açık ça

listen to the pronunciation of açık ça
Турецкий язык - Английский Язык

Определение açık ça в Турецкий язык Английский Язык словарь

açıkça
openly

Jessie does not speak of these things openly. - Jessie bu şeyleri açıkça konuşmaz.

Takeda always shows his anger openly. - Tom her zaman öfkesini açıkça gösterir.

açıkça
frankly

Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me. - Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.

Frankly speaking, his speeches are always dull. - Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.

açıkça
clearly

Tom clearly doesn't understand French very well. - Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.

He clearly stated that point. - O, konuyu açıkça belirtmiştir.

açıkça
obviously

Brian is mad because Chris obviously does not intend to return the money. - Chris'in açıkça parayı getirmeye niyeti olmadığı için Brian çıldırdı.

This drink's flavor is obviously that of tea. - Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.

açıkça
fairly
açıkça
distinctly
açıkça
evidently

Evidently, Tom didn't want to go. - Açıkçası Tom gitmek istemiyordu?

Evidently, it's going to rain tomorrow. - Açıkçası, yarın yağmur yağacak.

açıkça
publicly
açıkça
definitely
açıkça
flatly

He flatly refused her requests for help. - Onun yardım teklifini açıkça reddetti.

He flatly refused to let me in. - O, içeri girmemi açıkça reddetti.

açıkça
explicit

The government explicitly declared its intention to lower taxes. - Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.

I don't like it when mathematicians who know much more than I do can't express themselves explicitly. - Benim bildiğimden çok daha fazla bilen matematikçiler kendilerini açıkça ifade edemedikleri zaman bundan hoşlanmam.

açıkça
overtly
açıkça
flat

You should have refused his request flatly. - Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.

He flatly refused to let me in. - O, içeri girmemi açıkça reddetti.

açıkça
allegedly
açıkça
four

Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685. - 1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.

açıkça
in public
açıkça
(Jeoloji) discrete
açıkça
public
açıkça
in plain english
açıkça
in simple terms
açıkça
round

Strictly speaking, the earth is not round. - Açıkçası dünya yuvarlak değil.

açıkça
straightforwardly
açıkça
plain

Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me. - Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.

She made it plain that she wanted to marry him. - O, onunla evlenmek istediğini açıkça belirtti.

açıkça
notably
açıkça
in plain terms
açıkça
in so many words
açıkça
unmistakably
açıkça
palpably
açıkça
patently

This is patently unfair. - Bu açıkça adil değil.

açıkça
freely
açıkça
explicitly

The government explicitly declared its intention to lower taxes. - Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.

I explicitly told Tom not to do that. - Tom'a açıkça onu yapmamasını söyledim.

açıkça
plainly

Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me. - Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.

Tom could see it plainly. - Tom onu açıkça görebiliyordu.

açıkça
flat out
açıkça
expressly

Here everything is forbidden that isn't expressly permitted. - Burada açıkça izin verilmeyen her şey yasaktır.

açıkça
manifestly
açıkça
board
açıkça
plaınly
açıkça
directly
açıkça
outright
açıkça
outspokenly
açıkça
openly, clearly, frankly, freely; plainly, clearly
açıkça
declaredly
açıkça
straight-out
açıkça
nakedly
açıkça
plump
açıkça
downright
açıkça
clear

Tom clearly doesn't understand French very well. - Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.

It seemed clear the Senate would reject the treaty. - Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.

açıkça
point blank
açıkça
frankly, clearly, openly, plainly
açıkça
avowedly
açıkça
cloudlessly
açıkça
bluntly

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
baldly
açıkça
professedly
açıkça
blunt

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
barely
açıkça
pointblank
açıkça
in round terms
açıkça
perspicuously
açıkça
straight out
açıkça
agape
açıkça
exposed
açıkça
evident

Evidently, Tom didn't want to go. - Açıkçası Tom gitmek istemiyordu?

You said you would text me in the evening, but you lied, evidently. - Akşamleyin bana mesaj atacağını söyledin ama açıkça yalan söyledin.

açıkça
simply

I simply haven't the time to do everything I want to do. - Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.

I'm sorry, but that is simply impossible. - Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.

açıkça
palpable
açıkça
roundly
açıkça
demonstrably
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение açık ça в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Açıkça
alenen
Açıkça
celi
Açıkça
ayan
Açıkça
sarahaten
Açıkça
aşikare
açıkça
Kolay anlaşır biçimde
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde
açıkça
(Osmanlı Dönemi) zahirane
açıkça
(Osmanlı Dönemi) sarâhaten