açık ça

listen to the pronunciation of açık ça
Turkish - English

Definition of açık ça in Turkish English dictionary

açıkça
openly

Jessie does not speak of these things openly. - Jessie bu şeyleri açıkça konuşmaz.

I always admired her openly. - Ben her zaman ona açıkça hayran oldum.

açıkça
frankly

Frankly speaking, his speeches are always dull. - Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.

Frankly speaking, you haven't tried your best. - Açıkçası, siz elinizden gelen gayreti göstermediniz.

açıkça
clearly

He clearly stated that point. - O, konuyu açıkça belirtmiştir.

You must speak clearly in company. - Şirkette açıkça konuşmalısın.

açıkça
obviously

Obviously, he is to blame. - Açıkçası, o suçlanacak.

Obviously, this cannot be the work of one person. This is why Tatoeba is collaborative. - Açıkçası, bu bir kişinin işi olamaz. Tatoeba'nın işbirlikçi olmasının nedeni budur.

açıkça
fairly
açıkça
distinctly
açıkça
evidently

It's an evidently bad example. - Bu açıkçası kötü bir örnek.

Evidently, he's made a mistake. - Açıkçası, o bir hata yaptı.

açıkça
publicly
açıkça
definitely
açıkça
flatly

He rejected my offer flatly. - Önerimi açıkça reddetti.

He flatly refused her requests for help. - Onun yardım teklifini açıkça reddetti.

açıkça
explicit

The government explicitly declared its intention to lower taxes. - Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.

I explicitly told Tom not to do that. - Tom'a açıkça onu yapmamasını söyledim.

açıkça
overtly
açıkça
flat

You should have refused his request flatly. - Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.

He flatly refused to let me in. - O, içeri girmemi açıkça reddetti.

açıkça
allegedly
açıkça
four

Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685. - 1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.

açıkça
in public
açıkça
(Jeoloji) discrete
açıkça
public
açıkça
in plain english
açıkça
in simple terms
açıkça
round

Strictly speaking, the earth is not round. - Açıkçası dünya yuvarlak değil.

açıkça
straightforwardly
açıkça
plain

Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me. - Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.

Tom could see it plainly. - Tom onu açıkça görebiliyordu.

açıkça
notably
açıkça
in plain terms
açıkça
in so many words
açıkça
unmistakably
açıkça
palpably
açıkça
patently

This is patently unfair. - Bu açıkça adil değil.

açıkça
freely
açıkça
explicitly

Tom explicitly told Mary not to do that. - Tom açıkça Mary'ye bunu yapmamasını söyledi.

The government explicitly declared its intention to lower taxes. - Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.

açıkça
plainly

Tom could see it plainly. - Tom onu açıkça görebiliyordu.

Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me. - Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.

açıkça
flat out
açıkça
expressly

Here everything is forbidden that isn't expressly permitted. - Burada açıkça izin verilmeyen her şey yasaktır.

açıkça
manifestly
açıkça
board
açıkça
plaınly
açıkça
directly
açıkça
outright
açıkça
outspokenly
açıkça
openly, clearly, frankly, freely; plainly, clearly
açıkça
declaredly
açıkça
straight-out
açıkça
nakedly
açıkça
plump
açıkça
downright
açıkça
clear

It seemed clear the Senate would reject the treaty. - Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.

This drink clearly has the same flavor as tea. - Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.

açıkça
point blank
açıkça
frankly, clearly, openly, plainly
açıkça
avowedly
açıkça
cloudlessly
açıkça
bluntly

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
baldly
açıkça
professedly
açıkça
blunt

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
barely
açıkça
pointblank
açıkça
in round terms
açıkça
perspicuously
açıkça
straight out
açıkça
agape
açıkça
exposed
açıkça
evident

Evidently, it's going to rain tomorrow. - Açıkçası, yarın yağmur yağacak.

Evidently, Tom didn't want to go. - Açıkçası Tom gitmek istemiyordu?

açıkça
simply

I'm sorry, but that is simply impossible. - Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.

I simply haven't the time to do everything I want to do. - Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.

açıkça
palpable
açıkça
roundly
açıkça
demonstrably
Turkish - Turkish

Definition of açık ça in Turkish Turkish dictionary

Açıkça
alenen
Açıkça
celi
Açıkça
ayan
Açıkça
sarahaten
Açıkça
aşikare
açıkça
Kolay anlaşır biçimde
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde
açıkça
(Osmanlı Dönemi) zahirane
açıkça
(Osmanlı Dönemi) sarâhaten