kullanma

listen to the pronunciation of kullanma
Turkish - English
use

Don't use all the hot water. - Sıcak suyun tümünü kullanma.

You don't have to use a dictionary when you read this book. - Bu kitabı okurken sözlük kullanmak zorunda değilsin.

(Bilgisayar) used

I haven't used French in a long time and I've forgotten a lot of words. - Uzun süredir Fransızcayı kullanmadım ve birçok kelime unuttum.

I used to use Twitter, but then found it a bit boring, so I stopped using it. - Twitter'ı kullanırdım, fakat sonra onu sıkıcı biraz buldum, bu yüzden onu kullanmayı durdurdum.

(Ticaret) appropriation
(Bilgisayar) don't use

You'll burn your hands if you don't use a potholder or oven mitts! - Tutacak ya da fırın eldivenleri kullanmazsan ellerini yakarsın!

Don't use the desk by that window. - O pencerenin yanındaki masayı kullanmayın.

occupancy
employment
manipulation
application

Application developers decided to use a functional programming language. - Uygulama geliştiricileri bir fonksiyonel programlama dili kullanmaya karar verdi.

exercising
utilisation
(Askeri) drive

I don't like to drive. - Araba kullanmaktan hoşlanmıyorum.

It took me some time to learn how to drive a car. - Araba kullanmayı öğrenmek biraz vaktimi aldı.

(Latin) usus
(Bilgisayar) reference
access
wielding
(Bilgisayar) unuse

We have two unused rooms in our house. - Evimizde kullanmadığımız iki oda var.

driving

Tom has been driving without a license since he was thirteen. - Tom, on üç yaşından beri ehliyetsiz araba kullanmakta.

Tom was sentenced to five days in jail and a year on probation for drunken driving. - Tom alkollü araba kullanmaktan beş gün hapis ve bir yıl göz hapsine mahkûm edildi.

imposition
using

I used to use Twitter, but then found it a bit boring, so I stopped using it. - Twitter'ı kullanırdım, fakat sonra onu sıkıcı biraz buldum, bu yüzden onu kullanmayı durdurdum.

I urged Keiko to stop using people for her own convenience. - Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.

operation
operating
usage
exercise

Everyone should exercise their right to vote. - Herkesin oy hakkını kullanması gerekir.

I wish to exercise my right to remain silent. - Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum.

handling

He made good progress in handling this machine. - O, bu makineyi kullanmada iyi ilerleme kaydetti.

The handling of dynamite is dangerous. - Dinamit kullanmak tehlikelidir.

exploitation
utilization
wear

I told you to wear sunblock. - Sana güneş kremi kullanmanı söyledim.

I told them to wear sunblock. - Onlara güneş kremi kullanmalarını söyledim.

tenure
use, application; handling; manipulation
{i} exploiting
kullanmak
use

You don't have to use a dictionary when you read this book. - Bu kitabı okurken sözlük kullanmak zorunda değilsin.

Are you sure you don't want to use the toilet before you go? - Gitmeden önce tuvaleti kullanmak istemediğinden emin misin?

görevi kötüye kullanma
malpractice
kullanma hakkı
use

Only members of the club are entitled to use this room. - Yalnızca kulüp üyeleri bu odayı kullanma hakkına sahiptir.

