eleme

listen to the pronunciation of eleme
Türkçe - İngilizce
elimination

Why me? Because, by process of elimination, there was no other choice. - Niye ben? Çünkü, eleme işleminde başka seçenek yoktu.

(Biyokimya) screning
(Spor) qualification
cribration
(Spor) heat
sieving; sifting; screening
sports preliminary match; trial, heat
eliminating (someone), weeding (someone) out, screening (someone) out
sieved; sifted; screened: eleme un sifted flour
(Hukuk) screen
sifting
skeining (yarn)
sifting, screening; elimination
screening
ellmination
{i} sieving
elemek
eliminate
elemek
sift
eleme koşusu
(Spor) heat
eleme koşusu/yarışı
(Spor) heat
eleme maçı
(Spor) playoff
eleme sınavı
preliminary examination
eleme sınavı
selection examination
eleme yöntemleri
(Tıp) sieving methods
eleme aygıtı
sieve apparatus
eleme denetimi
elimination inspection
eleme gözcüğü
(Madencilik) screening cell
eleme hipotezi
(Ticaret) screening hypothesis
eleme katsayısı
(Madencilik) screening coefficient
eleme kontrolü
(Ticaret) screening inspection
eleme makinesi
sieving machine
eleme makinesi
screening machine
eleme maçı
elimination match
eleme muayenesi
(Ticaret) screening inspection
eleme müsabakasına katılmak
enter the elimination contest
eleme müsabakasını kazanmak
win the elimination contest
eleme panelleri
(Gıda) screening panels
eleme sorusu
eliminating question
eleme sınavı
preliminary examination, selection examination
eleme sınavı
elimination examination
eleme sınavı
qualifying examination
eleme sınavını geçmek
(Eğitim) win the qualifying exam
eleme tesisi
screening plant
eleme yapmak
screen
eleme yüzeyi
(Madencilik) screening surface
eleme-yıkama tesisi
screening and washing plant
el ile eleme yöntemi
(Tarım) hand sieving method
elemek
sift out
elemek
sift through
elemek
rule out
elemek
winnow out
elemek
select
ele
eliminate

Tom was sad when his country's team was eliminated from the tournament. - Tom ülkesinin takımı turnuvadan elendiği zaman üzgündü.

Tom was eliminated before he got to the finals. - Tom finallere yükselemeden elendi.

ele
{f} sieve

She gave the boy a sieve in which to carry water from the well. - Oğlana kuyudan su taşımak için bir elek verdi.

ele
{f} sieving
ele
{f} sifting
elemek
sieve
elemek
knock out
elemek
pan
ele
tackled

Tom tackled the problem right away. - Tom derhal sorunu ele aldı.

elemek
{f} riddle
elemek
to sieve; to sift; to screen
elemek
slang to win all of (one's opponent's money), take (one's opponent) to the cleaners
elemek
bolt
elemek
to skein, wind (yarn) into skeins
elemek
slang to use up (all one's money) (while gambling)
elemek
to sift, to sieve, to riddle; to eliminate, to select
elemek
screen
elemek
{f} annihilate
elemek
to eliminate, weed (people) out; to eliminate (a rival) (in a competition)
elemek
screening
elemek
sieving
kuru eleme
dry screening
mekanik eleme
mechanical sieving
son eleme adayları listesi
short list
sıhhi eleme muayenesi
(Askeri) screening physical examination
ön eleme
preselection
ıslak eleme
wet screening
İngilizce - İngilizce
A kind of figs of superior quality
ELE
extinction event (from extinction-level event)
Türkçe - Türkçe
Elenmiş, seçilmiş olan. Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
Elenmiş, seçilmiş olan
Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
Elemek işi
eleme sınavı
Herhangi bir eğitim kurumuna başvuran istekliler arasından belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen iki aşamalı sınavdan ilki
Elemek
(Osmanlı Dönemi) SAFSAFA
elemek
Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek: "İşte deniz suyunun tuzunu eleyip çölü sulayıp kazanılan meralar."- H. Taner
elemek
Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek
elemek
İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak
elemek
Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek
elemek
Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak
elemek
Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak
ön eleme
Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme
eleme