Do you sometimes study in the library?
- Ara sıra kütüphanede ders çalışıyor musun?
Lucy sometimes visits May.
- Lucy ara sıra May'i ziyaret eder.
I run into Tom occasionally.
- Ara sıra Tom'a rastlarım.
Even now, I occasionally think I'd like to see you. Not the you that you are today, but the you I remember from the past.
- Şimdi bile, ara sıra seni görmek istediğimi düşünüyorum. Fakat bugünkü seni değil geçmişten hatırladığım seni.
Our friend finished the race in second place.
- Arkadaşımız yarışı ikinci sırada bitirdi.
It's good to put yourself in someone else's place now and then.
- Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.
Tom asked Mary to see about getting front row seats at the Lady Gaga concert.
- Tom Mary'den Lady Gaga konserinde ön sıra koltuklardan almanın bir yolunu bulmasını istedi.
Tom and Mary usually like to sit in the front row.
- Tom ve Mary genellikle ön sırada oturmaktan hoşlanırlar.
That's reversing the logical order of things.
- Bu, şeylerin mantık sırasını ters çevirmedir.
Let's learn the basic tags in order.
- Temel etiketleri sırayla öğrenelim.
You are the next in line for promotion.
- Tanıtım sırasında bir sonraki kişisin.
Jane got too nervous when her turn came, and she blew her lines.
- Jane sırası geldiğinde, ve sırasını kaçırdığında çok sinirlenir.
It's your turn to sing.
- Şarkı söyleme sırası senin.
It was her turn at last.
- Sonunda onun sırasıydı.
A convergent sequence is bounded.
- Yakınsak bir sıra sınırlandırılmıştır.
Genes consist of a specific sequence of DNA.
- Genler DNA'nın belirli bir sıralanmasından oluşur.
There is a bench in front of the train station.
- Tren istasyonunu önünde bir sıra var.
Tom took a seat next to Mary on the bench.
- Tom oturma sırasında Mary'ye bitişik bir koltuk aldı.
He ranked fourth on a total of 56 runners.
- O, toplam 56 koşucu arasında dördüncü sırada yer aldı.
His rank isn't high enough for that position.
- Sıralaması bu pozisyon için yeterince yüksek değil.
The queue is too long at the ticket office.
- Bilet ofisinde sıra çok uzun.
We queued up to get tickets for the concert.
- Biz konsere bilet almak için sıraya girdik.
There is a book on the desk.
- Sıranın üstünde bir kitap var.
There is one apple on the desk.
- Sıranın üzerinde bir elma var.
I hear from him once in a while.
- Ara sıra ondan haber alırım.
I go to the movies once in a while.
- Ara sıra sinemaya giderim.
My son came to see me from time to time.
- Ara sıra oğlum beni ziyarete geliyordu.
My uncle comes to see me from time to time.
- Amcam ara sıra beni görmeye gelir.
He teaches mathematics as well as English.
- İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.
He likes sports as well as music.
- Müziğin yanı sıra o sporları da sever.
Tom pitched six innings.
- Tom altı vuruş sırası fırlattı.
Poetry consists of the best words arranged in the best order.
- Şiir, en iyi sırada düzenlenmiş en iyi kelimelerden oluşur.
The recent frequency of earthquakes makes us nervous.
- Şu sıralardaki deprem sıklığı bizi endişelendiriyor.
Tom usually sits in the back pew.
- Tom genellikle arka sırada oturur.
Is it safe to eat raw fish during pregnancy?
- Hamilelik sırasında çiğ balık yemek güvenli midir?
During the morning of March 20, 2015, a total solar eclipse will be visible from the Faroe Islands, located northwest of Scotland, and the Svalbard Islands, located east of Greenland.
- 20 Mart 2015 sabahı sırasında tam güneş tutulması İskoçyanın kuzeybatısında yer alan Faroe adalarından ve Greenland'in doğusunda yer alan Svalbarg adalarından gözle görülebilir olacak.
Tom pitched six innings.
- Tom altı vuruş sırası fırlattı.
It has been raining on and off since last night.
- Dün geceden beri ara sıra yağmur yağıyor.
It was raining on and off all through the night.
- Gece boyunca ara sıra yağmur yağıyordu.
He attends meetings off and on.
- O, ara sıra toplantılara katılır.
It has been raining off and on.
- Ara sıra yağmur yağıyor.
Robert comes to visit me every now and then.
- Robert ara sıra beni ziyarete gelir.
I hear from him every now and then.
- Ara sıra ondan haber alıyorum.
Tom and I run into each other at the supermarket every once in a while.
- Tom ve ben ara sıra süpermarkette birbirimize rastlıyoruz.
Every once in a while I study Esperanto.
- Ara sıra Esperanto çalışıyorum.
He still comes to see me now and then.
- O hâlâ ara sıra beni görmeye gelir.
I meet her at school now and then.
- Ara sıra onunla okulda karşılaşırım.
Let me hear from you now and again, will you?
- Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?
They eat meat on occasion.
- Onlar ara sıra et yerler.
I am absent from school on occasion.
- Ara sıra okula gitmem.
During the strike, 35% of the trains will operate.
- Grev sırasında trenlerin % 35'i çalışacak.
There is a bench in front of the train station.
- Tren istasyonunu önünde bir sıra var.
I have occasional pains in the stomach.
- Midemde ara sıra olan ağrılar var.
Floods, violent wind storms, droughts, killing frosts, and the problems of air pollution have all, on occasion, influenced modern society.
- Seller, şiddetli rüzgar fırtınaları, kuraklıklar, öldürücü donlar ve hava kirliliği sorunları hepsi,ara sıra, modern toplumu etkilenmiştir.
The students walked in a single file.
- Öğrenciler tek sıra halinde yürüdüler.
She sorted the files in alphabetical order.
- O, dosyaları alfabetik olarak sıraladı.
Form a straight line!
- Düz bir sıra oluşturun.
Some countries use ordinal numbers to count millennia, whereas others count them using cardinal numbers.
- Bazı ülkeler bin yıllık dönemi saymak için sıra numaralarını kullanırken, diğerleri asıl sayıları kullanarak sayarlar.
Having misconceptions of what mathematics is is even more ordinary than not knowing how to spell my name.
- Matematiğin ne olduğu ile ilgili yanılgıların olması ismimi nasıl heceleyeceğinizi bilmediğinizden bile daha sıradandır.
Italy has two mountain ranges, the Alps and the Apennines.
- İtalya'nın iki dağ sırası vardır, Alpler ve Apeninler.
The children went upstairs in single file.
- Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.
Line up in single file.
- Tek sıra halinde sıralan.
Line up in single file.
- Tek sıra halinde sıralan.
The children went upstairs in single file.
- Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.
Harabeyi dolaşırken ara sıra perişan kalabalıklara rast geliyoruz.- F. R. Atay.