kullanma hakkı
(Ticaret) possessory right
kullanma hakkı
right of way
kullanma hakkı
(Latin) usus
kullanma hakkı
(Kanun) royalty
kullanma hakkı
(Ticaret) easement
kullanma ile aşınma
(Tekstil) wear and tear
kullanma kılavuzu
instructions for use
kullanma kılavuzu
operating manual
kullanma süresi
service
kullanma süresi
(Ticaret) service life
kullanma süresi
use age
kullanma süresi sonu
(Bilgisayar) expired on
kullanma talimatları
(Otomotiv) operating instructions
kullanma yetkisi
disposition
kullanma çarpanı
(Aydınlatma) utilization factor
kullanma cetveli
Using the ruler
kullanma ömrü
Physical life
kullanma ömrü
Useful life
kullanma ömrü
(Finans) The number of years, as set by the IRS, that depreciable business equipment or property is expected to be in use
kullanma aydınlığı
(Aydınlatma) service illuminance
kullanma basıncı
(Otomotiv) operating pressure
kullanma durumu
(Otomotiv) operating condition
kullanma faktörü
coefficient of utilization
kullanma hakkı
user
kullanma hakkı
usufructary right
kullanma hakkı olan
usufructuary
kullanma hakkı olan kimse
usufructary
kullanma izni
(Ticaret) certificate of occupancy
kullanma katsayısı
coefficient of utilization
kullanma kılavuzu
how to do it book
kullanma ruhsatı
licence license to use
kullanma suyu
service water
kullanma suyu
(Hukuk) utility water
kullanma suyu deposu
toilet water tank
kullanma talimatları
instructions
kullanma talimatları
instructions for use
kullanma talimatı
instruction book
kullanma talimatı
direction for use
kullanma usulü
mode of operation
kullanma vergisi
(Ticaret) use tax
kullanma yetkisi
(Bilgisayar) use authority
kullanma ömrü
(Askeri) life utility
kullanmak
harness

Harnessing the power of the tides could be very helpful to coastal communities. - Gelgitin gücünü kullanmak kıyı topluluklarına çok yardımcı olabilir.

kötüye kullanma
(Hukuk) abuse

That's an abuse of authority. - Bu otoriteyi kötüye kullanmadır.

Alcohol abuse is a serious problem on campus. - Alkolü kötüye kullanma kampüste ciddi bir sorundur.

kullan
{f} using

He broke the machine by using it incorrectly. - O, yanlış kullanarak makineyi bozdu.

By using Tatoeba one learns languages. - Bir insan Tatoeba'yı kullanarak dil öğrenir.

kullanmak
{f} drive

It is a colossally bad idea to drive without a driver's license. - Ehliyetsiz araba kullanmak, çok kötü bir fikirdir.

I don't like to drive. - Araba kullanmaktan hoşlanmıyorum.

kullanmak
employ
kullanmak
{f} utilize
kullanmak
wield
kullanmak
dispose
kullanmak
{f} exploit
kullan
{f} used

Na'vi language is used in Avatar. - Na'vi dili Avatar'da kullanılır.

Windows is the most used operating system in the world. - Dünyada en çok kullanılan işletim sistemi Windows'tur.

kullanmak
{f} handle

Compared with the old model, this is far easier to handle. - Eski modelle karşılaştırıldığında bunu kullanmak çok daha kolaydır.

kullanmak
draw on
kullanmak
exert
son kullanma tarihi
Best before
alet kullanma
tool using
araba kullanma
motoring
elle kullanma
handling
en iyi şekilde kullanma
(Bilgisayar) optimize
gereksiz kelimeler kullanma
roundabout
idari kullanma
(Askeri) administrative use
idari maksatla kullanma
(Askeri) administrative use
isim hakkı kullanma
(Ticaret) franchising
kullanmak
got round
kullanmak
economize
kullanmak
base
kullanmak
adopt
kullanmak
put to use
kullanmak
utilise
kullanmak
get round
kullanmak
put upon
kullanmak
take

Great care has been taken to use only the finest ingredients. - Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.

We have to take the stairs, because the elevator is being repaired. - Merdivenleri kullanmak zorundayız, çünkü asansör tamir ediliyor.

kullanmak
manipulate
kullanmak
tap
kullanmak
exercise

I wish to exercise my right to remain silent. - Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum.

otomobil kullanma
automobile driving
yerinde kullanma
correct usage
kullanmak
smoke

It is forbidden to smoke. - Sigara kullanmak yasaktır.

kullan
utilize

Atomic energy can be utilized for peaceful purposes. - Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.

I want you to utilize that object. - O nesneyi kullanmanı istiyorum.

kullan
get round
kullan
got round
kullan
{f} use

Na'vi language is used in Avatar. - Na'vi dili Avatar'da kullanılır.

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

kullan
make use of

You should make use of this chance. - Bu şansı kullanmalısınız.

