range

listen to the pronunciation of range
English - Turkish
menzil
silsile

Dağ silsilesinin adı nedir? - What's the name of the mountain range?

O, bu dağ silsilesinde tek şelaledir. - It's the only waterfall in this mountain range.

çeşitlilik
aralık,v.değiş: n.menzil
menzilini bulmak ayarlamak
{i} sıra

İtalya'nın iki dağ sırası vardır, Alpler ve Apeninler. - Italy has two mountain ranges, the Alps and the Apennines.

(Bilgisayar) değer kümesi
{i} alan

Onun araştırması geniş bir alanı kapsar. - His research spans a wide range of fields.

Tom'un geniş bir ilgi alanı var. - Tom has a wide range of interests.

{i} dizi
{f} sıralamak
{f} sıralanmak
{i} otlak
atım
dağılım genişliği
(Gıda) dağılım aralığı
(Askeri) hareket sığası
(Bilgisayar) alt ve üst sınırlar arası
ara

Onlar benim fiyat aralığının dışında. - They're just out of my price range.

Öğrencilerin yaşı 18 ile 25 aralığındadır. - The students range in age from 18 to 25.

mera
(Bilgisayar) yayılma aralığı
hare
kuzina
(Çevre) yayılım alanı
yayılma alanı
alt-üst sınır
aralığı

x bir reel sayı olmak üzere, x² + kx - 3k > 0 eşitsizliğinde k sabitinin alabileceği değer aralığını bulunuz. - Determine the range of values of the constant k to which the quadratic inequality x² + kx - 3k > 0 holds for any real value of x.

İnsan gözü görülebilir aralık dediğimiz çok dar ışık aralığı hariç neredeyse tüm elektromanyetik spektrum için kördür, - The human eye is blind to nearly the entire electromagnetic spectrum, except for the very narrow range of light that falls in what we call the visible range.

menzilini bulmak
atış uzaklığı
dizilmek
dağ silsilesi

Dağ silsilesinin adı nedir? - What's the name of the mountain range?

O, bu dağ silsilesinde tek şelaledir. - It's the only waterfall in this mountain range.

(dağlar) sıra oluşturmak
el
dizi oluşturmak
atış alanı
derece

Güneş ve Mars arasındaki mesafe değiştiği için, sıcaklıklar Mars kışında -125 santigrat derece ile Mars yazında 22 santigrat derece arasında değişir. - Because the distance between the Sun and Mars varies, temperatures range from -125 degrees Celsius in the Martian winter to 22 degrees Celsius in the Martian summer.

cins
gezinmek
dizmek
{f} değiş

Yazın, sıcaklık otuzla kırk santigrat arasında değişkenlik gösterir. - In the summer, the temperature ranges from thirty to forty degrees Celsius.

Güneş ve Mars arasındaki mesafe değiştiği için, sıcaklıklar Mars kışında -125 santigrat derece ile Mars yazında 22 santigrat derece arasında değişir. - Because the distance between the Sun and Mars varies, temperatures range from -125 degrees Celsius in the Martian winter to 22 degrees Celsius in the Martian summer.

arasında değişmek
sınıf
takım
erim
arasında olmak
tür
(over/through ile) dolaşmak
meydan
mutfak ocağı
kavrama
set
menzili ...olmak
/vb.farkı
saha
sıraya koymak
sıra olmak
göz ya da ses erimi
{f} nişan almak
anlayış gücü
hız
poligon
dağılım
Görüntü kümesi

cos(x) fonksiyonunun görüntü kümesi [-1,1] dir.

Yelpaze, çeşitlilik
aralık

İnsan gözü görülebilir aralık dediğimiz çok dar ışık aralığı hariç neredeyse tüm elektromanyetik spektrum için kördür, - The human eye is blind to nearly the entire electromagnetic spectrum, except for the very narrow range of light that falls in what we call the visible range.

