zekîlik

listen to the pronunciation of zekîlik
Türkisch - Englisch
intellectuality
zeki
{s} intelligent

He doesn't seem to be a very intelligent boy. - Çok zeki bir çocuğa benzemiyor.

Jack is the most intelligent boy in the class. - Jack sınıftaki en zeki çocuktur.

zeki
{s} clever

He is cleverer than I. - O benden daha zekidir.

He is not less clever than his father is. - O, babasından daha az zeki değildir.

zekilik
cleverness
zekilik
astuteness
zekilik
smartness
zekilik
sharpness
zekilik
aptness
zekilik
incisiveness
zekilik
subtility
zekilik
shrewdness
zekilik
keenness
zekilik
intelligence
zekilik
subtlety
zeki
{s} smart

He is a very smart boy. - O, çok zeki bir çocuktur.

She's really smart, isn't she? - O sahiden zeki, değil mi?

zeki
brilliant

They all did brilliantly. - Onların hepsi zekice yaptı.

You're a brilliant photographer. - Sen zeki bir fotoğrafçısın.

zeki
clear
zeki
{s} bright

He is the brightest in the class. - Sınıfında en zeki öğrencidir.

He's brighter than they are. - O onlardan daha zeki.

zeki
intelligent, clever, brainy, bright, smart, swrewd, sharp, apt, discerning
zeki
intellectual

Besides being beautiful, she is kind and intellectual. - O, güzel olmanın yanında kibar ve zekidir.

zeki
astute

Tom was an astute businessman who made a lot of money. - Tom bir sürü para kazanmış zeki bir işadamıydı.

zeki
neat
zeki
{s} cute

He's very cute and he's really smart. - O çok sevimli ve o gerçekten zekidir.

zeki
sharpwitted
zeki
wideawake
zeki
clear eyed
zeki
quickwitted
zeki
{s} understanding
zeki
subtile
zeki
quick witted
zeki
{s} perceptional
zeki
keen
zeki
luminous
zeki
penetrative
zeki
nifty
zeki
longheaded
zeki
nimble witted
zeki
discerning
zeki
keen witted
zeki
as fresh as paint
zeki
quick of comprehension
zeki
brainy
zeki
penetrating
zeki
ingenious

The ingenious man received the prestigious award for the first time. - Zeki adam ilk kez prestij ödülü aldı.

zeki
{s} subtle
zeki
nimble
zeki
apt
zeki
quick
zeki
witted
zeki
brain

He is one of the best brains in our country. - Ülkemizdeki en zeki kimselerden biridir.

Books are children of the brain. - Kitaplar zeki kimsenin çocuklarıdır.

zeki
daedalian
zeki
shrewdest
zeki
knowledge
zeki
sharp-witted
zeki
sparkling
zeki
able-minded
zeki
clear-eyed
zeki
nimble-witted
zeki
hardhead
zeki
keen-witted
zeki
perceptive
zeki
sagacious
zeki
quick-witted
zeki
shrewd
zeki
adroit
zeki
acute

He's an acute businessman. - O zeki bir iş adamıdır.

zeki
sharp witted
zekilik
knowingness
zekilik
quick wittedness
zeki
{s} spiritual
zeki
quick on the trigger
zeki
{s} incisive
zeki
ıntelligent
zeki
{s} sapient
zeki
def
zeki
{s} perspicacious
Zeki
(isim) Intelligent, sharp, clever
zeki
sharp, clever, acute, quick-witted, bright
zeki
{s} sharp

Surely he is a sharp boy. - Kesinlikle o zeki bir çocuk.

His mind had lost its sharpness. - Onun aklı zekiliğini kaybetmiştir.

zeki
sense
Türkisch - Türkisch

Definition von zekîlik im Türkisch Türkisch wörterbuch

ZEKİ
(Osmanlı Dönemi) (YE) Zekâ sahibi. Çabuk anlayışlı
Zeki
ZEKALI
Zeki
dirayetli
Zeki
(Osmanlı Dönemi) KİYASET
zeki
Zekâ varlığı gösteren: "İnce, zeki bir kalemi vardı."- Y. Z. Ortaç
zeki
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, anlak, zeyrek. Çabuk ve kolay kavrayan: "Bildiğim, onun zeki bir genç olduğu ve ara sıra sevimli, ufak şiirler yazdığıdır."- M. Ş. Esendal
Zeki
anlaklı
zeki
Çabuk ve kolay kavrayan
zeki
Zekâ varlığı gösteren
zeki
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, anlak, zeyrek
zekîlik
Favoriten