Next time I switch jobs, I need work that will let me make use of the experience I've gained up to now. - Gelecek sefer iş değiştireceğim. Benim şu ana kadar kazandığım deneyimi kullanmama izin verecek işe ihtiyacım var.

kullan
used to

It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere. - O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

My Japanese teacher used to use a song to help us remember verb conjugations. No one really sang along. - Benim Japon öğretmenim fiil çekimlerini hatırlamamıza yardımcı olan bir şarkı kullanırdı. Hiç kimse gerçekten birlikte söylemezdi.

kullan
{f} exploit

Some people try to gain advantage by exploiting their personal contacts. - Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışır

The police found two crushed mobile phones in a trash can near the site of the killings and are attempting to exploit the data contained in them. - Polis cinayetlerin bulunduğu yere yakın bir çöp kutusunda ezilmiş iki cep telefonu buldu ve onların içerdikleri veriyi kullanmaya çalışıyor.

kullan
wield

Do you know how to wield an épée? - Epeyi nasıl kullanacağını biliyor musun?

Sami was wielding a knife. - Sami bir bıçak kullanıyordu.

kullan
{f} ply
kullan
{f} exploiting

Some people try to gain advantage by exploiting their personal contacts. - Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışır

kullanmak
apply
kullanmak
fasten on
kullanmak
enjoy
kullanmak
fasten upon
kullanmak
touch
dümen kullanma
steering
kullan
(Bilgisayar) play

Most of the online users I play poker with have been newbies. - Poker oynadığım çevrimiçi kullanıcıların çoğu yeniler.

Mary used her fork to play with the food on her plate. - Mary çatalını tabağındaki yemekle oynamak için kullandı.

hizmette kullanma
in service use
kullanma kılavuzu
operation manual
oy kullanma
voting

I refrained from voting. - Oy kullanmaktan kaçındım.

Are you planning on voting? - Oy kullanmayı planlıyor musun?

son kullanma tarihi
Expiration date
tutumlu kullanma
use sparingly
aklını kullanma
appeal to reason
alt sınıf öğrencilerini uşak gibi kullanma
fagging
araba kullanma
automobilism
araba kullanma yeteneği
road sense
arı dil kullanma
purism
asılsız sözcükler kullanma
circumlocution
benzerinin ismini kullanma
metonymy
büyük harf kullanma
capitalization
dar anlamlı bir sözcüğü geniş anlamda kullanma
synecdoche
demiryolunu kullanma ücreti
trackage
eksik fakat anlaşılır tümce kullanma
ellipse
eksik fakat anlaşılır tümce kullanma
ellipsis
genel otlağı kullanma hakkı olan kimse
commoner
gereğinden fala sözcük kullanma
pleonasm
görevi kötüye kullanma
misprision
görevini kötüye kullanma
jobbery
görevlendirme, işleme, kullanma ve dağıtım
(Askeri) tasking, processing, exploitation, and dissemination
güveni kötüye kullanma
misappropriation
güveni kötüye kullanma
breach of faith
güveni kötüye kullanma
breach of trust
hakkını daha sonra kullanma hakkı
rain check
hor kullanma
ill-treatment
hor kullanma
mistreatment
hor kullanma
misuse
idareli kullanma
sparingness
idareli kullanma
husbandry
ilacı kötü amaçla kullanma
drug abuse
kira ödeyerek kullanma
(Ticaret) tenure by lease
kullanmak
ply
kullanmak
put account
kullanmak
turn to account
kullanmak
call forth
kullanmak
to drive (a car)
kullanmak
to use, to drow on/upon sth, to employ, to utilize; (taşıt) to drive; (gözlük, vb.) to wear; (şeker, vb.) to take; (sigara, vb) to smoke
kullanmak
dispose of
kullanmak
head

Using the horn at night should be avoided. At night, flash the headlights instead. - Geceleri korna kullanmaktan kaçınılmalı. Gece onun yerine farları yak.

kullanmak
operate

Of course, a license is needed to operate a crane. - Elbette, vinç kullanmak için bir lisans gerekli.