Tom çoğunlukla abur cubur yese de, nadiren hastalanır ve Vücut Kitle İndeksi normal aralıktadır. - Even though Tom eats mostly junk food, he rarely gets sick and his BMI is in the normal range.

kurmak uzanmak
(Askeri) (TRANSPORT VEHICLE) MENZİL (ULAŞTIRMA ARAÇLARI): Bir aracın, depolarında mevcut ve araç teçhizatının bir kısmı olarak normal şekilde beraberinde taşıdığı bidonlardaki yakıtı kullanarak nominal ticari yükle bir karayolu üzerinde katettiği mil hesabıyla mesafe. Ayrıca bakınız: "range"
{f} sürtmek
{f} erimi olmak
dağılmak
{f} sıralı olmak
classify
{f} sınıflandırmak
range from
(Bilgisayar) aralık
range move
(Bilgisayar) aralık taşıma
range over
bot
range resolution
uzaklık çözünürlüğü
range rod
jalon
range finder
telemetre
range indicator
menzil göstergesi
range interlock circuit
menzil bağlantı devresi
range light
menzil ışığı
range of mountains
sıradağ
range of mountains
dağ silsilesi
range over
gezinmek
range over
dolaşmak
range pointer
menzil işaret edicisi
range pole
gözlem çubuğu
range pole
jalon
range rate
menzil oranı
range rate information
menzil oran bilgisi
range strobe
menzil stroboskop
range through
dolaşmak
range through
gezinmek
range changing device
aralığında değişen cihaz
range from
yayılmak
range from
sınıflandırmak
range height indicator
menzil yükseklik göstergesi
range hood
Davlumbaz; ocak veya fırın üzerindeki dumanı toplayıp bacaya veren havalandırma
range in
Aralıktaki
range independence
menzil bağımsızlığı, değer aralığı bağımsızlığı
range of accommodation
en az kırıcılıkla görüntülenen iki cisim
range of motion
hareket açıklığı
range of value
değer seviyesi
range of variables
değişkenlerin değer kümesi
range-fed
Otlak alanda beslenmiş, merada beslenmiş

The bulk of commercial livestock is not range-fed but stall-fed.

