elemek

listen to the pronunciation of elemek
Türkçe - İngilizce
sift
eliminate
sift through
winnow out
sift out
select
rule out
slang to win all of (one's opponent's money), take (one's opponent) to the cleaners
bolt
to skein, wind (yarn) into skeins
slang to use up (all one's money) (while gambling)
to sift, to sieve, to riddle; to eliminate, to select
riddle
to sieve; to sift; to screen
screen
annihilate
sieve
to eliminate, weed (people) out; to eliminate (a rival) (in a competition)
pan
knock out
screening
sieving
eleme
elimination

Why me? Because, by process of elimination, there was no other choice. - Niye ben? Çünkü, eleme işleminde başka seçenek yoktu.

eleme
(Spor) qualification
eleme
cribration
eleme
(Spor) heat
eleme
(Biyokimya) screning
ele
{f} sifting
ele
{f} sieving
ele
{f} sieve

She gave the boy a sieve in which to carry water from the well. - Oğlana kuyudan su taşımak için bir elek verdi.

ele
eliminate

Tom was eliminated before he got to the finals. - Tom finallere yükselemeden elendi.

Finland eliminated Russia from the Winter Olympics hockey tournament. - Finlandiya Rusya'yı Kış Olimpiyatları hokey turnuvasından eledi.

eleme
{i} sieving
eleme
screening
eleme
ellmination
ele
tackled

Tom tackled the problem right away. - Tom derhal sorunu ele aldı.

unu elemek
sift flour
eleme
sports preliminary match; trial, heat
eleme
sieving; sifting; screening
eleme
sieved; sifted; screened: eleme un sifted flour
eleme
sifting
eleme
skeining (yarn)
eleme
sifting, screening; elimination
eleme
(Hukuk) screen
eleme
eliminating (someone), weeding (someone) out, screening (someone) out
ince elemek
to pass through a fine sieve
İngilizce - İngilizce

elemek teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

ELE
extinction event (from extinction-level event)
Türkçe - Türkçe
Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek: "İşte deniz suyunun tuzunu eleyip çölü sulayıp kazanılan meralar."- H. Taner
Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek
İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak
Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek
Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak
Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak
(Osmanlı Dönemi) SAFSAFA
eleme
Elenmiş, seçilmiş olan. Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
eleme
Elenmiş, seçilmiş olan
eleme
Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
eleme
Elemek işi
elemek