Tom doesn't have enough experience to operate a train. - Tom bir treni kullanmak için yeterli deneyime sahip değildir.

kullanmak
{f} engage
kullanmak
{f} ride

It is dangerous to ride a motorbike without a helmet. - Kasksız motosiklet kullanmak tehlikelidir.

kullanmak
(kamçı) lay on
kullanmak
roll
kullanmak
(Hukuk) to use, to enjoy, to resort to
kullanmak
take advantage of
kullanmak
{f} run
kullanmak
to use, take, or consume regularly
kullanmak
make use of
kullanmak
{f} pilot
kötüye kullanma
malfeasance
kötüye kullanma
deceit
kötüye kullanma
misuse

Don't misuse this product! - Bu ürünü kötüye kullanma.

kötüye kullanma
embezzlement
kötüye kullanma
exploitation
kötüye kullanma
misuse, abuse
kötüye kullanma
malversation
kötüye kullanma
delinquency
kılıcı iyi kullanma
swordsmanship
kılıç kullanma
swordplay
kısıtlı kullanma çarpanı
(Aydınlatma) reduced utilization factor
latince sözcükler kullanma
Latinization
mecaz kullanma
tropology
mecaz kullanma ile ilgili
tropological
medeni hakları kullanma
(Kanun) disposing capacity
medeni hakları kullanma yeterliği
contractual capacity
muhtemel kullanma süresi
(Askeri) expected life of an item
nüfuzu kötüye kullanma
undue influence
nüfuzunu kullanma
intervention
ortak kullanma
collectivization
otoriteyi kötüye kullanma
abuse of authority
oy kullanma hakkı
(Hukuk) suffrage
oy kullanma yaşı
voting age
para olarak altınla gümüşü oranlı kullanma sistemi
bimetallism
reklam hilesi kullanma
gimmicky
sahte isim kullanma
personation
sesi kullanma
vocalism
sesli harf yerine kullanma
vocalization
sigara kullanma (sürekli)
regular smoking
son kullanma tarihi
pull date
sözcükleri uygunsuzca kullanma
malapropism
süslü cümleler kullanma
phrasemongering
süslü kelimeler kullanma
word painting
sırayla araba kullanma anlaşması
car pool
taşıt kullanma ehliyeti
(Hukuk) driving licence
tehlikeli araç kullanma
(Hukuk) dangereous driving
teleskop kullanma
telescopy
tesis kullanma ücreti
(Askeri) asset use charge
uçak kullanma
flying
Turkish - Turkish
Kullanmak işi, istimal
istimal
(Osmanlı Dönemi) TEDAVÜL
(Hukuk) USUS
Kullanmak
sarf etmek
Kullanmak
(Osmanlı Dönemi) İ'MAL
Kullanmak
(Osmanlı Dönemi) İSTİŞ'AR
Kullanmak
(Osmanlı Dönemi) SAFK
Kullanmak
tutmak
Kullanmak
istimal etmek
kullanmak
Birinden veya bir şeyden amacına ulaşmak için yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek: "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar
kullanmak
(Osmanlı Dönemi) istimâl
kullanmak
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak: "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"- H. C. Yalçın
kullanmak
Harcamak, sarf etmek
kullanmak
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
kullanmak
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
kullanmak
İşletmek, değerlendirmek
kullanmak
Araç veya aleti işletmek, yönetmek
kullanmak
Bir şeye alışmış olmak, içmek
kullanmak
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak: "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa, biz de sizi öyle kullanacağız."- H. E. Adıvar. İşletmek, değerlendirmek
kullanmak
Harcamak, sarf etmek: "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."- P. Safa
kullanmak
Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"- A. İlhan
kullanmak
Yazmak, söylemek
kullanmak
Giymek, takmak
kullanmak
Araç veya aleti işletmek, yönetmek: "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."- B. Felek
kullanmak
Amacına ulaşmak için yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
kullanmak
Kelimeyi yazmak, söylemek: "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."- A. Ş. Hisar
English - Turkish

Definition of kullanma in English Turkish dictionary

kullanma kılavuzu
İnstruction manual
kullanma
Favorites