range adjustment
(Askeri) MESAFE TANZİMİ: Vuruş veya paralanmanın mesafeye göre hedef üzerinde bulunması için atiş esaslarında birbiri arkasından yapılan değişiklikler
range angle
(Askeri) BOMBA SALIŞ AÇISI: Bak. "dropping angle"
range board
(Askeri) MESAFE LEVHASI: Bak. "range correction board"
range calibration
(Askeri) MESAFE AYARI: Bir radar cihazının "hedef üzerine" geldiği zaman doğru mesafeyi gösterecek şekilde ayarlanması
range camera
erim kamerasi, derinlik olcen kamera
range card
(Askeri) HEDEF NOKTALAMA PLANI: Ateş altındaki bölgede bulunan hedeflerin ve diğer önemli noktaların mesafe ve istikametleri kaydedilmiş küçük plan. Ayrıca bakınız: "range indicator"
range check
aralık kontrolü
range column chart
(Askeri) SERİ SÜTUNLU GRAFİK, SERİ SÜTUN GRAFİĞİ
range condition
(Tarım) otlak durumu
range copy
(Bilgisayar) aralık kopyalama
range correction
(Askeri) MESAFE DÜZELTMESİ: Hava şartları cephane ve diğer anormal sebeplerden ileri gelen mesafe sapmalarını dikkate olmak üzere atış esaslarında yapılması gerekli değişiklikler
range correction board
(Askeri) MESAFE DÜZELTME LEVHASI: Bir topa uygulanacak düzeltme miktarlarını mekanik olarak hesaplamaya yarayan alet. Bu aletle elde edilen düzeltme, hava ve cephane değişiklikleri gibi bütün anormal şartları dikkate alır ve (ballistic correction) olarak bilinir
range corrector setting
(Askeri) MESAFE DÜZELTME MİKTARI: Bir kestirme aleti mesafe kadranında kullanılmadan önce ayarlanması gereken derece
range deflection fan
(Askeri) PLAN YELPAZESİ, PLAN MÜŞİRİ: Bak. "range deflection protractor"
range deflection protractor
(Askeri) MESAFE YAN MİNKALESİ: Mesafeyi ve yan açısını ölçmeye yarayan bir alet
range determination
(Askeri) MESAFE TAYİNİ: Top ile hedef arasındaki mesafeyi bulma işlemi. Bu işlem genel olarak topla ateş etmek, mesafe ölçme aleti kullanmak veya plandan ölçülmek suretiyle yapılır
range deviation
(Askeri) MESAFE SAPMASI, MESAFE İNHİRAFI: Bir merminin hedefe nazaran kısa veya uzun gittiği mesafe. Buna (longitudinal deviation) veya (vertical deviation) de denir
range difference
(Askeri) MESAFE FARKI: Herhangi iki noktadan üçüncü bir noktaya olan mesafeler arasındaki fark; özellikle bir hedefin iki ayrı topa olan mesafesi
range disk
(Askeri) MESAFE DİSKİ: Topa mesafeyi bağlamaya yarayan ve topun yükseliş tertibatına mekanik olarak bağlı bulunan taksimatlı disk. Bu diskte genel olarak mesafe metre yükseliş derece taksimatlıdır
range disk
(Askeri) mesafe diski
range dispersion diagram
(Askeri) UZUNLUĞUNA DAĞILMA DİKDÖRTGENİ: Aynı esaslarla atılan ve uzunluğuna dağılma şeklindeki sekiz bölgeden herbirine düşecek atımların muhtemel yüzdesini gösteren diyagram
range drum
(Askeri) menzil tamburası
range drum
(Askeri) MESAFE TAMBURASI: Top yükseliş tertibatına mekanik şekilde bağlı bulunan ve mesafe bağlamaya yarayan silindir tipi taksimatlı gösterge
range drum
(Askeri) mesafe tamburası
range error
(Askeri) MESAFE HATASI: Belirli bir mermi wruş noktasının mesafesi ile aynı esaslar dahilinde atılmış bir atım grubu orta vuruş noktasının mesafesi arasındaki fark
range estimation
(Askeri) Mesafe tahmini
range estimation
(Askeri) MESAFE TAHMİNİ: Bir hedefe veya herhangi bir cisme olan mesafenin telemetre veya başka bir alet kullanmadan gözle tahmini
range far
geniş kapsamlı olmak
range finder
(Askeri) TELEMETRE: Bir hedefin silaha olan mesafesini bulmak için yararlanılan optik cihaz, Stereoskopik telemetre ile intibaklı telemetre (coincidence range finder) bu maksatla herzaman kullanılan iki tiptir
range finder
{i} uzaklıkölçer
range fire
(Tarım) mera yangını
range flag
(Askeri) atış flaması
range flag
(Askeri) alış flaması
range flag
(Askeri) ATIŞ FLAMASI: Atışın yapılmakta olduğunu belirtmek üzere, bir atış yerine veya yakınına atış esnasında dikilen kırmızı bayrak
range guard
(Askeri) EMNİYET NÖBETÇİSİ: Atış yapılırken atış yerine kimsenin yaklaşmaması için dikilen nöbetçi
range house
(Askeri) ATIŞ MEYDANI BİNASI: Bir atış yerinde içinde depo ve bazende bürolar bulunan bina
range image
uzaklik imgesi, erim imgesi
range improvement
(Tarım) mera ıslahı
range independence
(Bilgisayar,Teknik) menzil bağımsızlığı
range indicator
(Askeri) MESAFE KARTI: Atış noktasından hedefe olan mesafeyi metre olarak gösteren ve hedefli atış eğitiminde kullanılan kart. Mesafe kartları atış noktalarının atıcıya olan mesafelerini göstermek üzere manzara hedefindeki ilgili noktalara iliştirilir
range inventory
(Tarım) mera envanteri
range k
(Askeri) mesafe k emsali
range k
(Askeri) MESAFE K EMSALİ: Toplam mesafe düzeltmesinin (metre cinsinden) plan mesafesi binler adedine (enyakın yüzmetreye yuvarlanmış olarak) bölünmesinden elde edilen emsal olup, mesafe düzeltmelerini bulmakta kullanılır
range ladder
(Askeri) ATIŞ ÇATALI: Deniz topçusunda, top ateşinin, arka arkaya yapılan gruplarla tanzimi usulü. Bu usulde atışlar bile bile uzun veya kısa bir menzille başlar ve peş, peşine yapılan gruplarla, hedefe isabet sağlanıncaya kadar, ufak ve eşit mesafe düzeltmeleri uygulanır
range land
(Tarım) hayvan otlatılan arazi
range marker
(Askeri) MENZİL İŞARETLEYİCİSİ: Bir radyal skopun zaman safhasına verilen tek bir kalibrasyon sinyali. Zaman safhasının plan mevki gösterge skopunda bir devir olarak tek sinyalleri gösterir
range markers
