en büyük

listen to the pronunciation of en büyük
Türkçe - İngilizce
eldest

Fatima is the eldest student in our class. - Fatma sınıfımızdaki en büyük öğrencidir.

Suddenly the eldest daughter spoke up, saying, I want candy. - En büyük kız şeker istiyorum diyerek birdenbire konuştu.

arch

The strangest thing is that he saved his arch enemy from an unavoidable death. - En tuhaf şey onun en büyük düşmanını kaçılmaz bir ölümden kurtarmış olmasıdır.

He is the greatest architect that has ever lived. - O şimdiye kadar yaşamış en büyük mimar.

biggest

Paris is one of the biggest cities in the world. - Paris, dünyadaki en büyük kentlerden biridir.

Communism was the biggest issue in the campaign. - Komünizm kampanyada en büyük konu oldu.

first
top
extreme
supreme

Knowledge is the supreme goal. - Bilgi en büyük hedeftir.

Knowledge is the supreme power. - Bilgi en büyük güçtür.

greatest

To swim in the ocean is my greatest pleasure. - Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.

Security is the greatest enemy. - Güvenlik en büyük düşmandır.

ruling
maximal
paramount
maximum
greatest, biggest
ultimate
Türkçe - Türkçe
azam
ekber
(Osmanlı Dönemi) uzmâ
en büyük