ele

listen to the pronunciation of ele
Portekizce - Türkçe
ona
burası
onu
onunla
kendisine
he would
buna
bunu

Tom yarın Boston'a hareket edeceği için, bugün bunu ona vermek için son şansımız. - Já que o Tom está indo para Boston, esta é a nossa última chance de dar isso para ele.

Fince - Türkçe
iyi niyet gösterisi
jest yap
jest
İngilizce - İngilizce
extinction event (from extinction-level event)
Türkçe - İngilizce
{f} sifting
{f} sieving
{f} sieve

She gave the boy a sieve in which to carry water from the well. - Oğlana kuyudan su taşımak için bir elek verdi.

eliminate

Finland eliminated Russia from the Winter Olympics hockey tournament. - Finlandiya Rusya'yı Kış Olimpiyatları hokey turnuvasından eledi.

Tom was eliminated in the second round of the contest. - Tom yarışmanın ikinci turunda elendi.

tackled

Tom tackled the problem right away. - Tom derhal sorunu ele aldı.

Portekizce - İngilizce
h.e
i.t
ıt

He always plans a thing out carefully before he does it. - Ele sempre planeja uma coisa cuidadosamente antes de fazê-la.

He explained it in detail. - Ele explicou em detalhes.

he
he'd
him

They found him guilty. - Eles o julgaram culpado.

Don't talk to him while he's driving. - Não fale com ele enquanto ele dirige.

i t
Fince - İngilizce
gesture

Sometimes a friendly gesture is worth more than a thousand words. - Joskus ystävällinen ele on arvokkaampi kuin tuhat sanaa.

Türkçe - İspanyolca
dirigido
Portekizce - İspanyolca
ella

David tiene tantas novias que no consigue recordar el nombre de todas ellas. - David tem tantas namoradas que ele não consegue lembrar dos nomes de todas elas.

Allá donde ella vaya, su hijo la sigue. - O filho o segue aonde quer que ele vá.