(Askeri) PİLOTAJ İŞARETLERİ: Dik vaziyette çakılmış ve geceleri ışıklandırılabilen iki işaret direği. Bu işaretler bir hizaya getirildiği zaman gösterdiği istikamet pilotajda yardımcı olur. Amfibi harekatta çıkarma gemileri veya araçlarının kıyıya yaklaşmasında yardımcı vasıta olarak kullanılabilirler
range measurement
erim olcumu, uzaklik olcumu
range name
(Bilgisayar) aralık adı
range of a function
islevin deger kumesi
range of accommodation
(Biyoloji) en az kırıcılıkla görüntülenen iki cisim arasındaki uzaklık
range of accommodation
en az kırıcılıkla görüntülenen iki cisim arasındak
range of cells
hücre erimi
range of influence
(Çevre) tesir mesafesi
range officer
(Askeri) BATARYA SUBAYI: Bir bataryada; yer ölçme kısmına ve atış bataryasının yaptığı işlere nezaret eden topçu subayı. Buna (gunnery officer) da denir
range on
(Askeri) Uygun menzili bulmak
range oneself on the side of
yanında yeralmak
range oneself on the side of
tarafına geçmek
range oneself with
tarafına geçmek
range oneself with
yanında yeralmak
range pole
(Askeri) hizalama çubuğu
range pole
(Askeri) NİŞAN ŞAHISI: Ölçmecilerin, bir noktayı ilerdeki başka bir noktadan gözetliyebilmeleri için o noktaya diktikleri taksimatlı direk. Buna (ranging pole) da denir
range practice
(Askeri) DERS ATIŞI: Bir atış yerinde fiilen yapılan ve nişancılık hazırlık eğitiminden farklı olan atış. Ayrıca bakınız: "target practice"
range probable error
(Askeri) MESAFECE İHTİMALİ İNHİRAF: Bir topun menzilinde çok defa aşılması beklenebilecek hata. Mesafece muhtemel hata, topa ait atış cetvellerinde gösterilmiştir ve topun atış sıhhati hakkında bir ölçü olarak kabul edilebilir. Ayrıca bakınız: "error probable"
range quadrant
(Askeri) MESAFE KADRANI: Bir topun tevcihinde yükseliş açısını bağlamak için kullanılan alet
range rake
(Askeri) mesafe t aleti
range rake
(Askeri) MESAFE T ALETİ: Üst yatay kolunda ağaç çiviler bulunan "T" şeklinde bir alet. Ağaç çivilerden "T" nin kaidesine çekilen doğrular arasında belirli bir açı teşekkül eder. Bir yan gözetleyici bu alet ile bakarak mesafece sapmayı açı cinsinden kolayca bulabilir
range resolution
(Askeri) MESAFE AYIRMA KABİLİYETİ: Bir radar cihazının aynı istikamette, fakat antenden değişik mesafedeki iki cismi ayırtetme kabiliyeti. Bu husus esas itibariyle kullanılan pals uzunluğu ile tayin edilir
range resolution
(Nükleer Bilimler) ayırd edebilme aralığı
range scale
(Askeri) MESAFE ISKALASI: Bir topun nişangahı veya kundağı üzerinde topun yüksekliğini gösteren taksimatlı çizelge
range section
(Askeri) BATARYA KITASI: Bir bataryada, toplara ait gözetleme mesafe tayini ve muhabere işlerini yapmakla görevli personel
range section
(Askeri) batarya kıtası
range sensing
(Askeri) MESAFE KIYMETLENDİRMESİ: Bir merminin, mesafece vuruş veya paralanma noktasını gözetleme ve bunu isabet (hit), uzun (over), kısa (short), kayıp (lost), şüpheli (doubtful) vesaire şeklinde haber verme işlemi. Mesafe kıymetlendirmesi, mesafelerin sıhhatli olarak tahminini içine almaz
range setting
(Askeri) MESAFE BAĞLAMA: Bildirilen mesafe ve yükseliş açılarını top üzerinde bağlama işlemi
range spotting
(Askeri) ATIMIN MESAFECE GÖZETLENMESİ: Atımların paralanma veya vuruş noktalarının hedefe nazaran uzun veya kısalığını tespit için yapılan gözetleme işlemi
range spread
(Askeri) MESAFE YAYMASI: İki veya daha fazla birliğin ortalama vuruş, noktasının top-hedef hattında 100 m ara ile olmasını sağlamak amacıyla kullanılan bir teknik
range station
(Askeri) TELSİZ RENÇ İSTASYONU: Bak. "radio range station"
range table
(Askeri) MESAFE CETVELİ, MESAFE TABLOSU: Çeşitli şartlar altında bir topun mesafelere tekabül eden yükselişlerini verecek şekilde hazırlanmış çizelge. Bu çizelge atış cetvellerinin bir kısmıdır
range title
(Bilgisayar) aralık başlığı
range transmission
(İnşaat) hız transmisyonu
range up
üst seviyeye genişlemek
range up
üst limitlere yükselmek
range wind
(Askeri) MESAFE RÜZGARI: Gerçek rüzgarın atış hattından geçen dikey düzlemdeki yatay kısımdır
range wind
(Askeri) mesafe rüzgarı
radar range
radar menzili
radar range knob
radar menzil düğmesi
radar detection range
(Askeri) RADAR YAKALAMA MENZİLİ
radar range
radar erimi
radar range finder
radyo telemetre
radio range
(Askeri) RADYO RENÇ: Hava seyrüseferine yardımcı vasıta olarak kullanılan radyo renç istasyonu ile bu istasyona bağlı radyofarlar ve telsizle istikamet verme cihazları dizisi. Ayrıca bakınız: "directional radio range"
radio range beacon
(Askeri) RADYO RENÇ FARI: Uçaklara yol göstermek için telsiz dalgaları demeti yayınlayan göndermeç. Buna "beacon" da denir
radio range finding
(Askeri) TELSİZLE MESAFE BULMA: Bir nesnenin uzaklığının aynı veya başka dalga boyunda tekrar gönderilen ya da bağımsız yansıtılan kendi telsiz yayınları vasıtasıyla belirlendiği telsiz mevkii
radio range station
(Askeri) TELSİZ MESAFE İSTASYONU: Telsiz eşit-sinyal bölgeleri temin eden hava telsizle seyrüsefer hizmetindeki bir telsiz seyrüsefer kara istasyonu. Bazı durumlarda telsiz mesafe istasyonu bir gemiye yerleştirilebilir
Time range
Zaman aralığı
a whole range of something
Birşeyin tamamı
close range photogrammetry
Yakın mesafe fotogrametrisi
free range egg
Açık alanda yemlenmiş tavuk yumurtası
a wide range of
çok çeşitli
a wide range of
çok sayıda
classify
{f} sınıflamak
long range
uzun vadeli
wide range of
geniş bir yelpazede
wide range of
çok çeşitli

