There was a large crowd in the hall.
- Salonda büyük bir kalabalık vardı.
Go along with the crowd.
- Kalabalık ile birlikte gidin.
The bus was very crowded.
- Otobüs çok kalabalıktı.
The bus was very crowded. I wish I had taken a taxi.
- Otobüs çok kalabalıktı. Keşke bir taksiye binseydim.
Tom was surrounded by a horde of screaming fangirls.
- Tom bağıran fanatik kızlardan oluşan bir kalabalık tarafından çevrilmişti.
The busses are especially crowded during rush hour.
- Otobüsler özellikle işe gidiş geliş saatlerinde kalabalıktır.
My host family gave me a hearty welcome.
- Kalabalıki ailem bana sıcak bir karşılama yaptı.
The crowd pressed toward the gate.
- Kalabalık kapıya doğru bastırdı.
No city in Europe is as populous as Tokyo.
- Avrupa'da hiçbir şehir Tokyo kadar kalabalık değildir.
Oslo is the most populous city in Norway.
- Oslo Norveçte en kalabalık şehirdir.
A crowd was gathering around him.
- Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.
There seems to be a big crowd gathering outside our office building.
- Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor.
The angry mob wanted Jesus killed for blasphemy.
- Öfkeli kalabalık küfür için İsa'nın öldürülmesini istedi.
The furious mob attacked the building.
- Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.
A large crowd of people gathered.
- Kalabalık bir insan grubu toplandı.
A crowd of people gathered around the speaker.
- Sözcünün etrafında büyük bir kalabalık toplandı.
The jail is overcrowded.
- Hapishane aşırı kalabalıktı.
Prisons are overcrowded.
- Hapishaneler aşırı kalabalıktır.