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir adam.
- He is, so far as I know, a good guy.
insofar as (or that), to the extent that, to such an extent.
How is your driving lessons? - So far, pretty good.
... understand what the world has so far come to know. ...
... At the far end there, we have Siddharth Varadarajan, who is ...