Çok çeşitli konular tartıştık. - We discussed a wide range of topics.

Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır. - A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low.

wide range of
çok sayıda
rang
çal

Telefon çaldığında, ben televizyon izliyordum. - I was watching TV when the telephone rang.

Zil çaldığında tam banyo yapmak üzereydi. - She was just about to take a bath when the bell rang.

a wide range of
çok kapsamlı
adjustment range
ayar aralığı
all pages in range
(Bilgisayar) aralıktaki tüm sayfalar
audio range
işitilebilir sıklık erimi
boiling range
(Kimya) kaynama aralığı
burst range
(Askeri) paralanma mesafesi
cell range
(Bilgisayar) hücre aralığı
cell range
(Bilgisayar) göze aralığı
classify
kategorilere ayırmak
classify
(Askeri) gizlilik derecesi vermek
classify
sınıflandırma yapmak
English - English
(followed by over) or To travel over (an area, etc) with a particular purpose
classify
Compass - The scale of all the tones a voice or an instrument can produce
An area for practicing shooting at targets

An area for military training or equipment testing.

The length of the smallest interval which contains all the data in a sample; the difference between the largest and smallest observations in the sample
The geographical area or zone where a species is normally naturally found
Line or series of mountains
A fireplace; a fire or other cooking apparatus; now specifically, a large cooking stove with many hotplates

Therein an hundred raunges weren pight, / And hundred fornaces all burning bright;.

(mathematics, computing; followed by over) Of a variable, to be able to take any of the values in a specified range

The variable x ranges over all real values from 0 to 10.

The defensive area that a player can cover

Jones has good range for a big man.

The distance from a person or sensor to an object, target, emanation, or event

This missile's range is 500 kilometres.

A sequential list of iterators that are specified by a beginning and ending iterator

std::for_each calls the given function on each value in the input range.

Selection, array. Eg: A range of cars
The set of values (points) which a function can obtain
An area of open, often unfenced, grazing land
{f} determine the range of a target; extend, stretch; vary, fluctuate within certain boundaries
The range of something is the maximum area in which it can reach things or detect things. The 120mm mortar has a range of 18,000 yards
In the public land system of the United States, a row or line of townships lying between two successive meridian lines six miles apart
Of a variable, to be able to take any of the values in a specified range
To place (as a single individual) among others in a line, row, or order, as in the ranks of an army; usually, reflexively and figuratively, (in the sense) to espouse a cause, to join a party, etc
A range of things is a number of different things of the same general kind. A wide range of colours and patterns are available The two men discussed a range of issues
To set in a row, or in rows; to place in a regular line or lines, or in ranks; to dispose in the proper order; to rank; as, to range soldiers in line
A range or kitchen range is an old-fashioned metal cooker
change or be different within limits; "Estimates for the losses in the earthquake range as high as $2 billion"; "Interest rates run from 5 to 10 percent"; "The instruments ranged from tuba to cymbals"; "My students range from very bright to dull"
To be placed in order; to be ranked; to admit of arrangement or classification; to rank
The horizontal distance to which a shot or other projectile is carried
The region within which a plant or animal naturally lives
To travel over (an area, etc) with a particular purpose
feed as in a meadow or pasture; "the herd was grazing"
A range or kitchen range is a large metal device for cooking food using gas or electricity. A range consists of a grill, an oven, and some gas or electric rings. see also free-range
A set of values that a number can have A range is usually specified by its maximum and minimum value Any number that is between these two values is said to be within the range For example, the range 12-15 has a maximum value of 15 and a minimum value of 12 The numbers 12, 13, 14 and 15 are said to be within the range 12-15
A place where shooting, as with cannons or rifles, is practiced
1) Any series of contiguous townships of the U S Public Land Survey system These are aligned parallel to a principal meridian and numbered consecutively in an east-west direction from the meridian 2) mountain range 3) The numerical difference between a series highest and lowest values 4) stratigraphic range 5) A geographic area over which an organism or group of organisms is located
A wandering or roving; a going to and fro; an excursion; a ramble; an expedition
a place for shooting (firing or driving) projectiles of various kinds; "the army maintains a missile range in the desert"; "any good golf club will have a range where you can practice"
{i} mountain chain; meadow, pasture; scope, extent; shooting gallery; field, domain; assortment; kitchen stove, cooking stove, kitchen appliance used to cook food; (Music) distance of a musical instrument from the lowest to the highest pitch it can make music
The difference between the extremes in a set of numbers (e g , 20 to 35: range is 15); the set of values a function takes on
The range of a set of numbers is the largest value in the set minus the smallest value in the set Note that the range is a single number, not many numbers
The step of a ladder; a rung
range or extend over; occupy a certain area; "The plants straddle the entire state"
The difference between the minimum value and the maximum value in a set of data The range helps identify best and worst case and process variability
The difference between the high and low price of the futures contract during a given period
The difference between the highest and the lowest value in a group of observations
Extent or space taken in by anything excursive; compass or extent of excursion; reach; scope; discursive power; as, the range of one's voice, or authority
An aggregate of individuals in one rank or degree; an order; a class
The difference between the maximum and the minimum in a set of data
a kitchen appliance used for cooking food; "dinner was already on the stove"
the measured distance between the highest and the lowest note an instrument can produce
To separate into parts; to sift
The difference between the highest and lowest prices of a futures contract price within a specified time period, i e , weekly range, daily range
To have range; to change or differ within limits; to be capable of projecting, or to admit of being projected, especially as to horizontal distance; as, the temperature ranged through seventy degrees Fahrenheit; the gun ranges three miles; the shot ranged four miles
A statistical measure of the dispersion of observation values in a data set Determined by taking the difference between the largest and the smallest observed value
A sequence of consecutive lines from the input file A pattern can specify ranges of input lines for awk to process, or it can specify single lines See section Patterns
To have a certain direction; to correspond in direction; to be or keep in a corresponding line; to trend or run; often followed by with; as, the front of a house ranges with the street; to range along the coast
The horizontal distance between a gun and its target, or the distance at which a piece can hurl its projectile To this day, there is a difference between the maximum range and effective range, the latter being the range at which reasonable accuracy and effect can be counted on With smoothbore artillery, the difference between the two -- random and point-blank ranges -- was marked Firing ranges had to be estimated, since rangefinders did not exist at this time Ranges were roughly expressed in such terms as "pistol shot" (about 50 yards); "musket shot" (200-300 yards); or "cannon shot" (1,000-1,500 yards) Fractions of these terms, such as "half-pistol shot," were also used
A rifle range or a shooting range is a place where people can practise shooting at targets. It reminds me of my days on the rifle range preparing for duty in Vietnam
let eat; "range the animals in the prairie"
A range of mountains or hills is a line of them. the massive mountain ranges to the north
To rove over or through; as, to range the fields
(Ticaret) The difference between the minimum value and the maximum value in a set of data. The range helps identify best and worst case and process variability
To rove at large; to wander without restraint or direction; to roam
The distance to a target, or to the subject of discussion
properties available in the price range they are looking for
If things range between two points or range from one point to another, they vary within these points on a scale of measurement or quality. They range in price from $3 to $15. offering merchandise ranging from the everyday to the esoteric. temperatures ranging between 5°C and 20°C
move about aimlessly or without any destination, often in search of food or employment; "The gypsies roamed the woods"; "roving vagabonds"; "the wandering Jew"; "The cattle roam across the prairie"; "the laborers drift from one town to the next"; "They rolled from town to town"
an area in which something acts or operates or has power or control: "the range of a supersonic jet"; "the ambit of municipal legislation"; "within the compass of this article"; "within the scope of an investigation"; "outside the reach of the law"; "in the political orbit of a world power"
A range of values for the quantity in question, for which a number of occurrences will be reported For example, in the Hits per Visit report a range of "8-15" indicates all visits with between eight and fifteen hits inclusive The "Count" column then shows how many visits were in that range
assign a rank or rating to; "how would you rank these students?"; "The restaurant is rated highly in the food guide"
a variety of different things or activities; "he answered a range of questions"; "he was impressed by the range and diversity of the collection"
To be native to, or to live in; to frequent
range finders
plural form of range finder
range hood
An electrical kitchen device fitted over a cooker and connected to a flue designed to suck off any vapours from cooking
range pole
A rod or pole, marked with alternating red and white bands, used by surveyors for sighting
range poles
plural form of range pole
Range Rover
a type of large car made in the UK. Range Rovers are strongly built, like Land Rovers, so they can be driven on rough ground, but they are more comfortable
range animal
any animal that lives and grazes in the grassy open land of western North America (especially horses, cattle, sheep)
range card
card where the distances of targets are recorded
range estimation
assessment of range, approximation of distance
range expression
expression which defines an area in an electronic spreadsheet
range finder
{i} device for measuring distance or range
range finder
Instrument used to measure the distance from the instrument to a selected point or object. The optical range finder, used chiefly in cameras, consists of an arrangement of lenses and prisms set at each end of a tube. The object's range is determined by measuring the angles formed by a line of sight at each end of the tube; the smaller the angles, the greater the distance, and vice versa. Since the mid-1940s, radar has replaced optical range finders for most military targeting, and the laser range finder, developed in 1965, has largely replaced optical range finders for surveying and radar in certain military applications
range hood
exhaust hood over a kitchen range
range in
direct onto a point or target, especially by automatic navigational aids
range of engagement
distance from which fire at an enemy will be effective and will not allow them rest
range of motion
the term refers specifically to the angle of movement allowed by a joint when one of it's bony levers or body segments moves from its neutral position to its potentional
range of motion
The amount that a joint will move from a straight position to a completely bent position
range of motion
A measurement of how much a joint can go through all of its normal motions
range of motion
range within with a joint can be flexed and extended (measured in degrees), ROM
range of motion
The proper arc of movement -- from the beginning, through the middle, and on to the end -- of an exercise Also, the range of comfortable and proper movement of a joint of the human body
range of motion
The range of translation and rotation of a joint for each of its degrees of freedom
range of motion
The normal range of movement of any body joint Range of Motion also refers to exercises designedto maintain this range and prevent contractures
range of motion
this refers to exercizes used to keep affected joints from freezing up It is usually abbreviated as ROM A physical therapist or an occupational therapist should guide the patient or parent in how to do these exersizes
range of motion
The full spectrum of a joint's possible movements The shoulder joint has a greater range of motion than any other joint in the human body
range of motion
Refers to movement of a joint (important to prevent contractures)
range of motion
measurement of the extent to which a joint can go through all its normal spectrum of movements
range of mountains
chain of connected mountains
range of temperature
possible score of temperatures from the highest possible to the lowest possible
range pole
surveying instrument consisting of a straight rod painted in bands of alternate red and white each one foot wide; used for sightings by surveyors
range rate
The rate at which a radar target is changing its range with respect to the radar (in feet per second for example) Note that this rate is not the same as target velocity unless the target is moving straight toward or straight away from the radar
range rate
Change in range per unit time In the case of a Rover traverse, if the driver is moving in a straight line away from the last Rover Nav initialization point, then the range rate is identical to the average speed If, however, the driver has been making turns to avoid craters, then the range rate will be lower than the average speed
range rate
The rate of change of range between the satellite and receiver The range to a satellite changes due to satellite and observer motions Range rate is determined by measuring the Doppler shift of the satellite beacon carrier
range rate
Rage rate within the application is calculated using the following formula: Rdot = (Tspd * cos (Tcrse - brg) - Ospd * cos(Ocrse - brg) /*60 Rdot = Range Rate (yds/min) Tspd, Tcrse = Target course and speed (degs & yps) Ospd, Ocrse = Ownship course and speed (degs & yps) brg = Bearing to target from ownship (degs)
range rate
The rate of change between the satellite and receiver The range to a satellite changes due to satellite and observer motions Range rate is determined by measuring the doppler shift of the satellite beacon carrier
range selector
button or device which enables one to choose the desired distance
range-finding
hitting a target
radar range
range in which a radar receiver is effective
radio range
range in which a radio can broadcast signals
driving range
An area where golfers practice their swing, and try to hit the ball far, toward no target
firing range
A range designed for target practice, especially for firearms
free-range
Of, pertaining to, or produced by animals that are allowed to roam freely, rather than being confined indoors

Sorry, we've been short of free-range chicken since demand rose.

interquartile range
The difference between the first and third quartiles; a robust measure of sample dispersion
long-range
Involving a great period of time

Long-range planning is not my specialty.

long-range
Capable of operating over a great distance

Long-range missiles can shoot down any planes before they can even be seen.

mountain range
A series of lines of mountains

We hiked through the Andes mountain range.

mountain range
A series of adjoining mountains, often in a line
ranged
Simple past tense and past participle of range
ranged
whose range can be adjusted
rifle range
A shooting range for shooting rifles
shooting range
A facility designed for firearms practice
short-range
Intended for use on something close or nearby
free range egg
Egg produced using birds that are permitted to roam freely within a farmyard, a shed or a chicken coop
Ranges
Coast Ranges Pacific Coast Ranges Flinders Ranges Macdonnell Ranges
rang
of Ring, v
rang
Rang is the past tense of ring. Past tense of ring. the past tense of ring
ranges
Plural of range
ranges
Third-person singular present indicative tense of to range
ranging
{i} sighting, determining the range of a target; arranging in formation; setting in lines, arranging in rows
ranging
wandering freely; "at night in bed
ranging
encountered her
ranging
wandering freely; "at night in bed his slowly ranging thoughts encountered her"
ranging
his slowly ranging thoughts
range
Favorites